. Padişah, “Vesikan var mı” diye sorunca, kadıncağız buruk bir tonla, “Yok efendim” demiş. Bunun üzerine padişah sert bir üslupla, “Öyleyse yardım da yok. Haydi başka kapıya!” deyip kadıncağızı sarayından kovuvermiş. Mahzun halde geri dönmüş o seyyide hanım. Bir vesileyle rastladığı zengin bir Mecusi’ye derdini anlatınca Mecusi’nin kalbi yumuşayıp, “Madem ki Peygamber evladısınız, size feda olsun” deyip bir ev, birkaç hizmetçi ve bol bol da yiyecek vermiş kendisine. O gece Belh padişahı rüyasında Peygamber efendimizi görmüş. Cennet gibi bir mekân, yeşillikler içinde köşkler ve kalabalık insanlar hayli merakını celbetmiş Padişahın ve “Bunlar nedir yâ Resûlullah?” diye sormuş.
- Şu gördüğün köşkler de saraylar da Müslümanlarındır.
- Ben de Müslümanım yâ Resûlallah, benim köşküm hangisi? Efendimiz sormuşlar:
- Vesikan var mı peki? Padişah cevap veremeden kan ter içindeymiş uyanmış. Derhal adamlarını çağırıp dün gelen o hanımı bulup getirmeleri için emir vermiş. Adamlar her yeri arayıp, sonunda Mecusinin evinde bulmuşlar o seyyide hanımı. Padişah bizzat gidip yalvarmasına rağmen Mecusi vermem diye diretmiş. Padişah ona bin altın teklif etmesi üzerine Mecusi, “Yüz bin altın versen de o seyyide hanımı sana vermem” demiş. Hayrete düşen Padişah nedenini sorması üzerine,
- Bu hanım, sonsuz saadetime sebep oldu benim. Dün bana gelip yardım istedi. Bütün ihtiyacını temin ettim. O anda kalbim değişti ve Müslüman oldum. Bu gece de Efendimizi rüyada gördüm. Cennet gibi bir yer, yeşillikler içinde köşkler, kalabalık insanlar vardı. Merak edip, “Bunlar nedir yâ Resûlallah?” diye sordum.
- Şu gördüklerin Müslümanlar. O köşkler de onlara ait, buyurdu. Arzettim ki: “Ben de Müslüman oldum yâ Resûlallah. Benim köşküm hangisidir?” Padişah hemen atıldı, “Vesika sordular mı?” diye..
. - Hayır, “Şu yeşil köşk de senin” buyurdular diye cevap verdi. Belh padişahı hatasını anlamış, ama iş işten çoktan geçmiş
Ashabılyemin