Aile; hem insanın kendisi ve hem de toplum için önemli müessesedir. Toplumun temel dinamiklerinden olan bu müessesenin sağlıklı işleyip işlememesi, onu oluşturan fertlere bağlıdır, eğer aile sağlıklı olursa toplumda sağlıklı olur ve aile çökerse toplumda çöker. İslam’ın istediği ideal manadaki aile modeli; fertlerin mutlu ve huzurlu olmalarının yanı sıra, rol dağılımı yapılmış, karşılıklı ilişkiler güçlü tutulmuş, daha çok aşkın ve manevî değerler (kendini yetiştirme gayreti, Allaha ulaşma isteği, güzel ahlak, kulluk…) ön plânda tutulmuştur, kişiler arası ilişkilerde maddî değerler (para, sosyal statü) arka plânda kalır.
Hiç şüphesiz her ailede bir takım problemler olabilmektedir, bu kaçınılmazdır, fakat manevi değerlerden yoksun ailelerde küçük bir problem diyalogların aksamasına neden olurken, İslami ailede vahim problemler daha az yaşanır. Sonuçta bu problemler karşılıklı konuşma, fikir alışverişinde bulunma, istekleri belirtme gibi yöntemlerle çözüle bilir. Bu sebeple aile fertleri, ailenin sağlıklı ve huzurlu bir yapısı olması için, bu konuya dikkat etmek zorundadırlar, yani aile içi münasebetlerde iletişim çok önemlidir.
Özellikle de yaşadığımız çağda aile içi iletişime çok daha fazla gereksinim duymaktayız, çünkü gelişen teknolojiyle birlikte teknolojinin insanı toplumdan soyutlaması da o denli çoğalmıştır. TV, bilgisayar, daha rahat bir yaşam için ekonomik güçlükler, yoğun çalışma şartları, şehir hayatı, alkol ve uyuşturucu… ile insan içine kapanık, ferdi zafiyet ve yalnız olmuştur. Bu sebeple aile fertlerini birbirinden koparan ve ailede diyalog aksamasına yol açan bütün bu olumsuzlukların yaşandığı günümüzde, aile bağlarını kuvvetlendiren ve aileyi bir arada tutmaya yardımcı olan aile içi iletişim daha da önem kazanmaktadır.
Bütün kötülüklerin kaynağı ve asıl nedeni olan gurur/kibir bu iletişime zarar veren ve engelleyen en büyük nedendir. Aile içinde iletişimi bozan kişilerde; çabuk öfkelenme, hemen tepki verme, duygularını kontrol edememe ve ben merkezli bir bakış açısı gibi özellikler görülmektedir. Bu tür insanlar aileyi dağılmaktan, mutsuz olmaktan ve özellikle de çocuklara kötü tesirler bırakmaması için biran önce anlayış, tevazu, alçakgönüllülük, fedakârlık ve başkalarını sevme gibi güzel sıfatlarla donanmalıdırlar. Bunun için nasıl ki, fiziksel hastalıkları için doktora gidiliyorsa ruhi hastalıklar için de bir âlimin yanına giderek kendisini düzeltmeye çalışmalıdır. Aksi takdirde sağlıklı olmayan aile içi iletişim, aileyi oluşturan üyelerin, özellikle de çocukların maddî-manevî sıkıntıları artacak, mutsuzlukları çoğalacak ve kendilerini iyi geliştiremeyeceklerdir.
Aile içi iletişimde; eşlerin birbirleriyle, çocuklarıyla, çocuklarında anne-babasıyla konuşma tarzı, beden dili, ses tonu ve kelime seçimi iletişimin temellerini oluşturmaktadır. Masum imamlarımızın aile yaşamına baktığımızda bunu açıkça görmekteyiz. O mübarek zatların bazı eşleri her ne kadar kötü ahlaklı olsalardı bile yine de onlarla tatlı dille, yumuşakça konuşurlardı. Kesinlikle zevcelerine karşı hiçbir zaman kötü söz söylememiş, onları rencide etmemişlerdi.
Evlilikte belki sevgiden de daha önemli olan saygıdır. Eşler arasında saygı olduğu sürece sevgide eksilmez, zaten saygının olmadığı yerde sevgi de olmaz. Bu yüzden aile içi diyalogda her zaman karşılıklı saygı korunmalı. Allah Resulü evlerinde hoşgörü, sevgi, ilgi ve şefkat ikliminde, ideal bir iletişim ortamında yaşamışlardır. Eş ve çocukların birer ilahi emanet olduğunu buyurarak onlara karşı şefkat ve merhamet ile yaklaşılmasını anlatmaya çalışmışlardır. Kuran da bütün müminlere tatlı dil (kavl-i leyyin) ile konuşulması emrini vermektedir.
Peki, aile içinde iyi bir iletişim yakalanamazsa ne gibi zararları olur? Bu sorunun cevabını herkes bilmektedir. Özelliklede çocukların başına gelen felaketler malumumuzdur. Bu tür ailelerde yetişen çocukların ruh dünyalarında, davranışlarında ve duygularında tamir edilmez bazı problemler oluşmaktadır. Böyle bir aile ortamında büyüyen çocuklar; içe dönük, öz güven eksikliği yaşayan, daha az iletişime giren, kaygılı, insanlar arası münasebetlerde başarısız, sosyal yönü sıkıntılı, şiddete eğilimli ve bazı davranış bozuklukları yaşayan çocuklardır. Anne-baba arasında iyi bir diyalog varsa, çocukların kendi aralarındaki diyalogun da iyi olduğu görülür. Her fert, anne-babasından gördüğü modeli şuuraltında muhafaza eder ve gelecekte kuracağı kişiler arası münasebetlerde bunları açığa çıkarır. Çocuklar, anne-babalarından nasıl bir tepki, tavır ve davranış gördüyse anne veya baba olduklarında, bunları kendi çocuklarına gösterirler. Öyleyse çocuklarımıza iyi örnek olalım.
Velhasıl aile içi iletişimde sözden çok amellerimizle çocuklara örnek olmalıyız. Büyük ahlak âlimlerinden olan Mirza Cevad Tebrizi’nin oğlu şöyle diyor: “Babam hiçbir zaman bize namaz kılın demedi, fakat namaza başlayacağı zaman büyük bir sevinçle abdest almaya giderdi, sonra en temiz elbiselerini giyer, seccadesini açar, namaza başlardı, sure ve dualarını büyük keyif alırcasına yavaş yavaş okurdu. Bizler onun bu haletini gördükten sonra hemen arkasında durarak namaz kılmak isterdik.”
Öyleyse ailede güzel bir iletişimi sağlamak için:
Öncelikle olumlu düşünmeli ve menfi düşüncelerden sakınılmalı;”Güzel gören, güzel düşünür; güzel düşünen, hayatından lezzet alır.'”
Daha çok dinleyen, destekleyen ve karşıdakinin sözünün bitmesini bekleyen bir tutum izlenmelidir. Günlük hayattaki davranışlarla insanlara, sevildikleri ve takdir edildikleri hissettirilmelidir.
Sürekli tatlı dil ve güler yüz ile konuşmanın karşıdaki kişiyi rahatlattığı ve onun tepkilerini yumuşattığı unutulmamalıdır. Göz teması kurup ideal bir ses tonu ile konuşarak karşıdaki insana değer verildiği hissettirilmelidir.
Diyalogun aksadığı durumlarda, tekrar düzeltilmesi ve eski hâline getirilmesi sürekli karşı taraftan beklenmemelidir.
Dedikodu, gıybet ve eleştiriden kaçınarak bu tür iletişim hastalıklarının aile içinde yayılmasına izin verilmemelidir. Bu türlü hataların aile içi iletişimi bozduğu unutulmamalıdır.
Aynı şekilde gurur ve kibir gibi kişilik arızalarının, karşıdaki insanı uzaklaştırdığı unutulmamalı, tevazu ve hoşgörü içinde bulunulmalıdır.
Kitap okuyan kişilerin iletişimde daha başarılı olduğu hesaba katılarak, düzenli kitap okunması için zaman ayrılmalıdır.
Özellikle büyükanne ve büyükbabaların aile içi diyaloglarda olumlu tesirleri çoktur. Onlara duyulan saygı ve sevginin aile içi tepki ve tavırlarda tesirli olduğu bir gerçektir.
Aile içi şiddetin aile bağlarını sarstığı ve şiddete uğrayan fertleri aileden kopardığı; aşırı kaygı, kuşku ve müdahalenin menfi iletişime sebebiyet verdiği hiçbir zaman unutulmamalıdır.
Ahlak Der Hanuvade Ve Terbiyeti Ferzend,Muhammed Necefi.
ÇEVİRİ . ZEHRANET