|
Geçmişte cin, şeytan veya devin insan bedenine girip onu etkilediğine inanılırdı. Yani insan normal halinden çıkıp alışılmadık davranışlarda bulunduğunda veya toplumdan uzaklaştığında onu cin çarptığını, şeytanın veya bir devin ona musallat olduğunu söylerlerdi. Böylelerine deli derlerdi. Böyle bir inanış maalesef günümüzde de var. Ruhsal hastalıklar söz konusu olduğunda, geçmişte kalan bu inanışın etkisiyle, halk bu kişiden kaçarak ona karşı olumsuz yaklaşımlarda bulunuyor. Oysaki ruhsal hastalıklar da bedensel hastalıklar gibi tedaviyi ve konunun uzmanlarına başvurmayı gerektirir. Fakat bedensel rahatsızlığa bağlı olmayan bir kalp çarpıntısı, uykusuzluk, ruhsal veya karı-koca arasındaki sorunlar için bir psikiyatriste başvurmaları gerektiğini düşünenler nedense bundan rahatsızlık duyuyorlar. Durumları çok kötüleşince de genellikle kalp-damar uzmanlarına gidiyorlar. Ama onlar da hastayı sonunda yine bir psikiyatriste gönderiyorlar. Hasta, bir psikiyatriste başvurmak zorunda ise bunu tanıdıklarından gizlemeye çalışıyor. Sorun büyüyüp durumu kötüleştiğinde, hastaneye yatılması gereken bir durum söz konusu olduğunda ise hem kendisi hem de ailesi bundan kaçınıyor. Çünkü aile, hem kendilerinin hem de toplumun o yanlış inancı yüzünden, ruhsal hastalık sebebiyle hastaneye yatmayı kendileri için bir utanç kaynağı olarak görüyorlar. Birçok ailenin bu korkudan dolayı hastasını gözlerden uzak, evde gizlediklerine şahit olmaktayız. Hastanın durumu iyice ağırlaşıp vahim hale gelince, artık onu eski durumuna çevirmek de maalesef mümkün olmuyor. Bedensel hastalıkların, soğuk algınlığından kansere kadar birçok çeşidi olduğu gibi ruhsal hastalıkların da hafifi ve şiddetlisi var. Çocuklarda uyum sorunu, gençlerde davranış bozuklukları, uyuşturucu kullanımı, kimlik bunalımı, karı-koca geçimsizlikleri, zihinsel özürlü çocukların davranışlarındaki sorunlar gibi. Bütün buların tedaviye ihtiyacı var. Bu tedavi ruhsal tedavidir. Ruhsal tedavi, zamanında ve hızlı yapılırsa hastanın hastaneye yatırılmasına gerek kalmaz. En azından hastalığın kronikleşmesine engel olunur. Hastaların yanlış düşüncesi, tedavinin gecikmesine neden olmanın yanında, ailelerin böyle hastalıklara ve hastalara destek vermek bir yana, onları dışlamalarına sebep oluyor. Halbuki araştırmalar gözler önüne seriyor ki, aileler, hastanın sorunlarını bilip onu desteklerse, en kötü ruhsal sorunlar bile, beş kat daha çabuk iyileşme belirtileri göstermekte. Diğer bir yanlış düşünce de kullanılan ilaçlar konusunda. Ruhsal sorunların bazılarında ilaç kullanılması gerekiyor. Bu ilaçlar bittikten sonra “insanı bağımlı yapar bu yüzden hasta onu devamlı kullanmak zorunda kalır veya akla zarar verir” gibi yanlış düşünceler var. Başka bir sorun da, hastaların ilaçların neden hemen etkisini göstermediği konusunda. “Ateş düşürücü ilaç etkisini hemen gösterirken bu ilaçlar niye bu kadar hızlı etki etmiyor?” düşüncesiyle bu ilaçların da aynı hızla etki etmesini bekliyorlar. Ruhsal bozukluklar bedenin sisteminde meydana gelen bir takım değişiklerdir. Istırap, moral bozukluğu, bunalım, uyku düzensizliği, bedenî zaafların artması, zihinsel kontrolün azalması, çevreyle bağları koparmak vs. şeklinde olabilirler. Bu rahatsızlıklar, insanın beden ve beyninde kimyasal ve biyokimyasal değişikliklerin göstergesi olduğu için normal duruma dönmek de yavaş yavaş gerçekleşecektir. Yani bu değişikliklerin giderilmesi için zamana ihtiyaç vardır. Birçok bozukluk 4–6 haftalık süre sonunda düzelir. Bazıları ise 6–12 hafta sürebilir. Ayrıca iyileştikten sonra hastalığın nüksetmemesi için en az altı ay daha ilaca devam edilmelidir. İlaç kullanımı, daha sonra doktor gözetiminde yavaş yavaş azaltılabilir. Bu zaman aralıkları tüm ruhsal bozukluklar için değildir. Sadece bir kısmı için geçerlidir. Birçoğunun ilaçlı tedaviye ihtiyacı yoktur bile. Danışarak ve ilaç kullanarak -dini inançlar da ön plana çıkarılırsa- iyileşme çabuklaşır. Son olarak şunu da ekleyelim. Herkesin bedenî hastalıklara yakalanma ihtimali kadar ruhsal birtakım sorunlar yaşama ihtimali de vardır. Unutmayalım ki tedaviden kaçmak ya da sorunu görmezlikten gelmek hiçbir derde derman değildir
zehranet
|