Müslümanlar bu haksızlıklara karşı her zaman direnmelidir, işgalci İsrail o topraklardan gidene kadar mücadelenin bitmemesi gerekir. Ancak bu şekilde eski güçlerine ve onurlarına kavuşa bilirler.
Siyonistlerin insaflı davranacaklarını düşünmek, onlarla iş birliği yapmak hiçbir zaman mazlum Filistin halkının lehine olmayacaktır, zira yüce Allah Kuran’ında kâfirlerin hiçbir zaman Müslümanların iyiliğini istemeyeceği ve her zaman onları yok etmeye çalışacağını defalarca buyurmuştur. Ama maalesef Filistin’deki bazı gruplar İslam’ın bu özünden yoksunlar, binlerce kardeşini öldürenlerle el ele vermekten çekinmemekte ve onlarla aynı masaya oturabilmekteler.
Şükürler olsun ki son yıllarda Siyonistlerle müzakerenin faydasız hatta Filistin halkının zararına olduğunu anlayan gayretli Müslümanlar direnişlerine kararlılıkla devam etmişlerdir. Bu düşünce de olan ve hedefi topraklarını işgalcilerden geri almak olan Hamas, hiç kimsenin beklemediği bir şekilde seçimlerden başarılı bir şekilde çıktı. Amerika ve Siyonist kanat Hamas’ın seçim galibiyeti ve yöneticilerinin gösterdikleri başarı karşısında şaşkına döndüler. Ve Hamas onların hain planları için en büyük engellerden biri olmaya başladı.
Hamas'ı saf dışı bırakmak için kendileri niye zahmet etsinler ki, öz Muhammedi İslam’dan habersiz satılmışlar, bunu onların yerine yapacaktı ve böylece düşman karşısında birlik olması gereken Müslümanlar arasında çatışmalar ve çekişmeler baş göstermeye başladı. Daha düne kadar el-Fetih yönetiminin hapishanelerinde olan birçok şahıs şimdi idareyi ele geçirmişti ve bunun onlar açısından kabul edilebilecek bir tarafı yoktu. Bundan dolayı el-Fetih'in bazı ileri gelenleri durum ne olursa olsun velev Filistin halkı ekonomik darboğazın eşiğine gelse de, İsrail bundan kazançlı çıksa da, Hamas’ı saf dışı bırakmak için İsrail'in de gizli desteğiyle komplolarla darbe yapılması gerektiği fikrini ön plana çıkardılar.
Filistin'de herkesi bir araya toplayacak lider yok, birlik yok, İsrail de bunun ciddi anlamda farkındadır ve birliğin oluşturulmaması için elinden ne geliyorsa yapmaktadır. El Fetih’e İsrail tarafından yapılan silah yardımlarını hatırlayalım ya da Filistin içindeki işbirlikçilerinin İsrail’e hizmetlerini. İsrail kendi menfaatleri doğrultusunda Filistin içindeki dengeleri bozma adına ne gerekiyorsa yapmaktadır ve son gelişmeler bunda ne kadar başarılı olduğunu göstermektedir.
Sadece Filistin’deki el-Fetih değil, dünya Müslümanları da aynı gaflet içinde, Arap devletleri de ve bugün Türkiye’de. Ne oldu bizlere binlerce kardeşimizi yarım asırdan fazladır öldüren kan emicilere elimizi uzatmaya başladık. Bu Müslümanların zaafı değil mi, kendilerini bir avuç Siyonist karşısında küçük görmeli ve İslam’ı anlamamaları?
Bu bir tarafa Türkiye verdiği sözde de durmuyor, daha dün Hamas ile Gazze'ye sanayi bölgesi kurulması için anlaşma yapmıştı, oysa bugün o anlaşmayı iptal ederek Abbas ile imzaladı ve sanayi projesini Batı Şeria'da kuracağını açıkladı.
Böylece Türkiye’de Hamas'ı saf dışı bıraktı, Amerika ve İsrail’in istediği gibi tüm yardımların Abbas yönetiminin almasını sağladı, Hamas ise bir darbe de Müslüman Türkiye’den aldı. Halit Meşal’e vereceği bir milyon dolarlık yardımı da ABD kuklası Abbas’a verdi.
Erdoğan hükümeti ve Gül bunları yapmakla da kalmadı, bu ikisinin Türkiye meclisinde konuşmasına izin verdi. Bu hem Türk milletine ve hem de Filistin milletine karşı yapılmış bir hakarettir.
Hamas dünya Müslümanlarının yardımını beklerken, gene Müslümanlar tarafından ölüme mahkûm edilmektedir. Meclis, Perez gibi bir katile konuşma hakkı vermekle, zaten resmen tanımış olduğu İsrail’i katmerleşerek onaylamakta, sınırlarımızı ihlal ettiğini görmezden gelmede ve Lübnan katliamının üzerinden bir yıl geçmeden bu şekilde ödüllendirmededir.
Dünyadaki bütün mustazaf kıyamların tek destekleyicisi, Hamas'ın yanında tek başına yer alan İran’ı da basın toplantısında terörist olarak nitelendirmesi, dünya için tehlike addetmesi ve tüm bu sözler karşısında Gül’ün sessizce dinlemesi, hiçbir itirazda bulunmaması nasılda Amerikancı bir Müslüman olduklarını göstermektedir. Bu yüzden Türkiye’deki seküler çevreler sakın korkmasın, gerçekten de Gül ve Erdoğan değişti, takiyye yapmamaktalar.
Sonra mecliste , “Yahudiler ve İsrail devleti için ülkenizin her zaman yanımızda olacağına inanıyorum” dedi ve meclistekiler de alkışladı.
Ne Gül ne Erdoğan ve ne de diğerleri bir tek gerçeği bile söylemedi, kimse dökülen kanların, çektirilen acıların, yapılan zulümlerin, onca şehidin ve yetimin hesabını sormadı, hesabını sormadı hiç bu katil ve onun işbirlikçisiyle yan yana oldular. Ayakta alkışladılar, bağımsızlıkları ile birlikte hava sahamızın ihlal edildiğini de unuttular.
Tabii ki bu yaşananlarda dünya Müslümanları suçlu olduğu kadar Filistin’in kendi halkı da suçludur. Kıyamet gününde yüce Allah hem mazlumu ve hem de zalimi hesaba çekermiş, mazlumu da zulme razı olduğu için.
Elbette Abbas’ı hala başta tutanların, kardeşkanı akıtanların, kâfirlerle işbirlikçi olanların, onların yanında yer alıp, Müslümanları küçük düşürenlerin hesabı ağır olacaktır.
“(Resûlüm!) Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.”
HAZIRLAYAN : ZEHRANET