Baba ve anneler çocuklarının bu ihtiyaçlarına cevap vermelidirler. Onlarla iletişim kurarak ilahi dünya görüşünü onlara öğretmelidirler, aksi takdirde yanlış yerlerde ve yanlış insanlardan tüm yaşamını etkileyecek yanlış düşünceleri alacaklardır. Ebeveyn, evladına hayat iksiri aşılamalı, onu ruh yüceliğine ulaştırmalı, davranışlarında doğruluk için düzgün inanç sistemini verebilmelidir.
Bununda yolu iyi iletişimden geçer, eğer evladınızla iyi bir iletişim kuramamışsanız ondan şikâyet etmeye hakkınız yoktur, okuyup, düşünmediğini tenkide hakkınız yoktur. O, kendisiyle samimi olan bir ana-baba görmedi, kendisine bir inayet eli uzanmadı; uzansaydı öpüp başına koyacaktı ve getirilen şeyi kabul edecekti. Ne var ki, insafla düşündüğümüz zaman, ona ciddî hiçbir şey vermediğimizi göreceğiz.
Gençlerde bazı eksiklikler ve kusurlar görenler, bunun sorumlularının sadece gençler olmadığını, bu konuda anne-baba, arkadaş, çevre, okul, sistem ve yönetimin olumsuz katkısı olabileceğini de göz önünde bulundurmalıdırlar. Kendi kusurlarını gençlere yükleyenler sadece kendilerini aldatmaktadırlar. Görevimiz; sevgili Peygamberimiz ve İmamlarımız gibi gençliğe kucak açmak, gençlerin maddî-manevî problemleriyle ilgilenmek, temel İslâmî prensiplerden taviz vermeden gençliğe destek olmak ve onlarla iyi dostluk/arkadaşlık kurmaktır.
Ergenlik çağındaki çocuğunuzun sizden uzaklaşması ve içine kapanık olması çok doğaldır, o uzaklaşacaktır sizde yaklaşmalısınız, o anlatmayacak siz ise konuşmasını sağlamalısınız. Aslında çocuğunuzun size anlatmak istediği ve sizinle konuşmayı arzuladığı çok şey var, lakin hem sizin davranışlarınız ve hem de kendisine olan özgüvenini yitirmesi iletişim kurmanızı engellemektedir. Ergenlik dönemindeki genciniz; büyüklerin güzel şekilde konuşup, içlerindekini anlata bildiğini, ama kendisinin bunu başaramadığını zanneder. Öyleyse çocuğunuz sizinle konuşmuyor ve içine kapanık duruyorsa, bu özgüvenini kaybettiği içindir, sizin bunu yeniden kazandırmanız gerekir.
Bunun içinde gençler ailelerinden en fazla sevgi beklemektedirler, tabii ki ailelerde evlatlarını çok sevmekte, peki bunu göstere bilmekteler mi? Gençler de sevildiklerini biliyorlar, lakin sorun bunu hissedememeleri. Sevildiğinizi bilmek ile hissetmek arasında çok büyük fark vardır ve kendinize olan güveninizi en çok etkileyen sevildiğinizi hissedebilmektir. Kendine güven duymak yaşamda mutlu olmak için gereken en önemli faktörlerden biridir. Gençlerin kendileri hakkındaki düşünceleri ve duyguları aileleri tarafından onlara verilir. Dolayısıyla aileler gençlerinin onları sevdiklerini hissetmelerini sağlamalıdırlar.
Gençlerin hissettiği bazı ortak duygular şunlardır: Yargılanmış, kritize edilmiş, baskı altında, küçümsenmiş, sorgulanmış, alay edilmiş, önemsenmemiş, hapsedilmiş, zorlanmış, tehdit edilmiş, horlanmış, cezalandırılmış, suçlanmış, anlaşılmamış, güvenilmeyen, saygı duyulmayan, desteklenmeyen, duyulmayan, görülmeyen, önemsenmeyen, umursanmayan...
Siz ebeveyn olarak (özellikle de babalar) bu haletleri çocuğunuzun psikolojisinden uzaklaştırmalısınız, onlarla arkadaş olmalısınız, öyleyse güzel ve dostane bir iletişim için şunları yapmayı deyin:
1- İlk olarak şunu asla unutmayın: gençlerin ergenlik döneminde ebeveyni ile iletişim kurmaları zorlaşmaya başlar, pek açılmak istemezler ve karşılaştıkları meseleleri söylemekten sakınırlar, bu çok normaldir, anlayışla karşılamalısınız.
2- Çocuğunuza zaman ayırın, çocuğunuza verebileceğiniz en iyi hediye zamandır, Ona zaman ayırmalısınız.
3- Çocuğunuzla iletişim kurmaya çalışın, onların sizle konuşmasını sağlayın. Hiçbir zaman sizin düşünce ve isteklerinizi kabul edip, yapmaya zorlamayın.
4- Çocuğunuza gerçekten güvenin ve bunu ona hissettirin. Çocuğunuz ancak sizin ona güvendiğiniz kadar başarılı olur. Eğer ona güvenmezseniz onun öğrenme kapasitesini azaltmış olursunuz. Çocuğun kendisine güven duygusunu geliştirmenin bir yolu da ona başarılarını hatırlatmaktan geçer. ( okulundan almış aldığı takdir, teşekkür, vb belgeleri çerçeveletmek gibi)
5- Çocuğunuzla vakit geçirmek bu vesileyle de onunla konuşmak için fırsat kollayın. Beraber okula gidin, dışarıda biraz gezin yahut ev işlerinde ondan yardım isteyin, çünkü onunla konuşa bilmek için onunla olmanız gerekir. Kesinlikle odasında televizyon bulundurmayın, aksi takdirde vaktinin çoğunu sizinle geçirmek yerine televizyon izlemekle geçirecektir.
6- Onların hoşlandıkları konular hakkında konuşun. Spor, otomobil veya futbol gibi.
7- Daha çok onaylamaya çalışın ve söylediklerine hemen karşı gelmeyin. Başarısızlıklarını, yanlışlarını ve yersiz davranışlarını sürekli yüzlerine vurmayın bunun yerine başarılarını hatırlatarak, takdir edin.
8- Çok konuşmayın daha çok dinleyin. Sürekli öğüt vermek, haddinden fazla açıklamada bulunup, sorular sormak onu sıkacaktır, buda sizinle olan iletişimini kötü yönde etkileyecektir.
9- Her insan gibi, çocuklar da çok farklı özelliklere ve karakterlere sahiptirler. Bazıları çabuk kırılmakta, çok konuşmakta, yaramaz veya utangaç olmaktadır, bu yüzden Onu yaşıtlarıyla karşılaştırırken, ferdi özelliklerine de dikkat edin.
10- İyimser olun; iyi bir anne-baba hiçbir zaman kötümser olmamalıdır. Umudunuz varsa ve bunu çocuk anlıyorsa o zaman doğru yoldasınız demektir. Çocuk okulda veya sınavlarda bazen başarısızlıklar yasayabilir, ancak bunlar doğru kullanıldığı zaman başarı yolunda kullanılabilecek birer araç olurlar.
11- Sorunlu birçok genç, anne ve babalarının onlarla ilgilenmediği ve hiçbir zaman onlarla oturup düzgün konuşmadıklarından yakınmaktadır. Her şey karşılıklıdır, öncelikle size güvenebileceğini gösterin, ona vakit ayırarak konuşmasına izin verin.
12- Onun düşüncelerine ve görüşlerine saygı gösterin. Her ne kadar yanlış olsa da baştan silip atmanız ve her şeyine karşı gelmeniz onu size karşı soğutacaktır, fakat sakin bir şekilde karşı tarafı dinlenmek, bazı konularda hak vermek, düşüncelerine saygı göstermek ve sonrasında doğru olanı anlatmak gerekir. Ancak bu şekilde sizin doğru düşüncelerinizi kabul edecektir. Derin bir nefes çekin ve onun da söyleyeceklerinin değerli olduğunu kendinize kabullendirin.
13- Bazen beraberce yalnız olmaya çalışın, eğer eviniz kalabalıksa ve yalnız kalamıyorsanız, dışarıda bir şeyler içmek, parka gitmek v.b bahanelerle onunla yalnız kalmaya çalışın.
14- Sorunları ortaklaşa halledin; bazı konularda anlaşmazlığa düşmeniz kaçınılmazdır, sizin dediklerinizi de yapmadığı takdirde baskı uygulamayın, ortak bir kanıya varmak için beraberce oturup konuşun. Yani bir çeşit anlaşmaya varın. Örneğin siz ona; “ben hemen bu akşam odanı temizlemeni istiyorum” derseniz oda size; “hayır temizleyemem, şimdi arkadaşıma gidiyorum” diye cevap verecektir. Bunun için iyisi mi siz tatlı dille “odanın bu kadar dağınık olması hiç hoşuma gitmiyor, ne zaman temizleyip, düzelte bilirsin?” deyin, bu şekilde bir anlaşma yolu açmış olacaksınızdır.
15- Onu konuşmaya itecek sorular sorun; insanlar hiçbir zaman sürekli dinlemekten hoşlanmazlar, herkes bir şekilde konuşan olmak ister. Bazen sizde ona sorular sorarak konuşmasına izin verin. Sorularınız evet veya hayır cevabı alacak şekilde olmasın, daha fazla konuşa bileceği şekilde sorun, mesela: “bu gün Türkçe dersinde neler yaptın?” gibi
16- Kendi düşünce ve görüşlerinizi kabul etmesi için ona baskı yapmayın; zorla bir şeyi kabullendirmek istediğinizde, asla kabule etmeyeceğini ve hemen karşılık vereceğini kesin bilin.
17- Sizinle konuştuğunda samimiyetinizi gösterin, yürekten onu dinlediğinizi ve sıkılmadığınızı belli ettirin.
18- Çok önemli bazı sorunlarla ilgili onunla konuşmanız gerektiğinde, ikinizin de sakin olduğu zamanı seçin.
Kilithayi Reftar Ba Nucevanan
ÇEVİRİ : ZEHRANET