KATEGORİLER

FOTO GALERİ

Zulüm Baki Kalmaz
Resimlerle Irak
Yorumsuz
Aziz İmam (r.a)
Kuranda adı geçen bitkiler
Kuranda adı geçen hayvanlar

ANKET

Yönetici :..

Obamayı Nasıl Değerlendiriyorsunuz?

Seçenekler
Bush gibi olacak
Bush u aratacak
Dünya için faydalı şeyler yapacak

Sonuçları Göster

BOYKOT

 

SİTENİZE EKLEYİN

REKLAM

Sitenize Ekleyin

 

 
 
Ümit ve aile başarısındaki ilişki
 
 
Ümitsiz insanın özelliği şudur; her zaman ”amacıma ulaşamam”, ”geleceğim aydınlık değil”, ”yaşamımda mutlu

12/12/2006

Herkesin yaşantısında kendi geleceğine yönelik bir takım planları vardır. Kişi program yaparak, belki de hayaller kurarak bu planlarını gerçekleştirmeye uğraşır. İnsanı ayakta tutan ümittir ve ümitle çabalamaktadır. Anne çocuğuna ümitle süt vermekte, çiftçi ümitle tohum ekmekte, sanatçı sanatını faydalı olma ve gelişme ümidiyle yapmakta, genç saadetli ve mutlu olmak ümidiyle evlenmekte ve ailesinden ayrılmakta, hasta iyileşmek ve hastalığının kökünü kazımak ümidiyle bıçak altına yatmakta veya acı ilacı içmektedir. Çünkü insanın fıtratı ümit üzerine kuruludur. Bu fıtrat, insan, asıl gidişatından uzaklaşıp çeşitli etkenlerden dolayı ümitsizliğe düştüğü zaman değişir. Toplumun en küçük birimi olan ve insanın bireysel ve toplumsal kişiliğini belirleyen aile, ümit kıvılcımlarının oluşmasıyla başarıya ulaşır. Zira ancak ümidin ışığı altında mutlu ve çalışkan çocuklara sahip olunabilir ve onlar fıtrat ve duygudan esinlenen ilmi metotlarla eğitilir, aydınlık geleceğe hazırlanırlar. Çocuk, ailede hedefli olanın metodunu yapmayı, onunla birlikte çalışmayı ve ciddiyeti öğrenir. Ümit ve bağlılık onları derinleştirir.
Bunun tersinde ise; sorumsuzluk, bağımlılık, ders başarısının düşmesi, ahlaki bozukluklar, boşluk, herhangi bir hedefinin olmaması, yanlış eğitim ve çocuklardaki ümidin körelmesinden kaynaklanır.
Şu noktayı hatırlatmak gereklidir. Ümit, irade ve dakik bir program yapmakla başarıya ulaştırır. Yoksa gelecek arzu edilen seraptan başka bir şey olmayacaktır.
Evhamlı ve zayıf iradeli insan elindeki fırsatları değerlendiremediği gibi, başkalarına da engel olur. İçindeki ilerlemenin önüne bir set çeker. O “yapamıyorum, olmuyor” gibi kelimelerle sönük ve hareketsiz bir şekilde köşesine çekilir. Başkalarını da ümitsizliğe düşürür.
Napolyon gibiler bize ölçü değiller, ama hedefi uğruna büyük zaferler kazanmış biri olarak diyordu ki “ ‘Olmuyor’ kelimesi sözlüklerden silinmelidir. ” O, ”yapamıyorum”, “bilmiyorum”, “olmuyor” sözcüklerinde çok sıkılıyor ve diyordu ki “İşte olur.”
Acaba anne ve babaların olumlu ve olumsuz telkinlerinin ve görüşlerinin çocuklarının üzerinde ne gibi etkileri olduğunu gözlemlediniz mi hiç? Onlar ümidi soldurmak, geleceği karanlık göstermek, insanların ve toplumun ileri gelenlerini kötülemekle gençlerin iradelerini zayıflatır, yaşamı hedefsiz, İslami ve manevi değerleri önemsiz gösterir. Sonunda düşmanların kültürel ve askeri saldırılarına ortam hazırlarlar.

ÜMİT ve ARZU ARASINDAKİ FARK
Ümit, gelecekte gerçekleşme imkanı olan istektir. Gerçekleşme imkanı olduğundan ister istemez ya gerçekler ya da değişebilir temeller üzerine kurulmuştur. Dolayısıyla ümit öyle bir ruhsal olaydır ki, ne kadar çok gerçeklere dayanırsa o kadar çok faydalı ve harekete geçiricidir. Oysa arzu öyle değil. Arzu “keşke şöyle olsa”, ”keşke bu şekilde gerçekleşebilse” gibi cümlelerle ortaya konur. Bu yüzden arzu, şu anda gerçekleşemeyen bir çeşit istektir. İleride bazı sebeplerden dolayı gerçekleşse de onlardan bir eser görünmemektedir. Onun için insan uzun süreli arzularında beyinsel enerjisini, yapmacık sebepler üretmek, gerçeklerin yerini değiştirmek ve eksiltmek, akılcı olmayan gerçekleri yok etmekte kullanmaya mecburdur. Bu açıklamaya göre arzu, gerçekleşemeyecek bir istektir. Bu yüzden olumsuzlukların kaynağı olabileceği gibi, şu anki vazifelerini de ihmale de sebep olabilir. İmam Seccad (a.s) bir münacatında şöyle buyuruyor: “Örtülü(kabul olmayan) duadan ve yalancı ümitten sana sığınırım.”
Gerçekçi olmayan ve uzun arzular, insanı Allahtan uzaklaştırır, eğitsel ve manevi ortamları ortadan kaldırır. Allah-u Teala, Hz. Musa(a.s)’a şöyle buyurdu: ”Ey Musa! Dünyada uzun arzulara kapılma; yoksa taş kalpli olursun.”

YAPICI ÜMİT
Allah’a ümit bağlamak ve ona hüsn-ü zanda bulunmak birçok bireysel, toplumsal, maddi ve manevi başarının sırrıdır. Bu sözcüğün İslam’ın eğitici kültüründe önemli bir yeri vardır. Kur’an-ı Kerim’de Allah’a ümit bağlamak teşvik edilmiş, onun rahmetinden ümitsizliğe düşmek ise kınanmıştır. Günahlardan, şefkatli bir şekilde Allah’ın rahmetine ümit bağlayarak, kötü yoldan dönmelerini ve tövbe etmelerini istenmiştir. Bu, hak yoldan sapmış insanların Hakk’a yönlemelerinin tek yoludur.
Allah-u Teala, Kur’an-ı Kerim de şöyle buyuruyor: “Deki: Ey nefislerine uyup hadden aşırı hareket eden kullarım, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin; şüphe yok ki Allah, bütün suçları örter, şüphe yok ki O, suçları örter, rahimdir.”
Bu ayette, Allah-u Teala günahkarlara “kullarım” diye hitap etmiştir.
Bu Allahın kullarının saadet ve kurtuluşu için yaptığı bir lütuftur.
Bazılarının şöyle dediğini görmüşsünüzdür mutlaka: “Ümitsiz insanlar değiliz, ama başarılı da olamıyoruz; imanlı ve takvalı olmak istiyoruz, insanlara hizmet etmek istiyoruz, ders okumak istiyoruz, ama engel nedir ve nasıl başarılı olacağız bilmiyoruz.

BAŞARMA GÜCÜ VE BAŞARISIZLIK
Başarı insanın, ister maddi, ister manevi konularda olsun, elde etmek istediği şeydir. Başarının yeteneğe bağlı olmadığı, aksine insanın ciddiyet ve azmine bağlı olduğu açıktır. Bu yüzden takvalı insan, irade, kalp, düşünce ve nefsani isteklerin girişlerini kontrol etmekte çaba gösteren kimsedir. Başarılı aile, çocuklarının bütün hareket ve davranışını ciddiyetle ve devamlı kontrol eden, onların eğitimi için gerekli harcamayı yapan ailedir. Böylelikle çocuk arkadaş ve dost çevresinden gelecek saptamalara karşı korunacak, İslami ve insani değerlerin göstergesi olacaktır.
Mutlu bir evlilik, karı-koca haklarını bilmenin yanı sıra yaşama neşe vermek, eşinin gönlünü hoş tutmak, katlandığı zahmetlerinin değerini bilmek, görüşüne saygı göstermek ve makul bir şekilde isteklerini karşılamakla olur ancak.
Biri Resulullah (s.a.v)’in yanına gelerek dedi ki: “Karım, ne zaman eve gelsem beni karşılar, evden çıktığım zaman beni uğurlar üzüntülü olduğumu görünce ‘Neden üzgünsün?’ der, ‘eğer rızkın(geçimin) için üzülüyorsan bil ki, rızkı kefil olan Allah’tır, eğer ahiret ve kıyametin için üzülüyorsan Allah üzüntünü artırsın.’ ”
Resulullah (s.a.v) ona şöyle buyurdu: “Allah’ın memurları vardır, bu kadın o memurlardandır. Ve bir şehidin sevabının yarısını alıyor” .
Bu kadının başarısı, kocasına olan vazifelerini yerine getirirken sahip olduğu güçlü iradeye bağlıdır.
Güçlü bir iradeyle amacına doğru hareket eden ulaşabilir.
Leyla’nın yolunda tehlikeler çoktur. İlk adımın şartı Mecnun olmaktır.
Belirtmek gerekir ki yaşam satranç tahtası gibidir. Sizin karşınızdaki rakip zamandır, harekete geçmezseniz ve taşlarınızı zamanında oynamazsanız, taşlarınızı arka arkaya kaybedersiniz. Öyle bir rakiple oyun oynuyorsunuz ki asla durmaz ve kararsız değildir.

ÜMİTSİZ İNSANIN ÖZELLİKLERİ
Ümitsiz insanın özelliği şudur; her zaman ”amacıma ulaşamam”, ”geleceğim aydınlık değil”, ”yaşamımda mutlu olmayacağım”, ”Allah benim tövbemi kabul etmez” gibi ve onlarca yanlış faraziyeye sahip olmak. Bunlar, kendilerindeki ümidi öldürüp geleceği belirsiz ve karanlık tasavvur ederek, ölüler haline geliyorlar. Köşelerine çekilir ve topluma karşı suizanda bulunurlar. Ümitsiz ve başarısız insanlar, genellikle eksiklik ve kayıplarına hep bir kılıf bulurlar.
Örneğin diyorlar ki;
- Eğer kadın, çoluk çocuk derdim olmasaydı
- Eğer sağlıklı olsaydım
- Şartlar uygun olsaydı
- Genç olsaydım
- Bir yardımcım olsaydı
- Ailem beni anlamış olsaydı
- Karar alma gücüm olsaydı
- Şansım olsaydı
- Gerçekleri tanıma cesaretim olsaydı, ayıbımı bilir onu giderirdim.
Hepimiz biliyoruz ki bütün bunlar bahanedir. Birçok kadın ve erkek, çocukları olmalarına rağmen başarılar elde etmişlerdir. Birçok malul, yaşlı ve zor şartlar altında yaşayanlar var ki kimseden yardım almadan ilerleme kaydetmişlerdir.
Son bahane önemlidir. Maddeye bağlı olmak, fıtratın bozulması, şeytanın tuzağına düşmekle, insan kendini ve ayıplarını tanıma gücünü kaybeder, eğitim ortamı, maddi ve manevi gelişmeleri zaafa uğrar.

ÜMİTSİZLİĞİN VE RUHSAL ENDİŞELERİN DERMANI
Birçok bedensel hastalığın kaynağının ruhsal sorunlar, moral bozukluğu ve ümitsizlik olduğunu şimdiye kadar anlamış olmalısınız. Beden ve ruhun yorgunluğunun nedeni kınanmak, sinirlenmek, başkaları tarafından değerinin bilinmemesi, acelecilik ve strestir. Bunlar insanın faaliyetlerini yavaşlatır, insanı bilinmeyen hastalıklara düşürür. Endişe, insanın kaslarını, kalbini, midesini… rahatsız eder, ağrı verir. Kas uzmanlarından biri diyor ki: “Keder, ekonomik sıkıntılar, yalnızlık, devamlı düşünceli olmak kasların şişmesine neden olur.”
Peki, ne yapmak lazım? Ruhsal sorun ve onun etkilerinden nasıl kurtulabiliriz? İnsan kendini nasıl sakin, mutlu, ümitli ve canlı bir insan haline getirebilir?
Ümitsizliği gidermek, ruhsal sorunları azaltmak için bazı tavsiyeler vardır. Aşağıda onların bir kaçını örnek veriyoruz;
1-İşlerinde Allaha tevekkül etmek.
Tevekkül, maddi sebepleri kullandıktan sonra bir işi yapmaya karar vermektir. Görüş açıları ve düşüncelerini maddi hesap, imkan ve vesilelerle sınırlayanlar, Allah’ın iradesinden habersiz olduklarından ümitsizliğe ve ruhsal bunalımlara girmektedirler. Ama Allahın sonsuz kudretine, O’nun kulları daima gözettiğine, insanların iyiliğini istemekten başka bir şey istemediğine iman etmek ümidi güçlendirir. Allaha dayanıp tevekkül edenlerin dünya görüşü şudur: Rızkı artırma, eksiltme, fayda ve zarar yalnız senin elindedir, başkasının değil.”
Kur’an-ı Kerim şöyle buyuruyor: “İyice bilin ki gönüller, Allah’ı anmakla yatışır, kuvvet bulur.
Allah’tan yüz çevirmek ve onu unutmak hedefsiz olmaya, ruhsal güvensizliklere neden olur.” Allah-u Teala buna şöyle işaret ediyor:
“Beni anmadan yüz çevirene gelince: Dünyada ona dar bir geçim var.”
Dar geçim, boşlukta olma hissi ve hedefsiz olmanın nedeni aslında manevi eksiklik, ruhun gıdasını almaması, geleceğe ümitli bakamaması, var olan imkanların görememesi ve maddiyata haddinden fazla bağlılıktan kaynaklanır. Allah’tan habersiz olan toplumlara baktığımızda durum bundan daha vahimdir. Onlar bilim ve teknolojide şaşırtıcı şekilde büyük ilerlemeler kaydetmeleri ve çok müreffeh bir yaşam sürmelerine rağmen hep stres ve bunalımlar içindeler. Acayip bir dar boğaza girmişler ve kendilerini zindanda görüyorlar. Herkes birbirinden korkuyor, kimsenin kimseye güveni yok. İlişkiler şahsi menfaatlere dayalı.
Dr.Billy Graham diyor ki: “Günümüz gençliği, geçmiş nesillerle mukayese edildiğinde okuma seviyesi yüksek, zevkleri olan akıllı nesil sayılmaktadırlar. Ama neden hep güvensizlik hissine kapılmış, sıkıntılılar ve memnun değiller? Onlar gerçekten ne istiyorlar?” Bunlar dünyanın bütün ülkelerinde sorulan sorulardır. Aynı şahıs, ”İnanç ve Güçlü Bir İman” adlı yazısında ümitsizlik, bozukluk ve memnuniyetsizliğin en büyük faktörünün inanç ve iman eksikliğinden kaynaklandığını söylüyor. O şöyle yazıyor: “İtiraf etmemiz gerekir ki, gençlere ‘iman ve inanç’ vermekte çok eksik kaldık.”
Yaşamın hassas aşamalarında, toplumsal ve bireysel sorunların doruğunda, Allah’a iman ve tevekkül gibi doğru yöntemlerle ruhsal huzur ve denge korunur.
2-Dertleşebileceğiniz, sıkıntılarınızı, endişelerinizi anlatabileceğiniz, yardım isteyebileceğiniz, sizin için bir şey yapmasa bile, güvendiğiniz kişilerle konuşmak, bu ıstırap ve endişelerinizi hemen sakinleştirecektir.
3-Servet, ev, iş, eş ve çocuklar gibi sahip olduğunuz şeylere razı olun, çevrenizdeki akraba, eş ve dostlarınızın değer ve iyiliklerini anlatın, elinizdekilerle yetinin, yaşamınızı sizinkinden daha iyi olanlarla kıyaslamayın, sizden aşağı olanlarla kıyaslayın ki bu kıyaslama yaşamınıza anlam katsın, Allah’ın verdiği şeylere razı olmanıza vesile olsun.
Resulullah(s.a.a)’in büyük sahabelerinden Salman-ı Farsi diyor ki; Halilim Resulullah(s.a.a) bana asla terk etmemem gereken 7 şey tavsiye etti; onlardan biri, kendimden yükseğe değil de aşağı olan kimselere bakmam; diğerleri de fakirleri sevip onlara yakın olmamdı.”
Her zaman göz önünde bulundurulması gereken şey şudur: Eşinizin ve çocuklarınızın olumlu yönlerini görün ki onlar için çalışmaya hevesiniz olsun.
Kur’an ve dua okumak, özellikle İmam Seccad (a.s)’ın Mefatih adlı dua kitabında geçen 15 duayı okuyup manaları üzerinde düşünmek de insanı sakinleştirir.

Dipnotlar
1-Büyük İnsanların Başarılarının Sırrı(Cafer Subhani)s.99
2-Şerh-i Nehcu’l Belağa(Muhammed Taki Caferi)c.9,s.275
3-Riharu’l Envar c.9,s.156
4-Usul-u Kafi c.2,s.329
5-Zümer Suresi 53.ayet
6-Vesailu’l Şia c.14,s.17
7-Endişe ve Ümitsizlikleri Yenmenin En İyi Yolları s.40
8-Münacaat-ı Şa’baniye
9-Rad Suresi 28.ayet
10-Taha Suresi 124.ayet
11-İslamın İlerlemesi, Müslümanların Çüküşünün Nedenleri(Zeynul Abidin Kurbani) s.53
12-Vesailu’l Şia c.6,s.309,Hadis 20

ZEHRANET

 

964

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

29/11/2008 : 18:05 Biraz Gerçekçi Olun.

n

26/11/2008 : 13:25 Özür Dilerim, Üzgünüm

n

22/11/2008 : 15:43 Eşinizin İhtiyaçlarını Daha İyi Tanıyın.

n

15/11/2008 : 16:10 Mercek Farkı

n

12/11/2008 : 11:08 Anti Aşk

n

10/11/2008 : 14:59 Ailedeki Haklar.

n

06/11/2008 : 12:12 Yaş Farkı Ne Kadar Önemlidir?

n

01/11/2008 : 20:05 Güzel mi? Olgun mu ?

n

29/10/2008 : 14:28 Geçici Sevgiler

n

27/10/2008 : 15:18 Hayal Gibi

n

25/10/2008 : 11:15 Dur; Bu Kadar Aşk Yeter.

n

21/10/2008 : 17:53 Evinizin Huzuru İçin.

n

17/10/2008 : 12:33 Yanlış Amaçlar2

n

15/10/2008 : 12:57 Yanlış Amaçlar1

n

13/10/2008 : 15:35 Eşinizi Eleştirirken

n

11/10/2008 : 18:28 Ayrılalım

n

09/10/2008 : 14:09 Çiçeksiz AŞK

n

04/10/2008 : 12:42 Kadın

n

13/09/2008 : 11:09 Anne- Genç Kız İletişimi (3)

n

13/09/2008 : 02:41 Kadınlar, Eğitim ve Peygamberimiz.

n

26/08/2008 : 23:12 Kız Erkek İlişkisi

n

24/07/2008 : 19:16 Anne Genç kız İletişimi (2)

n

13/06/2008 : 10:38 Anne- genç kız iletişimi (1)

n

14/04/2008 : 16:48 İslam da Süs Ve Güzellik

n

03/03/2008 : 19:22 Eş Seçimi

n

21/02/2008 : 15:04 Sağlıklı Hayat-Düzenli Yaşam

n

16/12/2007 : 21:55 Mutluluk Küçük Şeylerde Saklı

n

16/12/2007 : 21:48 Tartışarak Değil Konuşarak Çözün

n

18/11/2007 : 00:52 Gelin Ve Kayınvalide İlişkisi

n

16/11/2007 : 23:33 Birbirinin Elbisesi Olmak

n

07/07/2007 : 00:09 Evlilikteki Acı Son; Boşanma

n

30/06/2007 : 18:41 Mutsuzluk Hastalıkların Habercisi

n

30/06/2007 : 18:14 Aile İçi İletişim

n

25/06/2007 : 16:00 Dünya'da Küçük Bir Cennet Arzusu

n

23/06/2007 : 19:16 Evlilikte Uyum denince !

n

06/06/2007 : 07:04 Evliliği Sarsan Yanlışlar

n

28/05/2007 : 23:19 Niçin Sinirleniriz ?

n

26/05/2007 : 17:44 Eşler Arasındaki Farklılıklar (Erkekler İçin)

n

21/05/2007 : 13:51 Takva sahibi Kadın ve Erkeğin özellikleri

n

26/04/2007 : 23:00 Eşler Arasında Kıskançlık

n

18/04/2007 : 00:06 Boşanma Ve Zarları

n

10/03/2007 : 22:49 En Güzel Hediye Eşim İçin

n

09/03/2007 : 20:13 Sevginizi Gösterin Ve Değer Verin

n

04/02/2007 : 22:25 Mutsuz olmamak için 50 öneri

n

31/01/2007 : 20:43 Toplumsal sorunlar ve Aile

n

20/01/2007 : 23:56 Aile içi şiddet

n

20/01/2007 : 23:36 Mutlu bir evlilik için bayanlara 30 tavsiye

n

20/01/2007 : 22:35 Mutlu bir evlilik için erkeklere 30 tavsiye

n

16/01/2007 : 00:48 Aranızdaki Farklılıklara Saygı gösterin

n

12/01/2007 : 01:57 Kusursuz eş varmıdır?

n

12/01/2007 : 01:34 Eşlerarası etkili ilişki kurmanın yolları

n

20/12/2006 : 18:00 Eşler arasında ihtilaf sebepleri

n

12/12/2006 : 13:04 Ümit ve aile başarısındaki ilişki

n

29/11/2006 : 19:13 Mutlu bir evliliğin sırları

n

29/11/2006 : 01:48 Eş seçimindeki engeller

n

29/11/2006 : 01:40 Nikâh akdi – evlilik anlaşması

n

29/11/2006 : 01:34 İslam’da aile kurma şekli

n

29/11/2006 : 01:08 Evlenmenin amaç ve hedefleri

n

29/11/2006 : 00:59 Evliliğin değeri ve kutsallığı

n

29/11/2006 : 00:42 İslam’da evlenme ve eş seçimi

n

29/11/2006 : 00:08 Günümüzde aile düzeni

n

28/11/2006 : 22:02 Geçmişte Aile düzeni

n

28/11/2006 : 21:56 Aile düzeni üzerine

n

28/11/2006 : 02:14 Şehid mutahharinin aile hayatı

n

28/11/2006 : 02:10 Allame Tabatabai'nin aile hayatı

n

28/11/2006 : 02:05 İmam Humeyni'nin aile yaşantısı

n

28/11/2006 : 01:42 Eğitim açısından aile çeşitleri

n

27/11/2006 : 20:49 Eşlerin birbirlerine karşı görevleri

n

25/11/2006 : 22:30 İslam Ahlakı Kadını Yüceltir
 

SON DAKİKA

ARAMA

 
www.zehranet.com

GİRİŞ MÜZİĞİ

 

SON DAKİKA

04-12-2008  

YAZARLAR

Türk ordusundan hesap soran bir Türk annesi

01/12/2008 - 11:54

Rasim Ozan Kütahyalı
Zehra Turgut
Hayrettin Karaman
Alptekin Dursunoğlu
İhsan Dağı
Tamer Korkmaz
İsa Polat
Leyla Polat
Hakan Albayrak
Güleser Yılmaz

HAVA DURUMU

GAZETELER

DOST SİTELER

Sıra Site İsmi Hit
1   Ehlibeyt Nuru 240  
2   KHAMENEİ.İR 1033  
3   İMAM SEVGİSİ 1382  
4   RAST HABER 8079  
5   İSLAMİ DAVET 4369  
6   YAKIN DOĞU ARAŞTIRMA MERKEZİ 1995  
7   FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ 1012  
8   İSLAM AZERİ 1692  
9   İSLAM KÜTÜPHANESİ 2017  
10   CAFERİLİK.COM 2184  
11   EZGİCE 2254  
12   ALEVİ CAFERİ 1648  
13   İSLAM EHLİ 1507  
14   İKİ İSLAM 1613  
15   ZEYNEBİ KUBRA 4172  
16   GRUPAKTİF.ORG 1231  
17   RUHULLAH.COM 4497  
18   MEHR HABER 2291  
19   İRİB.İR 2512  
20   İQRAA 1712  
21   İMAM CAFER SADIK CAMİİ 2593  
22