.O anda yüzünde ibadet izleri görülen ve alnında uzun secde izleri müşahede edilebilen bir zat oradan geçiyordu.Mezkur şahıs cariyeye ‘’Bu evin sahibi kölemidir yoksa hürmü’’ diye sordu
Cariye hürdür diye cevap verdi.O zat
;Hür olduğu her halinde malumdur.Eğer köle olsaydı sahibi ve maliki olan Allah ından korkar ve böylesi işret meclisleri tertip etmezdi dedi.
Cariye ile mezkur şahıs arasındaki bu konuşma cariyenin gecikmesine sebep oldu. Eve döndüğünde sahibi
‘’ niçin bu kadar geç kaldın’’ diye sordu;
Cariye başından geçenleri bir bir anlattı. Evin sahibi bu olanları duyunca bir müddet derin derin düşünmeye başladı.Özelliklede
’’köle olsaydı sahibinden korkardı’’
sözü bir ok gibi kalbine işlemişti.Gayri ihtiyari bir şekilde yerinden sıçradı ve ayakkabısını bile giymeden yalın ayak o zatın peşine düştü. Bu sözlerin sahibi imam Musa ibn Caferi buluncaya kadar sokak sokak koşturup durdu,. Hz Musa bin Caferi bulunca tövbe etmek için ellerine sarıldı o gün yalın ayaklarla hidayet bulduğu içinde artık ömrü boyunca bir daha ayakkabı giymez oldu. O güne kadar Bişr b.Halis b.Abdurrahmani Mervezi diye tanınıyordu. Ondan sonra kendisine El Hafi yani ‘’yalın ayaklı’’ demeye başladılar. Artık tüm ömrü boyunca tövbesini bozmadı. Böylece o güne kadar ayyaş olan Hafi,artık dindar ve müslüman şahsiyetler arasında yer aldı.