LUT KAVMİNİN KISSASI
Lut Kavminin Fesadı
Lut'un Risaleti
Melekler Sedum Yolunda
Lut ve Meleklerin Misafirliği
Lut Kavminin Cezalandırılması
Lut Kavminin Fesadı
Hz. İbrahim (a.s.) "Harran" şehrinden Beynu'l-Nehreyn yurduna göç etmiş, başta kardeşinin oğlu Lut b. Haran olmak üzere kendisine iman eden karısı ve diğerleriyle birlikte Filistin'e geldi. Filistin'de kuraklık baş gösterince İbrahim (a.s.) Lut (a.s.)'la beraber Mısır'a gitti. Kuraklık bittikten sonra Mısır padişahının verdiği birçok koyunu da yanlarına alarak oradan döndüler. Koyunların çokluğu yüzünden meralar yetersiz kalınca Hz. İbrahim (a.s.) ve Hz. Lut (a.s.)'ın çobanları arasında anlaşmazlık çıktı. Hz. İbrahim (a.s.), bu anlaşmazlığı gidermek için arazileri Hz. Lut (a.s.)'la bölüşmenin uygun olacağını düşündü. Hz. Lut (a.s.)'a nereyi beğenirse orayı seçmesini önerdi. O da (a.s.) Sedum ve Amure şehirlerinin içinde olduğu Ürdün ve çevresini seçti. Hz. Lut (a.s.) Sedum'u ikamet yeri yaptı. Sedum şehrinin halkı en bozguncu, en Allah tanımaz ve ahlaki çöküntünün en kötü olduğu yerlerden sayılıyordu. Yol kesmek, hırsızlık yapmak ve fesat yerlerinde çirkin ameller işliyor, kötülük yapmaktan çekinmiyorlardı. Öyle çirkin bir amel (livat) yapıyorlardı ki o güne kadar Ademoğullarından hiç kimse onu yapmamıştı. Allah-u Teala, peygamberi Hz. Lut (a.s.)'ı ilahi bir vazifeyle onların hidayet ve ıslahı için göndermiş, bu çirkin işlerinden dolayı onları korkutmasını istemişti.
Hz. Lut'un Risaleti
Lut (a.s.), kavmini Allah'a iman etmeye ve O'nun azabından çekinmeye davet ediyordu. Onları işledikleri günahları terk etmeleri için uğraşıyor, çaba sarf ediyor ve: "Ben size gönderilmiş Allah'ın bir elçisiyim. O'nun elçiliğini yerine getirmekte emin biriyim. Allah'ın azabından korkun; davetimi kabul edin. Hidayetimin karşılığında sizden bir ücret istemiyorum, ben ücretimi her şeyin maliki ve yaratıcısı olan Allah'tan alacağım. Siz fıtrat ve doğanızı harap ediyorsunuz. Yaşamın tabii seyrinin tersine gidip erkeklerle ilişkiye giriyor, Allah'ın size eş olsun diye yarattığı kadınlardan uzaklaşıyorsunuz. Fıtrat erkeğin kadınla ilişki kurmasını gerektirmektedir. Öyleyse neden fıtratınızın aksine gidip, böyle çirkin bir ameli işliyorsunuz? Siz bu günahla ilahi sınırların dışına çıkıyorsunuz." diyordu. Ama kavmi peygamberleri Hz. Lut (a.s.)'ı dinlemek yerine onu tehdit ederek:
- Bizi kınamaktan vazgeçmezsen seni şehrimizden çıkarırız, dediler.
Hz. Lut (a.s.):
- Ben sizin yaptığınız bu çirkin amelden nefret ediyorum ve size kızgınım, diye cevap verdi.
Allah-u Teala şöyle buyuruyor: "Lut kavmi de peygamberleri yalandı. Hani kardeşleri Lut, onlara demişti ki: "Hâlâ mı çekinmezsiniz? Şüphe yok ki, ben size emin bir peygamberim. Artık Allah'tan çekinin ve itaat edin bana. Ve ben, tebliğime karşılık bir mükafat istemem sizden, benim mükafatım, ancak alemlerin Rabbine ait. Siz, insanlardan erkeklere yaklaşıyor da Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor musunuz? Hayır, siz, haddi aşmış bir topluluksunuz." "Ey Lut" dediler, "bu işten vazgeçmezsen seni mutlaka şehrimizden çıkarırız." "Şüphe yok ki dedi, ben, sizin yaptığınızdan nefret ediyorum, onu kınamadayım." (Şuara/160-168)
Lut kavmi, livat gibi çirkin bir amelin yanı sıra, başka kötü işler de yapıyorlardı. Bütün bu kötü amellerini de kendi toplumlarında açıkta, herkesin gözünün önünde işliyorlardı. Yolcuların yolunu kesiyor, mallarını yağmalıyor, sonra da onlarla livat ediyorlardı. Hz. Lut (a.s.) onların bu amellerinden dolayı endişe duyuyor, bu yüzden gelecek olan ilahi azaptan onları sakındırıyordu. Ama kavmi kibirlenerek O'ndan yüz çeviriyor ve diyorlardı ki: "Bizi tehdit ettiğin o azap doğruysa, o zaman acele et azabı gönder."
Allah-u Teala buyuruyor: "Ve Lut'u da göndermiştik de hani kavmine demişti ki: Siz, sizden önce, alemlerde hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin bir işi yapmadasınız. Siz, boyuna erkeklerle mi temas edecek, meşru yolu mu kesecek, meclislerinizde hep kötü işlerde mi bulunacaksınız? Kavminin cevabı, ancak "Eğer doğru söyleyenlerden isen Allah azabını getir bize" sözü olmuştu." (Ankebut/28-29)
Melekler Sedum Yolunda
Daha önce de değindiğimiz gibi bir grup melek genç insan suretinde misafir olarak Hz. İbrahim (a.s)'ın yanına geldiler. O'na (a.s) verdikleri haberlerden biri Lut kavmini çirkin amellerini devam ettirdikleri için onları helak edecekleriydi. Hz. İbrahim (a.s) meleklerin, Sedum şehrini helak edeceklerini öğrenince orada bulunan yeğeni Hz. Lut (a.s) için endişelendi. Bu yüzden meleklere:
- Lut da Sedum'dadır, dedi. Melekler:
- Evet Lut'un orada olduğunu biliyoruz. Helaket ancak kafirler ve Allah'a iman etmeyenlere gelecektir. Lut, ailesi ve O'na inananlar kurtulacaktır. Karısı hariç. Çünkü karısı kafir topluluktandır. Lut'un karısı olmak onu kurtarmayacaktır. O, yaptığı çirkin işlerden dolayı kocasına ihanet etti, küfür ve inadında ayak diretti, dediler. Allah-u Teala bu konuda şöyle buyuruyor: "Elçilerimiz, İbrahim'e müjdeyle gelince, şüphe yok ki demişlerdi, biz şu şehrin halkını helak edeceğiz; şüphe yok ki o şehrin halkı zalim oldu. İbrahim, orda Lut da var demişti de onlar, biz daha iyi biliriz demişlerdi, orda kim var; onu ve ailesini kurtaracağız, ancak karısı kurtulamayacak; o, şüphe yok ki orda kalanlardan olacak." (Ankebut/31-33)
Lut ve Meleklerin Misafirliği
Melekler, Hz. İbrahim (a.s)'ın yanından ayrılıp, bir misafir gibi Hz. Lut (a.s)'ın yanına geldiler. Hz. Lut (a.s) onların geliş nedenini bilmediği için çok tedirgindi. Çünkü onlar güler yüzlü gençler suretinde idiler. Kavminin çirkin amellerinden dolayı, onların canına zarar gelecek diye korkuyordu. Ev sahibi, misafirlerine gelebilecek her türlü zararı uzaklaştırması ve onları koruması gerekir. Lut (a.s) bu misafirleri kabul etmekle onlara gelebilecek tehlikeler bir anda aklından geçti ve kendi kendisine:
- Bugün musibet ve dertlerle dolu bir gün olacak, dedi.
Hz. Lut (a.s)'ın evine güzel yüzlü misafirlerin geldiği halkın arasında yayılmıştı. Çirkin amellerini yapmak için hemen evinin etrafını sardılar. Hz. Lut (a.s) evinin sarıldığını görünce, onların kötü niyetlerini anlamıştı. Bu yüzden onların ileri gelenlerine, misafirleriyle bu çirkin işi yapmak yerine kızlarıyla evlenmeleri teklifinde bulundu. Bunu içlerinden hiç olmazsa akıllı biri çıkıp da hakka yönelir, batıl ve boş işlerinden dolayı pişman olur ve halkı bu kötü niyetlerinden vazgeçirerek kendisine yardımcı olur ümidiyle yaptı. Ama kimse sözüne kulak asmadı. Aksine bu teklifine karşılık:
- Sen kendin de biliyorsun ki, biz kızlarınla evlenmek istemiyoruz. Sen bizim ne istediğimizi -şüphesiz iyi- biliyorsun, dediler.
Hz. Lut (a.s), misafirlerine, onları tehdit eden tehlikeyi söylemek zorunda kaldı.Onlara:
- Benimle beraber olur, bana destek verirseniz gücüm artar, ben de onlara karşı sizi savunurum. Yakınlarımdan ve yaranlarımdan güçlü kimseler olsaydı sizleri korumak için kesinlikle onlardan yardım alırdım. Ancak sizi korumak için şu anda hiçbir gücüm yok, dedi.
Allah-u Teala bu konuda şöyle buyuruyor: "Elçilerimiz Lut'a gelince Lut, gelişlerinden endişeye düştü, içine bir korku girdi, gönlü daraldı ve bu dedi, pek çetin bir gün. Kavmi koşa koşa onun yanına geldi, onlar önceden de kötülükler yapar dururlardı. Lut, ey kavmim dedi, işte kızlarım, onlar, sizin için daha temiz, artık Allah'tan çekinin de beni konuklarımdan utandırmayın. İçinizde aklı başında bir adam da mı yok? Andolsun ki dediler, sen de bilirsin, kızlarında hiç gözümüz yok, sen bizim ne istediğimizi bilirsin. Lut, size karşı koyacak gücüm kuvvetim olsaydı, yahut da kuvvetli bir aşiretim olsaydı da, ona sığınsaydım, dedi." (Hud/77-80)
Lut Kavminin Cezalandırılması
Hz. Lut (a.s.)'ın evinin çevresinde çıkan kargaşa gittikçe büyüdü. O (a.s) onları kötü amellerinden vazgeçirmeye uğraştı, ama başarılı olamadı. Bu durumu gören melekler, onların görme duyusunu alarak gözlerini kör ettiler. Bu şekilde toplulukları dağıldı ve geldikleri yerden zillet içinde gitmek zorunda kaldılar. Allah-u Teala şöyle buyuruyor: "Ve gerçekten de onun konuklarını istemişlerdi de biz, kör edivermiştik gözlerini, artık tadın azabımı ve korkutuşlarımın sonucunu." (Kamer/37)
Meleklerin kendilerini gizlemeleri uzun sürmedi. Melek oldukları gerçeğini Hz. Lut (a.s)'a açıkladılar. Bu kavmi helak etmek için geldiklerini, kendilerini kurtarmaya fırsatları olmasın diye onları kör ettiklerini ve O'nu (a.s) bu kavmin elinden kurtaracaklarını bildirdiler. Melekler, Hz Lut (a.s)'a:
- Bu kavim sana zafer verip, onurunu bizim yanımızda kıramayacaktır. Sen ve ailen bu akşam bu şehirden çıkın. Azaptan dolayı vahşete kapılmamak için de arkanıza bakmayın. Ancak sana ihanet eden karını kendinle beraber götürme. Çünkü o da kavmin gibi helak olacaktır. Helaket zamanları sabahleyindir ve sabah yakındır, dediler.
Sabahleyin ilahi kaza ve kaderin taalluk ettiği azap geldi ve Lut kavminin yaşadığı şehrin altını üstüne getirdi. Taş gibi sert balçıklar arka arkaya ve düzgün bir şekilde yağmaya başladı. Bu, Allah'tan gelen bir çeşit işkence ve azaptı. Allah'ın azabı fasık zalimlerden uzak değildir.
Kur'an-ı Kerim şöyle buyuruyor: ''Melekler, ey Lut dediler, şüphe yok ki biz, Rabbinin elçileriyiz, onlar, sana kesin olarak ilişmezler; sen gece karanlığı basınca ailene mensup olanlarla yola düş, hiçbirimiz, ardına bakmasın, ancak karını beraber götürme, çünkü o da onların uğrayacağı azaba uğrayacak. Şüphe yok ki uğrayacakları azabın mukadder zamanı, sabah çağıdır; sabah da yakın değil mi? Emrimiz gelince, o şehrin altını üstüne getirdik, tepelerine üst üste yığılıp taş kesilmiş balçıktan meydana gelmiş taşlar yağdırdık; sanki damgalanmıştı Rabbinin indinde de azap için hazırlanmıştı o taşlar ve onlar, şimdi de zalimlerden uzak değil." (Hud/81-83)
Onlara gelen azabın yeri günümüzde Bahru'l Meyyit (Ölü Deniz) veya Lut Gölü diye bilinmektedir. Bazı alimlere göre, Bahru'l Meyyit, daha önce yoktu. O şehri altüst eden depremlerden sonra yaklaşık 400 metre deniz seviyesinden aşağı geldi. Son zamanlarda da Bahru'l Meyyit (Ölü Deniz) çevresinde Lut kavminin olduğu şehirlere ait eserler bulunduğu haberleri yayınlanmıştır.
ZEHRANET