Kınalızade Ali bütün memleketlerde değişmeyen bir değer olarak görülmesi ve aynı zamanda gerekliliği gibi nedenlerden dolayı parayı namusu asgar (küçük namus)olarak tarif etmiştir.
Bu tanımdan da anlaşıldığı gibi gerçekten insanoğlunun yaşamında bu denli hayati bir değer ifade eden paranın ,çocuk açısından ne anlama geldiği,çocuğun yararına bu gerçekliğin nasıl disiplinize edileceği,fayda ve zarar dengesinin nasıl kurulacağı bir sorun olarak ortada durmaktadır.
Öncelikle ,çocukları bir konuda ikna etmeyi amaçlayan harçlıkların,çocuklarda kalıcı olumsuz kişilik özelliklerinin yerleşmesine yol açacağı unutulmamalıdır.
Çocukların hayatlarını ve harcamalarını planlayabilen ,iyi bir tüketici alışkanlığına sahip,onları ihtiyaçlarını sıraya koyabilen yetişkinler olarak büyütmek isteyen anne babaların çocuklara ilkeli davranmaları(kararlılık ve tutarlılık gibi )son derece faydalıdır.
Birçok konuda olduğu gibi para ya da harçlık konusunda da çocuğu en fazla etkileyen sizin kendi değer ölçüleriniz olacaktır. Eğer siz paraya çok fazla önem vermezseniz ,çocuklarınızın da öyle olması pek muhtemeldir.
Anne baba, ne çocuğu harçlıksız bırakarak arkadaşları arsında eziklik hissetmesine nede kişilik ve davranış bozukluklarına yol açacak derecede fazla para vererek onu müsriflik ve şımarıklığa alıştırmaya ya da verdikleri harçlığı nerede harcayıp değerlendirdiğini kontrol etmeme yanlışlığına düşmemelidirler. Özellikle paranın nasıl kazanıldığı kendisine uygun ifadelerle anlatılmalıdır.
Çocuğa çok fazla para vermek ,onu bazı değerlerini yok eder.Özellikle 0-6 yaş grubu çocuklar için çok fazla para,çocuğun hayal dünyası içinde bir engeldir.Bir küçük kız çocuğun,uyuyan ,konuşan, süslü ,pahalı, iyi giyimli ticari bir bebekten ziyade kendi öz gayreti ve emeğiyle yaptığı bebeğe daha fazla değer verdiği gerçeğinden bakıldığında paranın çocuğu hazıra konmaya alıştırdığı diğer boyutuyla çocuğun girişimci ruhunu ve hayal dünyasını engellediği görülecektir.
Çocuk-para trafiği varlıklı ailelerde ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.Özellikle varlıklı aile çocuklarında görülen kişilik bozuklukları ,genellikle iki nedene dayanmaktadır.
1-Çocukların,küçük yaşlardan beri,kendilerine verilen parayı nasıl yöneteceğini bilememeleri
2-Ailenin, varlıklı olmasına karşın çocuklarının eğitimi için bilinöli harcama yapamaması
Böyle bir ortamda yetişen çocuklar ,bencil ,sorumsuz,ileriyi düşünmeyen,parasız kaldıklarında kendilerine güvenlerini yitiren kişiler olabilmektedirler.
Genellikle araştırmacılar ,ilkokul seviyesinde günlük,lise çağında haftalık harçlık vermenin faydalı olacağını düşünmüşlerdir.
Çocuk ergenliğe yaklaştıkça,onlara verilen harçlığın miktarını yıldan yıla artan ihtiyaçlarına göre artırmak ve her yıl ihtiyaçlarının daha büyük kısmını kendilerine satın aldırmak çok yerinde bir tutum olur.
Çocuklar,eğer paralarını bir anda harcarlarsa bu yaptıklarından ders çıkarmalarını ve harcamalarını planlayabilme becerilerini geliştirmelerini desteklemek için çocuklara ek harçlık verilmemelidir.
Çocuk,aşırıya kaçmadan arkadaşlarına yakın bir harçlığa sahip olup,mümkünse bazı alışverişleri kendisi yapabilmelidir.Para harcarken tercih yapması,çocuğun çok yönlü gelişimine katkıda bulunur.
Ebeveynler,çocuğa verilen harçlığın uygun yerlerde arkadaşlarıyla tabii ihtiyaçlarını gidermesi,hayırlı yerlerde harcamasına ona paylaşımcı bir ruh kazandırmalı iyilik yapabilme ruh ve duygusunu kavrayıp canlı tutması için çocuğu borç verebilmeye teşvik etmelidirler.
Harçlığıyla arkadaşlarına ,akraba ve büyüklerine samimi duygularla faydalı şeyleri hediye etmesi takdir edilmeli,bu tür faziletli ve örnek davranışların aileyi hoşnut ettiği kendisine hissettirilmelidir.Bireysel yaşamın,egoizm ve çıkar hesaplarının her şeyi ve herkesi kuşattığı günümüzde hediyeleşme,borç alıp verme gibi davranış ve gelenekleri canlandırma,ailenin çocuğa örnek olmasıyla daha da bir anlam kazanır.
Çocuk Eğitimi Ve Aile-Şefik Sevim