Bu alanda İslam inkılabının kalıcılığı ve uluslar arası ile bölge gelişmeleri üzerindeki etkisinin bu inkılabın zaferi kadar şaşırtıcı olduğu söylenebilir.
80 li yılların çift kutuplu dünyasında batı ve doğu süper gücünden hiç birisi büyük halk inkılabının İslam ideolojisiyle zaferini istemiyordu. Batı asırlarca İslam toplumlarını istismar edip siyasi ve kültürel saldırıları ve propagandalarla İslam dünyasında milletlerin İslami kimliğini yok etmek için elinden geldikçe çalışmıştı.
Sosyalist doğuda ise on yıllarca din toplumlar için afyon sayılmıştı. Eski Sovyetler birliğiyle Avrupa, Asya ve Afrika da ki kukla hükümetleri sulta altında tuttukları ülke halklarında dini inançları zayıflatmaya çalışmışlardı.
Eski Sovyetler birliğinde dönemin diğer komünist ülkelerine oranla İran halkının İslami kıyamına karşı hassasiyet daha fazlaydı. Zira genelde Sovyetler birliğinin Müslüman cumhuriyetleri İran'a komşu olduğundan eski Sovyet liderleri bu ülke Müslümanlarının İran halkının İslami kıyamından etkilenmesinden kaygılanıyorlardı.
Öte yandan başta Amerika olmak üzere batılı güçler İran da Pehlevi rejiminin çökmesini Ortadoğu ve Fars körfezindeki stratejik planlarına karşı ciddi tehdit sayıyorlardı. Zira İran eski rejimi Suudi Arabistan ile birlikte bölgede Amerika çıkarlarını koruyan iki temel eksen sayılıyordu.
Genelde Washington ile Moskova çıkarlarını dikkate alarak iki rakip süper güç olmalarına rağmen İslam inkılabını engelleme hususunda ortak görüşler sergiliyorlardı. Ancak İslam inkılabının rahmetli imam Humeyni liderliğinde sahip olduğu potansiyel güç İran halkına yerli istibdad ile yabancı emperyalizm karşısında zafere imza atacak düzeyde özel yetenek ve güç kazandırıyordu.
İslam inkılabının zaferi ve İslam nizamının kurulmasının ardından İran İslami hareketinin diğer Müslüman milletler üzerindeki şaşırtıcı etkisi hala dünyada soru işareti olarak kalmakta ve batı da sadece bazı dahiler İran da İslam inkılabının zaferinin getireceği sonuçları tahmin edebildi. Amerika eski dış işleri bakanı henri Kisincer 1979 yılında İslam inkılabının zaferini sadece Ortadoğu ve Fars körfezi değil tüm dünyayı sarsacak bir depreme benzetti.
Dünyada yankılanan İslam inkılabının temel ilke ve sloganları adalet, özgürlük ve eşitlik üzerine dayalıydı. Ancak 1980 li yılların iki süper gücünden biri olan Amerika hükümetinin siyasi kültüründe adalet ve eşitliğin bir anlam ve değeri yoktu.
Nitekim halen de değeri bulunmuyor. 1977 ila 1982 yılları arasında Amerika başkanı Jimi Karter in milli güvenlik danışmanı Zebignio daha sonra anılarında İslam inkılabının bölgedeki Müslüman milletler arasında etkisinin yayılmasının engellenmesi için İran İslam cumhuriyetinin kendiyle meşgul edilmesi gerektiğini yazdı.
Nitekim İran'ın güney, batı ve kuzey doğusundaki sınır bölgelerinde yaşanan kargaşa ve İslam inkılabının zaferinin ilk yıllarında İ.İ.C aleyhine askeri darbe komplosu Brejineskinin bu sözünden kaynaklanıyordu.
Dolaysıyla Saddam rejiminin İran aleyhine savaş başlatmasının da Amerikanın İslam inkılabının çeşitli sorunlarla meşgul edilmesi gerektiği siyasetinden kaynaklandı. Tabi ki tüm bu komplolar özellikle de dayatılan sekiz yıllık savaş bir milleti teslim edip bir nizamı çöktürmeye yeterliydi.
Ancak İran halkının sekiz yıllık savaş boyunca dini inançları ve rahmetli imam Humeyni nin dirayetli rehberliği sayesindeki bilinçli direnişi bu milletin yeteneklerini tanıyıp pratikte kullandığını gösterdi. İşte bu nedenle savaşı tasarlayan batılılarla doğu, batı ve bölgede saddam rejiminin destekçileri İran milleti aleyhindeki savaşı tasarlarken yanlış hesaplan üzerinden yola çıkıp İran milleti ve İslam cumhuriyeti nizamının gizli gücünü hesaba katmadıklarını anladılar.
Sekiz yıllık kutsal savunmanın sonunda İran İslam nizamı bir çok sulta altındaki milletlere model haline geldi. Sonuçta İran milletine dayatılan savaş ile Amerika ve müttefiklerinin İslami İran aleyhindeki ekonomik yaptırımlar İran milletine adım adım çeşitli alanlarda yeterlilik kazanmasına neden oldu.
Ancak savaşın ilk yıllarındaki uluslar arası ve bölge gelişmeleri İran'ın önemli bölgesel güce dönüşmesini sağladı. Saddam rejiminin Kuveyt e saldırmasıyla bölgesel destekçileri Irak eski rejimini destekleme yönünde büyük yatırımlar yapmanın fayda sağlamayacağını anladılar.
Kuveyt in Saddam tarafından işgal edilmesinin İ.İ.C tarafından kınanması başta Fars körfezi Arap ülkeleriyle Ortadoğu olmak üzere İslam dünyasında olumlu ve kapsamlı yankılara neden olup onlara Amerikanın iddialarının aksine İran'ın bölge ülkeleri için tehdit olmadığı gibi güçlü ve dayanılabilecek bir güç olduğunu gösterdi.
Tüm bu gelişmeler İran'ın tutumlarında haklı olduğunu bölge ülkelerine gösterdi ve böylelikle Amerikanın Fars körfezi ve Ortadoğu ülkeleri arasında İran'ı tehdit olarak gösterip inzivaya sürükleme çabaları sonuca ulaşmadı. İran'ın dünyadaki gelişmeleri etkileme gücü doğu blokunun dağılmasından sonra iki misli arttı.
Orta Asya ve Kafkaslarda eski Sovyetler birliği cumhuriyetlerinin bağımsızlaşması ve genelde Sovyetler birliğinin dağılması rahmetli imam Humeyni nin Sovyetler birliğinin son cumhurbaşkanı Gorbaçev e gönderdiği tarihi mektubundaki tahminlerinden birinin gerçekleşmesi anlamına geliyordu.
Daha sonda yeni bağımsızlaşan Orta Asya ve Kafkas ülkelerinin İran ile irtibat kurmaya rağbet göstermesi İran'ın bölgedeki manevra gücünü arttırıp bölgesel gelişmeler üzerindeki etkisini arttırdı.
Öte yandan Amerikanın Afganistan ve Irak'a saldırıp işgal etmesi Amerika müttefiki Arap ülkelerini tarihi rüyadan uyandırdı. Böldeki Arap hükümetleri yabancı güçlere dayanmanın hükümetlerinin devrilmesine bile yol açabileceğini anladılar. Bu durum İran'ın bölge ülkelerini bağımsızlık ve güvenliği koruma yönünde toplu işbirliğine çağırmasının doğru bir strateji olduğunu ispatladı.
Bu alanda İslami İran cumhurbaşkanı doktor Mahmud Ahmedinejad İran'ın güneyindeki Buşehr şehrinde yaptığı konuşmasında sulta düzeninin İran milletiyle bölgedeki Arap milletleri arasında tefrika çıkarma yönündeki 29 yıllık çabasına değinerek İslam düşmanlarının komplolarına rağmen günümüzde İran'ın komşularıyla dostane ilişkileri sahip olduğunu belirtti.
Bölgedeki Arap liderler İran olmadan hiçbir bölgesel planın başarı sağlayamayacağı için Amerikanın baskılarına rağmen İran ile münasebetlerini geliştirmeye çalışmalarının yerinde olacağını fark ettiler. İslami İran cumhurbaşkanının Katar'ın Doha şehrinde Fars körfezi işbirliği konseyi üyesi ülkelerin zirve toplantısına katılması bu görüşü onaylamaktadır.
Öte yandan Amerikanın Irak meseleleriyle ilgili İran ile müzakere talebinde bulunması İ.İ.C nin İslam inkılabının zaferinin 30. yılı eşiğinde İslam inkılabının başlıca düşmanı sayılan Amerika hükümetinin bile İran'ın bölgesel siyasetlerini benimsemek zorunda kalacağı kadar bölge gelişmelerini etkileyebildiğinin bir diğer göstergesidir.
Hiç şüphesiz İslam inkılabı uluslar arası alanda belirleyici etkilere sahipti. İran İslam inkılabından önce Türkiye ve Pakistan ile birlikte Sento paktı üyesiydi. Sento Amerikanın çıkarları yönünde ve aslında NATO nun Sovyetler birliğinin güneyindeki uzantısıydı. Ancak İslam inkılabının zaferi ve İran ın sento paktından çekilmesinin ardından bu pakt anlamını yitirip münhal oldu.
İran İslam inkılabından sonra 80 li yılların çift kutuplu dünyasında üçüncü güç haline geldi ve yaygın olan, ülkelerin doğu veya batı güçlerinden birine bağımlı olma geleneği böylece çürümüş oldu.
Ayrıca Moskova ve Washington dan bağımsız siyasetler izlemek isteyen millet ve hükümetler İran ı örnek aldılar ve çift kutuplu dünyadan kopma yönünde uygun bir ortam sağlandı. İslam inkılabı uluslar arası ve bölge meseleleri hususunda bağımsız uzlaşmasız siyasetler izleyerek başta Amerika olmak üzere batılı ülkeleri bazı tutumlarını değiştirmek zorunda bıraktı.
İslam inkılabı Amerikanın arka bahçesi olarak bilinen Latin Amerika da bile önemli etkiler bıraktı ve bu bölgedeki bağımsız ülkeler İ.İ.C ile ilişki kurmayı öncelikli programları olarak gündeme aldılar.
Ancak bütün bunlara rağmen İslam inkılabı ve İslam cumhuriyeti nizamının en önemli etkisinin başta Amerika olmak üzere batı güçlerinin iktidarının kırılması oldu. İmam Humeyni RA liderliğindeki İslam inkılabı büyük güçlerin kof mahiyetini ortaya koyup sulta nizamına galip gelmenin yollarını zulüm altındaki adalet yanlısı milletlere gösterdi.
irib