Merhum Ceddim Molla Abdullah Behbehanî, Şeyh Murtaza Ensari’nin öğrencisiydi. Dünyevî hadiselerin etkisiyle çok fazla borca girmişti. Öyle ki bu borcu 500 Tümen ( takriben 20 yıl önce)’e ulaşmıştı. O, üstadının yanına giderek müptela olduğu derdini söyledi. Üstadı biraz düşündükten sonra:
_ “Tebriz’e git. İnşaallah bir kurtuluş yolu bulursun” dedi.
O da harekete geçerek Tebriz’e vardı ve o dönemde Tebriz âlimlerin en meşhur olanlarından biri olan Merhum Cuma İmamı’nın evine gitti.
Merhum Cuma İmamı onunla o kadar ilgilenmedi. O da geceyi Cuma İmamı’n evinin dışında bulunan avlusunda geçirdi. Sabah namazından sonra evin kapısı çalındı. Evin hizmetçisi kapıyı açtığında, kendisini Tebriz’in ticaret reisi olarak tanıtan kişi, Cuma İmamı’nı istedi. Cuma İmamı kapıya çıkarak geliş sebebini sordu. Tüccarların Reisi:
_ “Acaba geçen akşam ilim ehlinden bir kişi size gelmedi mi?” dedi. Cuma İmamı:
_ “Evet. Kutsal Necef Şehri’nden bir ilim adamı geldi. Henüz onunla sohbet etmediğim için kim olduğunu ve niçin geldiğini bilmiyorum” dedi. Tüccarların Reis’i:
_ “Rica ederim, misafirinizi bana tanıtın” dedi. Cuma İmamı:
_ “Sorun yok. O şeyh bu hücrededir” dedi.
Tüccarların Reisi gider, büyük bir hürmetle değerli Şeyh’i kendi evine götürür ve o gün tüccarlardan takriben 50 kişiyi öğle yemeği için davet eder. Öğle yemeğinden sonra:
_ “Ağalar! Geçen gece evde yatıyordum. Rüyada şehir dışına çıktığımı gördüm. Birden o eşsiz mübarek yüzlü Hazreti Emirül Mü’minin(a.s)’ın atlı olarak şehrimize doğru geldiğini gördüm. Koşup mübarek ayaklarını öptüm ve arzettim:
_ “Ey Mevlam! Ne oldu da bizim şehre teşrif ettiniz ve mübarek ayaklarınızla şehrimizi tezyin ettiniz”. İmam (a.s):
_ “Epey borcum var. Borcumu eda etmek için şehrinize geldim” dedi.
Uykudan uyanıp düşüncelere daldım. Rüyamı şöyle tabir ettim: ‘Hazret’in dergahına yakın olan bir kişi borçlu olduğu halde şehrimize gelmiş olmalı! Biraz daha düşündüğümde Mevla’nın dergahına en yakın olanlar Seyyitler ve âlimlerdir dedim. Nereye gideyim de onu bulayım diye arayışa girdim. Eğer ilim ehlidense âlimlerden birinin evine gitmiş olmalıdır’ şeklinde karar kıldım.
Derken sabah namazını eda ederek onu aramaya çıktım. Öncelikle âlimlerin evine, sonra misafirhanelere ve kervansaraylara bakmayı hedeflemiştim. Ama güzel bir tesadüfle önce Cuma İmamı’nın evine gittim ve bu değerli Şeyh’i orada buldum. Böylece bu Zat-ı Âlî, Necef ûlemalarından olup Hazreti Emirül Mü’minin (a.s)’ın yanından (türbesinin) geldiğini anladım. Bizim şehrimize borçlarını eda edebilmek için gelmişlerdir. 500 Tümen’den fazla borcu var. Ben kendim 100 Tümen verdim” dedi. Orda bulunan tüccarlar da kendilerine göre bir miktar para verdiler. Böylece borcundan daha fazla para birikmiş oldu. Şeyh’in borç sorunu kalmadığı gibi, kalan parayla da Necef’te kendine bir ev satın aldı.
Merhum Ayetûllah Sadr şöyle devam eder:
_ “Miras olarak bana kalan bu ev hâla mevcuttur”.
Genelde sıkıntıların üstesinden gelebilmek için biraz sabır ve tahammül etmek gerek. Ancak, müsibetlere karşı mücadelede insanın ayakları sarsılır ve istikametini kaybederse, hem kendini harap eder hem de ahiretini rüzgara verir.
Bedenî ve maddî sıkıntılarla çıkmazlar, genelde bir hastalık gibiderler. Örneğin, bazen insan geceleyin sapasağlam olarak yatar, ancak sabahleyin bir hastalığa yakalanmış olarak uyanır. Eğer bu durumda hemen tedavisi için uğraşarak bilgili ve uzman doktorların yanına gider de, uzun sürebilecek iyileşme sürecine tahammül gösterirse, eski sağlığına tekrar kavuşabilir. Fakat hastalandığı gibi ağlar, feryad eder ve inlerse, değil ki hastalığın iyileşmesi, belki durumun daha da kötüye gitmesine sebep olabilir.
İlahi Lütuflar