KATEGORİLER

FOTO GALERİ

Kuranda adı geçen hayvanlar
Resimlerle Irak
Kur an Albümü
Yorumsuz
Aziz İmam (r.a)
Kuranda adı geçen bitkiler

ANKET

Yönetici :..

Obamayı Nasıl Değerlendiriyorsunuz?

Seçenekler
Buş gibi olacak
Buşu aratacak
Dünya için iyi adımlar atacak

Sonuçları Göster

BOYKOT

 

SİTENİZE EKLEYİN

REKLAM

Sitenize Ekleyin

 

 
 
Gençlik
 
 
Genç, takvaya riayet ederek, kendini gelecek hayata hazırlamalıdır ve bilmelidir ki

25/11/2006

İnsanda muhtelif cazibe ve meyiller mevcuttur. Allah’ı teala, bu cazibe, meyil ve tabii içgüdüleri, yüce maksat ve hedefler için insanın vücuduna emanet olarak yerleştirmiştir. Gerçi kendi hayat merhalesinin bu döneminde, yemek, istirahat ve cinsi içgüdülere ilaveten akli enerjiyle de mücehhez edilmiştir. Onun taakkul ve tefekkür görüşü bu dönemde, faaliyete hazırlanma bakımından kendi kemaline ulaşır.  

 

Genç, zihin ve hatırasında oluşan, tüm meyil ve isteklerine hemen cevap vermemelidir. Bilakis, işlerde yeterli tefekkür ve düşünceden, her türlü araştırmadan sonra akıllıca karar vermelidir. Zira, insanın nefsi devamlı olarak, bir taraftan hayırlı ve akli işlere davet etme konumunda ve diğer taraftan da kötü ve şehvetli işleri vesvese etme konumundadır.  Bu dahili savaş ve mücadele sahnesinde, ancak akli yönü gözeten kimse zafere ulaşır. Kur’an-ı kerimde işler hakkında düşünmek ve olaylarda taakkul etmeye dair bir çok tekitlerde bulunmuştur. 

 

Bu dönemde cinsi meyillerin buruz etmesiyle genç, daha çok şeytani vesveselerin hücumuna maruz kalır. Mükellef olması bu nedenledir; onun için gencin bu dönemde temiz kalmasının değeri çoktur. Hadislerde yer aldığına göre; Allah kaçınan gençle iftihar eder ve meleklere şöyle buyurur: “kuluma bakınız ki; şehvetini benim için terk etti’’. 

 

Genç bu dönemde, çeşitli problem ve hadiselerle karşı karşıya kalacaktır ve şahsiyetinin verimli olabilmesi için bir çok ilahi deneylere maruz kalacaktır. Onun, yaşam muhitinde rüşt ve saadeti yada düşüş ve bedbahtlığı için bir çok zemin eler oluşacaktır.

 

O, kirli, ipe sapa gelmez ve sapık kimselerle karşılaşacaktır. Günlük muaşeretlerinde ahlaki iffet ve şer-i desturları gözetmeyen genç kız ve erkeklerle karşılaşabilir, bu nedenle gencin sapıtmasını sağlayacak durumu hazırlayabilir. . .

 

Genç bu dönemde tamamen uyanık olmalıdır. Ruhsal sağlık ve temizliğinin değerini bilmelidir. Kötü işlere bulaştırmamalıdır kendini; belki kaçınmalıdır. Bazen bir bakış, onun için, büyük bir hatanın başlangıcı olabilir. Kirli bakıştan kaçınmanın önemi o kadardır ki; bakışını kontrol etmeyen kimsenin, cinsi içgüdülerini bastırmaya muvaffak olamayacağını kesinlikle söyleyebiliriz.

 

Genç kız, bu dönemde tamamen uyanık olmalı, ruhunun iffet, temizlik ve sağlığının kıymetini bilmelidir. Kendini kirletmemeli, ipe sapa gelmez, heves düşkünü gençleri kirli bakışlarına ortam hazırlamamalıdır. Bilakis kaçınmalıdır.

 

Genç kız, kız olduğu müddetçe kendine yakışır bir şekilde davranmalıdır. Evde ve toplumda sade görünüşlü, makyajsız ve ziynetsiz bulunmalıdır. Şu anda sizin tahsil ve çalışma döneminizdir. Büyüdüğünüz ve aile düzeni kurduğunuz zaman, aile yaşamının gereğine uygun olarak, kendinize çeki düzen vererek, evde bir kadın gibi yaşayınız.

 

Bunun üzerine binaen, istek ve nefsani arzuların, kontrol edilmesinde temel ve uygulamalı ilk adım çapkınlık ve ipe sapa gelmez bakışların gözetilmesidir. Kur’an-ı kerim, erkekleri kadınlara bakmaktan men ettiği gibi, kadınları da erkeklere bakmaktan men ediyor ve açıkça uyarıyor: “ Ey Muhammet! Mümin erkeklere söyle: gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, mahrem yerlerini korusunlar- mümin kadınlara da söyle: gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar’’.  

 

Bakış, gerçekten, fikrin akıbetlere ve ona bağlı hatıralara meşguliyetin bir başlangıcıdır. Zira, bakıştan sonra heyecan verici sahneler zihinde baki kalır. İnsanın irade ve hislerini tasallut altına alır ve insan şehvetine tabi olur.

 

Genç karşı cinse bakmamaya özen göstermelidir. Ve eğer ansızın bakarsa hiç değilse seyretmemelidir. Bilakis gözlerini hemen bir başka yöne doğrultmalıdır. Ve ikinci bir bakıştan cidden kaçınmalıdır. Genci nefsani bakışlara tahrik edecek onun, namahremlerle karşılaşmasına sebep olacak program ve misafirliklerden men edilmesi gerekir. Zira uzun ve devamlı bakışların eseri, cadde ve sokaklardaki ani ve geçici bakışların eserinden kat-kat fazladır. Zira bu karşılaşmalar, onun ruhsal bozukluğuna ve sapıklığına ortam hazırlamaktadır.  

 

Peygamber efendimiz buyuruyorlar ki; “Namahreme bakmak, şeytan tarafından atılan zehirli bir ok gibidir. Bu bakışı terk eden kimseye, Allah öyle bir iman verir ki tadını kalbinde hisseder’’. Ve yine imam Sadık (a. S) buyuruyorlar: “ Çapkınlıktan kaçının ki o, şehvet tohumunu kalbe eker ve sahibini fitne ve fesada düşürür’’.

 

Cinsi meyli tahrik etmede çok etkili rol oynayan etkenlerden biride hayal ve düşünce gücüdür. Düşüncenin ilerlemesi ve yaratıcılık hüneri için, insan vücudunda emanet olarak yerleştirilen hayal gücü, gençlik döneminde su istifadeye maruz kalıp, cinsi içgüdü ve şeytani vesveselerin tesiri altında ders ve tahsilini bırakıp, sağlıksız ilişkiler icat etme ve arzularını doyurma peşinde olabilir. Bazı vakitlerde, kirli bir heves ve fikrin nüfusu o kadardır ki fikrin onunla bir anlık meşguliyeti, insanı tabii haletinden dışarı çıkarıp onun cinsi meylini tahrik edebilir. Bunun üzerine binaen, gözlerimizi nasıl haram ve yersiz bakışlardan sakındırıyorsak, hayal ve düşüncemizi de her türlü yersiz ve haram tasavvurlardan sakındırmalıyız. Böyle bir fikir zihne gelir gelmez kendimizi başka bir düşünceye meşgul edelim ve önceki fikri tamamen unutmaya gayret gösterelim.  

 

Doğru görüşlülük açısından

 

Gençte, cinsi içgüdünün uyanması, yanlış fikir ve düşüncelerin su istifadesine konu olmamalıdır. Ona, kötü, kirli ve sapıklık alameti olarak bakılmamalıdır.

 

Yukarıda söylendiği gibi, cinsi meylin buruz ve zuhur etmesi, neslin bekası için Allah tarafından beşerin vücuduna yerleştirilmiş bir nişanedir. Yüce maksat ve hedefi olup, bütün yaratılış nizamı ile uyum içerisindedir.

 

Gençteki cinsi içgüdünün açığa çıkması ve baliğ olması, onun her yönden –ahlaki, içtimai ve iktisadi- buluğ merhalesine adım attığı, evlilik ve aile teşkili için gerekli tüm hazırlıkları kendisinde bulduğu anlamına gelmez. O bir müddet daha sabretmeli ki müşterek aile ve evlilik hayatının teşkili için, her yönden, münasip pişkinliği ele getirebilsin.

 

Gerçekte cinsi içgüdünün zuhuru, genç yaşlarda, müjde makamındadır. -gencin ferdi ve tabii rüştü yönünden- ki; fazla uzak olmayan gelecekte, yetişkin bir insan gibi aile düzeni kurabilsin. Genç, cinsi içgüdü ve evlilik hayatı hakkında bundan fazla araştırma ve müşaverede bulunmamalıdır. Çünkü bu konuda haddinden fazla takip ve haddinden fazla tahayyül ve düşünce, fikri sapıklığa, psikolojik karışıklığa, ruhsal sükunetin yok olmasına, ders ve tahsilde başarısız olacaktır.

 

Genç, gençlik döneminin fırsatlarının değerini bilmelidir. Dakik ve hesaplı programlarla, kendi yaşamı boyunca ondan en iyi bir şekilde faydalanmalıdır.

 

Büyük alimler, başarılarının çoğunu, gençlik dönemlerinden, sahih bir şekilde yararlanmaya borçlu biliyorlar. Mütalaa ile, pek çok tecrübelerin kesbi ve sayısız ilimlerin birikimiyle –orta yaş döneminde – onlardan dopdolu ilmi neticeler almışlardır.  

 

Genç, uyanık olmalıdır, günlük iş ve faaliyetlerinde aklına meydan vermelidir. Problemleri doğru bir şekilde değerlendirebilmesi için, atife, his ve içgüdülerine musallat olmalıdır. Temayül at ve isteklerinin kaynağını araştırmalıdır, eğer akla ve şer-i kanunlara uygun olursa onu takip etmeli aksi halde onu yapmaktan vazgeçmelidir.

 

Hayatın bu merhalesinde, Allah ile daha çok yakın ve dost olmalıdır. Dualarında, ondan yardım istemelidir. Zira insan, yaşamının hiç bir döneminde, bu dönemde olduğu kadar Allah’ın teveccühüne mazhar olmamıştır.

 

Buluğun başlarında genç henüz günaha mürtekip olmamıştır, kalp sayfası temizdir ve bulaşmamıştır. Eğer bir hataya mürtekip olsa dahi Allah tövbesini çabuk kabul eder. Bilginler ve değerli alimlerin başarılarının çoğu, gençlik döneminde temiz yaşamaları sebebiyledir. İşte bu dönemde, yaratıcı ile olan bağlarını sağlamlaştırmış, yüce ve ruhani makamlara nail olmuşlardır.

 

İran ve Irak savaşının, beraberinde olaylar bilfiil göstermiştir ki; gençliğin ilk dönemlerindeki tertemiz insanlar, dopdolu aşkları ve Allah’a imanla dolu kalpleri ile insanlık ve toplumsal faaliyetlerinde, neşeli bir kalp, güler yüz ve yorgunluk bilmeyen çabalarıyla, batıl aleyhine olan hakkın savaş sahnelerinde, nasıl da vazifelerini yerine getirmiş ve yapıcı işlere el atmışlar ve tam bir dirayetle nihai kemale ve ilahi yakınlığa doğru ilerlemiş ve yüz senelik yolu bir gece de kat etmişlerdir.

 

Boş vakitler

 

Gençlik günleri süratle geçecektir ve artık dönmeyecektir. Genç öyle bir program tanzim etmelidir ki, boş zamanlarından, ruhsal ve psikolojik yönünden yapıcılığına en yararlı bir şekilde faydalanmalıdır. Tahsilin devamı ve gelecekte münasip iyi bir meslek edinmek, aile teşkili ve çocuk terbiyesi için gerekli hazırlıkları ele getirmelidir. Fırsatların kıymetini ve gençlik günlerinin değerini bilmelidir ve onu beyhude heder etmemelidir.

 

Hz. Ali (a. S) buyuruyor: “ yaşlılık dönemi varmadan önce gençliğinden yararlan’’.  Ve yine buyuruyorlar: “ her kim vaktini tembellik ve yararsız şeylere sarf ederse mutluluğa erişemez’’.

 

Genç, yaşamında programlı ve düzenli olmalıdır ki; vakitleri şeytani vesveselerin otlağı olmasın. O, bedenin sağlamlaştırılması için, ruhi eğitim cihetinden eğlence ve spordan yararlanmalıdır. Zira sağlıklı eğlence, insanı hayatın monoton işlerinden kurtarır. Hz. Ali (a. S) buyuruyor: “ Sevinç ve mutluluk, ruhun coşku ve sevincine sebep olur’’.

 

Müteessifine gençlerimizden bazıları, boş vakitlerinden nasıl yararlanacaklarını bilmiyorlar. Bazen tatil günlerinde ve boş vakitlerinde günaha mürtekip oluyorlar. Meşru olmayan işlere bulaşıyorlar ve neticede kendilerinin ve başkalarının pişmanlıklarına sebep hazırlıyorlar. Bunun üzerine genç, derslerini mütalaa ettikten sonra, fırsatlarının bir kısmını iyi arkadaşlarıyla birlikte spora, cismi, fikri, ve sanatsal faaliyetlere ihtisas etmelidir.

 

Aşağıdaki konular boş zamanlar için öneriliyor:

 

Düzenli ve her gün olarak hafif hareketlerden yararlanmalı veya haftada bir defa yarı ağır sporlardan yararlanmalıdır. Onların uygulanmasında programlı olmalıdır ve fırsatlardan layık olduğu bir şekilde yararlanmalıdır.

 

Her genç, kendi zevkine uygun yeteneklerini de tanıtmalıdır. Münasip bir vakti ona ihtisas ederek yeteneğini eğitmelidir. Örneğin: resim, fotoğraf, güzel yazı, şiir, mekanik ve elektronik gibi zemin elere girebilir ve yine planlama, proje yapma, dikiş- nakış, halıcılık, aşçılık. . . Gibi uğraşıları, mütalaa yorgunluğundan sonra, istifade edilmeden kalan bir kısım ölmüş vakitleri bu türden işlere ihtisas edebilir ve aynı zamanda onlardan faydalanabilir.

 

Bu gibi zevki işlerle uğraşmanın ehemmiyeti bu cihettendir ki; evvela: insanın gücünü fazlalaştırır. İkincisi: ruhunun latif olmasına sebep olur ve hayatı kuru ve ruhsuzluktan çıkarıp insanın şahsiyetini ( bir boyutta değil ) bir kaç boyutta geliştirir.

 

Mütalaada ders kitapları ve diğer yararlı kitaplara ilaveten, itikadi, ahlaki, tarihi, siyasi zemin elerde, umumi bilgiler, Kur’an’ın tecvit ve kıraatinin öğrenilmesi, ayrıca yabancı dillere de teveccüh edilmeli ve değişik zemin elerde bilgilerini artırmalıdır ki geniş görüşlülük bulabilsin.

 

Hayatta bir kısım fenni ve ilmi maharetlerde ihtiyaç konusudur ve gençlik çağında boş vakitlerden yararlanmak onları öğrenmek daha iyidir. Mekanik ve elektronik gereçlerin tamiri, yemek pişirme, dikiş dikme kabilinden işlerdir ki genci gelecek hayata hazırlar.

 

Öyleyse her yönlü düşünmeli ve her yönlü program yapmalı, fikirsel, zevksel, sanatsal ve ilmi yeteneklerin eğitimiyle uğraşmalı ki gerçek görüşlülük bulabilsin, derli-toplu bir şahsiyet ele getirip insani mükemmelliye yaklaşabilsin.

 

Gencin düzeni

 

Düzen gencin yaşamındaki çok önemli meselelerden biridir. Onun tahsili, geleceğindeki başarısı, hayatındaki eğitim ve düzene riayet etmesine bağlıdır.

 

İnsan düzen sayesinde, nasıl yaşayacağını, boş zamanlarından en iyi bir şekilde nasıl yararlanacağını daha iyi bilir.

 

Eğitim ve düzenden maksat, işlerin uygulanması, hedefli ve muayyen işlerdir ki gerekli vahdet ve uyumdan hissedar nasibini almış olmalıdır. Öğle ki ona riayet edildiğinde, insan, işlere mevzulara, vesilelere ve bilgilere rücu etmede ve müyesser olabilmede şaşkınlığa düşüp vakit kaybetmesin.

 

Hayatta, yürürlükte olan kanun ve kararlar, her şeyin kendi muayyen yerine konulması, her işin kendi yer ve zamanında uygulanması düzenli yaşamdan örneklerdir.

 

Yaşamda düzen, oldukça geniş kapsamlıdır ve hayatın tüm meseleleri örneğin: elbise giymek, temizlik yapmak, yemek, yatmak, diş fırçalamak, akraba ve arkadaşlarla meşveret etmek, araç gereçlerin, yazı aletlerini ve kitapları kendi muayyen yerlerinde toplamak, mütalaa etmek, haberleri hıfzetmek, bilgileri öğrenmek, tefekkür etmek. . . Gibi şeylere şamil olur. Genç ne zaman yatacağını, ne zaman kalkacağını ne zaman mütalaa edeceğini, hangi vakit eğlenip spor yapacağını ve ne vakit ev işlerini yapacağını bilmelidir. Her şeyin zaman ve mekanını yerinde teşhis etmeli ve ona göre programlamalıdır. Her şeyi kendi yerine koymalı ki ona müracaat ettiği zaman şaşkınlık ve karışıklığa duçar olmasın. Gencin akli ve zihni enerjisi, düzen sayesinde mantıklı tertip bulup, gelecekte, derslerinde başarılı olmasına sebep olacaktır.

 

Diğer taraftan, düzen sayesinde, yaşam, kaide ve kural altına girer ve işlerin faaliyeti düzen bulur ve daha fazla rahatlıkla uygulanır. Zorluklar daha çabuk hallolur ve genç, işlerde ve konuların tekrar mütalaa edilmesinde, özellikle tahsil derslerindeki, karışıklık ve şaşkınlıktan kurtulur.

 

Yaşamda, düzenin en önemli hedefi, vaktinde tasarruf etmek ve faydalanmak ve bilgileri zihinde biriktirebilmek için, sahih kaide ve ölçülere sahip olmaktır.

 

Günlük hayatta, düzen ve eğitime riayet edilmesi, psikolojik yönden, gencin tahsil ve ilim öğrenme süresi boyunca, bilgilerini düzen ve kaide altında olmasına ve öğreniminin düzenli bir şekilde suret bulmasına sebep olacaktır. Öyle ki, düzenli ve tertipli bir şekilde zihin haznesinde yerleşmeli ve şahıs her ne zaman önceki bilgilerine müracaat etmek isterse, bilgi ve konular, rahatlıkla ve suretle zihninde hazır olmalıdır. Bu meselenin, gencin geleceğinde dikkate değer bir tesiri vardır özellikle tahsil döneminde kendini imtihanlara ve üniversite giriş sınavlarına hazırlamak istediği zaman.

 

Aynı şekilde düzenli olmaya riayet etmek aslında fikrin selametinde, cismin sıhhatinde insan ruh ve psikolojisinin mutedil olmasında çok etkilidir.

 

Düzene riayet edilmesi sebebiyle, gençlerin fikirleri sima bulur. Onların icat ve yaratıcılık hüneri, bilimsel ve kültürel ortamını hazırlar.

 

Düzensizlik, cisim ve ruh da, hazmı ağır etkiler bırakır ve tabiat kuralından çıkmak, insanın davranışlarında olumsuz etkiler meydana getirir. Yaratılış düzeni, düzen ve eğitim esası üzerine bina edilmiştir ve düzen esası üzerine cereyan etmektedir. Düzene riayet etmek, insanın tabiatla uyumlu olmasına sebep olur. Bu doğrultuda insan, ruhsal ve psikolojik yönden, kendine has bir sağlık ve sükunetten hissedar olacaktır.

 

Genellikle düzensiz kimseler, hayatlarında sinirli, davranışları anormal ve dengesizdirler. Zira kendi düzensizlikleri onların ruhsal ve ahlaki reaksiyonlarında karşılıklı olarak tesir edip, iradelerinin zayıflamasına ve tahsillerinde bir çok olay ve tatsızlıklara ortam hazırlayan sebep olur.

 

Tecrübe göstermiştir ki; düzensizliğin, hareketli, şuurlu ve atifi faaliyetlerde dahi olumsuz etkileri vardır. Onun aksülâmelleri özellikle buluğ çağında daha şiddetli bir şekilde zahir olur.

 

Düzensizlik vaktin telefine ve ömrün zayi olmasına, huzursuzluk hissine, şüpheli bir ruhi yenin icadına ve bir birine uymayan bir mizaca sebep olur. Özetle, ferdin şahsiyetinde beğenilmeyen eserler bırakır. Bu nedenledir ki; yaşamın iş ve olaylarında düzenli olmak; muttakilerin mevlası Hz. Ali (a. S)’in nazarıyla –o kadar önemlidir ki, hayatının en son lahzalarında – ki genellikle en hassas ve en önemli sözler söylenir- tavsiyelerinin bir kısmında, iki aziz evladı Hz. Hasan ve Hüseyin (a. S)’a ve geleceğin gençlerine şöyle buyuruyor: “ Size, bütün evlatlarıma, aileme ve sözümün kendilerine ulaşacağı (her kese) takvaya riayet etmeyi ve işlerde düzenli olmayı tavsiye ediyorum’’.

 

Arkadaşlarla ilişkiler

 

Doğru ve imanlı arkadaşlardan oturup kalkmak ve içli dışlı olmak, gencin, içtimai şahsiyetinin rüştüne, ahlaki ve manevi değerlerinin takviye edilmesine sebep olur. Ders ve ahlaki yönden layık arkadaşları seçmelerin kendisi, gencin geleceğindeki en iyi zemin elerde; başarı gücü olabilir.

 

İyi ve itimat edilebilecek arkadaşlarla, ders, içtimai ve kültürel meselelerde, karşılıklı fikir verme ve işbirliğine başlanabilir. Elbette, dostça meclisler, içtimai ve ahlaki ruhiye yi ve fikri görgü sathını yüceltmede birbirlerine yardım edebilirler. Bu hadisi şerifin mısdakı olan “ Mümin müminin aynasıdır. ’’ İyi dostlar olmak birbirlerini ıslah etme ve kusurlarını örtme şartıyla çaba harcayabilirlerse olur. Birbirinin ıslahı için samimi bir şekilde çaba göstermek, kendisinin ve başkalarının ahlaki yükselişini hazırlar. Alçak ve adi fertlerle arkadaşlık – ki genellikle ahlaki sapıklıklara bulaşmışlardır. - gencin muzır ve sapıklık zemin elerinden biridir. Sapık, ipe sapa gelmez ve laubali arkadaşlar, kendilerinin ve başkalarının cinsi meselelerini doğru ve yanlış his ve tecrübelerle, aşırı hırs ve istekle temiz ve masum gençleri tahrip edip onları bu yolla doğru yoldan uzaklaştırmaya çaba gösteriyorlar. . .

 

Uygunsuz bir arkadaş, insanın kaderini, asıl mesirinden tamamıyla çıkarıp, onu fesat ve sapıklığın, ahlaki bozukluğun korkunç bataklığına atar ve onun talihsizliği ve kara günlerini hazırlar. Bu nedenle Kur’an-ı kerim, esef verici akıbetleri olan kimseleri- ki dünyada sapık ve alçak arkadaşlarla düşüp kalkmalarından dolayı günah ve kötü alışkanlıklara bulaşmışlardır. - yad ederek, bu gibi kimselerin hal dilini şöyle vasıflandırıyor: “ Vay başıma gelenlere; keşke falancayı dost edinmeseydim. ’’

 

Binaen aleyh, bir asli külli olarak şu noktaya işaret edebiliriz: “ Gençlerin en mühim ve en hayati meselelerinden biri, iyi arkadaş bulma, iyi ve münasip dostluk kurma meselesidir. Öğle ki eğer bu zemine de gerekli ihtiyat ve dikkat nazara alınmazsa, geri kalan çaba ve uğraşılarda fayda vermeyecektir. ’’

 

Gençlerin aileleriyle ilişkileri

 

Siz aziz gençler aklınızda bulundurmalısınız ki aileleriniz masum insanlar değiller. Binaen aleyh, iyi ve seçkin sıfatlara sahip oldukları gibi zayıf noktaları da vardır. Şimdi, eğer onların zayıf noktaları sizin işiniz hususunda veya davranış tarzları sizinle apaçık olursa, onlarla doğru görüşlülükle karşılaşmanız ve onların bu noksanlığını tabii olarak bilmeniz daha iyidir. Bu arada onların iyi ve seçkin hasletlerini, onların size olan temiz ve kötülükten uzak sevgilerini, özellikle çocukluğunuzdan şimdiye kadar size olan dikkat ve kollamalarını gözden uzak tutmayın onu aklınızda bulundurun ve her zaman onun kadrini bilin.

 

Her şekilde toplumda, yaşama ve tahsil imkanları işit ve bir düzeyde değildir ve bazı aileler bu meselelere vakıf değiller veya bu konuda gerekli eğitimi görmediklerinden ve gençlerin sorunlarıyla tanışık olmadıklarından dolayı, doğru hareket ve davranış hakkında bilgileri yoktur.

 

Diğer taraftan, tam bir meyil ve rağbetle, onların, yılların birikimi ve ömür geçirmenin tecrübesiyle hasıl olan, yararlı ve şefkatli öğütlerinden faydalanmalısınız. Zaman-zaman size sert davranıldığı durumlarda da göz yumun ve gerekli soğukkanlılığı gösterin. Hataları olsa dahi onlara, saygılı ve dolaylı yollardan hatırlatmalısınız.

 

Ailelerinizin sizlere kırılıp gücenmelerine asla izin vermeyiniz. Çünkü Kur’an-ı kerim de anne ve baba hakkında birçok tavsiyelerde bulunulmuştur. Hatta davranışlarda onlardan nefret ve sıkılmanın ifadesi olan “ of’’ gibi en küçük bir uygunsuz kelimeden dahi şiddetle nehy ediyor.

 

Gencin takvası

 

Her insanın değeri her şeyden önce, onun hayatındaki arzu ve hedeflere olan sevgisinin ölçüsüne bağlıdır. Onun dengeli ölçüsü, gerçekten kendi sinirlerine ne kadar musallat olduğuna ve nefse itimattan ne ölçüde hisseder olduğuna bağlıdır.

 

Genç, nefsani istek ve meyillerin karşısında durabildiği, sabır, tahammül, akıl ve düşünceyi işe sokarak, hayatın zorluklarını birbiri ardınca yolundan kaldırıp nefsani ve heveslerine galebe ettiği zaman, kuvvetli bir iradeye sahip olduğunu farz edebilir.  

 

O, her zaman günahkarlık ve şehvetlere doğru sürçme konumunda yer aldığını bilmelidir ve yalnızca iman takviyesi ve takvaya riayet etmekle, içindeki Ehrimen (şehvetli meyiller ve şeytani vesveselere) ve dış düşmana (sapık etkenler ve uygunsuz arkadaşlıklara) karşı muzaffer olabilir.

 

Eğer bir genç, gaflet yüzünden sapık bir amel ve günaha mürtekip olursa, bila fasıla Allah huzurunda tövbe etmeli ve günahın terkinde ciddi bir karar almalıdır ki, liyakati olmayan bir davranış onun vücudunda, çirkin ve uygunsuz bir haslet şeklinde yer alıp nefsinde ikinci bir adet şeklinde nüfuz etmesin.

 

O, davranışlarının ıslahı için gerekli kudrete sahip olduğunu bilmelidir ve bu arada onun kabul etme gücü yaşlı kimselerden daha fazla olup yersiz taassuplardan uzaktır. Kur’an-ı kerim, insanın mürtekip olabileceği hataları beyan ettikten sonra, davranışının ıslahı ve asıl çözüm yolu unvanı ile tövbeyi öneriyor.  

 

Büyük İslam Peygamberi buyuruyor ki : “ Günah ve hataya tövbe etmek şu manayadır ki, kimse, artık o günaha tekrar dönmeye kast etmemelidir. 

 

Genç ne kadar az olsa dahi hatalarını küçük görmemelidir, böylece, onda günah melekesi bulunmasın.  

 

Resul’ü Ekrem (s. A. A)’den nakl ediliyor ki buyuruyorlar : “ Allah katında her şeyden daha sevgili, günahından pişman olup, onun katından bağışlanma dileyen gençtir.  Eğer genç, şehvet ve isteklerine tabi olursa, kendini helake sürükler.  

 

Aslında insan nefsi, kötüye meyillidir ve genç yalnızca Allah’a iman ve teveccühle onu iyiliklere doğru çekebilir. Hz. Ali (a. S) buyuruyor: nefsini iyiliklere tahrik et, zira nefsin kötülüklere doğru meyillidir.  Daha sonra buyuruyor: isteklerinin önünü alan kimse yüce insani değere varmıştır.

 

Genç, takvaya riayet ederek, kendini gelecek hayata hazırlamalıdır ve bilmelidir ki bu kısa çabucak geçecektir ve oda yetişkinler kervanına katılacaktır ve o kadar uzak olmayan gelecekte, içtimai sorumlulukları üstlenecek ve aile hayatını kuracaktır. Bilmeli ve uyanık olmalıdır ki;  içtimai ve ailevi mesuliyetlerde, gençliğin buluğ çağını temizlik ve selametle geçiren ve cinsel kirliliklerden emniyette kalan kimseler ancak muvaffak olacaklardır... Yarın ki yaşamlarında, ferdi ve içtimaının ve ailenin karşılıklı hukuka riayet edenler saadet ve mutluluğa erebilirler.

 

Kıyamet günü hiçbir kul şu iki soruya cevap vermeden cennete adım atamaz:

 

1- Ömrünü hangi işlerde harcadın?

 

2- Gençliğini hangi işlerde geçirdin?

 

Resul’ü Ekrem (s. a. a.)

 

1058

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

17/11/2008 : 19:02 Modern Hayat Ve Stres

n

13/11/2008 : 15:24 Özgüven

n

07/11/2008 : 15:06 Günahların Etkileri

n

03/11/2008 : 13:31 Sinirlenmemek için...

n

29/10/2008 : 10:01 Öldükten Sonra.

n

24/10/2008 : 16:43 Kilit Günahlar

n

21/10/2008 : 15:19 Ya Rab

n

14/10/2008 : 17:09 Bilinç altınıza kazıyın

n

10/10/2008 : 13:46 ZENGİN olmak istiyorsanız, EVLENİN

n

06/10/2008 : 18:40 Gençlik ve Huzur 2

n

03/10/2008 : 10:10 Gençlik ve Huzur 1

n

24/09/2008 : 15:06 Kadir Gecesi

n

06/09/2008 : 00:30 Hz. Muhammedin Ramazan Aylarında Yaşadıkları.

n

31/08/2008 : 22:50 Dualar kabul olmuyorsa

n

26/08/2008 : 23:28 Dünyadan ahirete uzanan yol

n

24/08/2008 : 13:10 Ne Kadar O'na Benziyoruz?

n

01/08/2008 : 16:11 Kişisel ataleti yenmek: Sizi durduran ne?

n

25/07/2008 : 13:23 mutlu olmanı isterdi...

n

13/06/2008 : 13:38 Buna da şükür

n

25/05/2008 : 20:05 İnsan olmanın ölçüsü dert sahibi olabilmektir

n

04/05/2008 : 00:08 İslamda Anne Ve Babaya İyilik

n

16/04/2008 : 15:12 İbadetin Siması

n

03/03/2008 : 19:08 Niçin ve Nasıl Namaz Kılmalıyız

n

21/02/2008 : 14:40 ' Kulluk ' Yaratılışın Hedefi

n

22/01/2008 : 00:29 Muvaffak Olma Yolunun Tehlikeleri Ve Düşmanları

n

16/12/2007 : 21:43 Tövbe Ya da Yeniden Allah’a Dönü

n

18/11/2007 : 01:34 Allah ile Konuşmak

n

18/11/2007 : 00:21 Gülmenin İslam’daki Yeri

n

17/11/2007 : 00:05 Namazın Sonlarında Kimlere Selam Veriyoruz

n

17/11/2007 : 00:01 Namazda Huzur-u Kalp

n

16/11/2007 : 23:51 Kır Zincirlerini

n

18/05/2007 : 23:50 İnsani kemallere ulaşmanın kolay yolları

n

15/05/2007 : 21:53 İslam Gençliği Nasıl Olmalı

n

20/02/2007 : 00:47 Ergenlik devresindeki gençler

n

12/02/2007 : 21:10 Gençlerin yanlış yollara sapmaması için...

n

06/02/2007 : 12:31  Yeni evlilere öğütler

n

24/01/2007 : 23:06 Bir yumurta bile mutlu edebilir

n

24/01/2007 : 22:34 Anne Baba ve Ergenlik yaşındaki çocuklar

n

12/01/2007 : 01:48 İdeal hayat

n

10/01/2007 : 22:33 Evliliğin gençlerin ruh sağlığındaki rolü

n

20/12/2006 : 17:48 Kız ve erkeğin evlenmeden önce konuşmaları

n

28/11/2006 : 01:16 Sporun etkileri

n

27/11/2006 : 23:48 Spor

n

27/11/2006 : 23:14 Gençler ve tevhid

n

27/11/2006 : 22:50 Doğru ders çalışmanın ipuçları

n

27/11/2006 : 21:15 Büyüklere ve din kardeşlerimize saygı

n

27/11/2006 : 21:01 Gençlik ve anne-babaya saygı

n

27/11/2006 : 03:01 Gençler ve namaz

n

27/11/2006 : 02:57 Gençlerde cinsi sapıklıklar ve tedavisi

n

25/11/2006 : 23:10 Gençlik
 

SON DAKİKA

ARAMA

 
www.zehranet.com

GİRİŞ MÜZİĞİ

 

SON DAKİKA

20-11-2008  

YAZARLAR

Üniversiteye girme ama CHP'ye gir!

19/11/2008 - 13:30

Ergun Babahan
Tamer Korkmaz
Alptekin Dursunoğlu
Mehmet Şeker
Zehra Turgut
Güleser Yılmaz
Hakan Albayrak
Gülay Göktürk
İsa Polat
Ali Kıran

HAVA DURUMU