Batılı istihbarat örgütlerinin İran'ın atom bombası yapma gibi bir amacı olmadığını belirtmelerine karşılık alınmış olan bu yeni kararı, ABD'nin İran'ı sıkıştırma politikasıyla ilişkilendiriyorlar.
06/03/2008
BM Güvenlik konseyi geçtiğimiz Pazartesi gecesi nükleer enerji alanında İran aleyhine 3. kararnamesini yayınladı. Bu kararnameyle İran'dan uranyumu zenginleştirme çalışmalarını ve bütün olarak nükleer enerji alanındaki faaliyetlerini tamamen durdurması istendi.
Yapılan oylamada Libya, Güney Kore ve Endonezya gibi ülkeler önce Atom Enerjisi Kurumu'nun İran lehine sayılabilecek son raporunu öne sürerek, BM Güvenlik Konseyi'nin aldığı kararı yumuşatmasını talep etti. Ancak nihai olarak ABD öncülüğünde İngiltere ve Fransa gibi ülkelerin baskısı sonucunda Güney Kore ile Libya gibi ülkeler bile İran'ın aleyhine oy kullandı; Endonezya ise çekimser kaldı.
İranlı siyaset yorumcuları, Batılı istihbarat örgütlerinin İran'ın atom bombası yapma gibi bir amacı olmadığını belirtmelerine karşılık alınmış olan bu yeni kararı, ABD'nin İran'ı sıkıştırma politikasıyla ilişkilendiriyorlar. Güvenlik Konseyi'nin Çin ve Rusya gibi ülkelerin de katılımıyla böyle bir karar almasının, İsrail'in Gazze'ye saldırdığı, içlerinde çocukların da bulunduğu sivilleri evlerinde katlettiği sırada gerçekleşmesini de manidar buluyorlar.
Yapılan yorumlara göre BM Güvenlik Konseyi'nin son kararı şu soruyu gündeme getiriyor: Batı, 'öteki' saydığı ülkelerin enerji alanında kendine yeterliliğini önlemeye mi çalışıyor acaba? Rusya, Çin ve Güney Afrika Cumhuriyeti gibi bağımsız ülkelerin de bu son kararda İran aleyhine oy kullanmış olması düşündürücü bulunuyor.
İranlı yöneticiler nükleer enerji tartışmalarında en başından itibaren atom bombası üretmeyi amaçlamadıklarını, bu tür silahların insanlık dışı olduğunu ve zaten İslami değerlerle de bağdaşmadığını dile getiriyorlar. Bununla birlikte nükleer enerjiye sahip olmayı, uzun vadede enerji alanında petrole bağımlı olmadan kendine yeterli bir ülke olmak açısından hedeflediklerini belirtiyorlar. Buna karşılık Batı'nın 'Üçüncü Dünya' olarak adlandırılan ülkeleri modern bilimsel çalışmaların verimlerinden uzak tutmaya çalıştığı görüşünün de altını çiziyorlar. Bu bakış açısı, İran'da kökleri eskilere uzayan bir devlet politikasını yansıtıyor.
Batı'nın İran'in nükleer enerji alanındraki çalışmalarına karşı çıkması, Ahmedinejat'ın Batı karşıtı tutumuyla izah edilemiyor. Batı'nın bu yöndeki baskısı Hatemi hükümetleri döneminde de gündemdeydi.
İran halkı ise siyasal açıdan hangi görüşe sahip olduğu pek farketmeden, resmi nükleer enerji politikalarına destek veriyor. İran'ın yakın geçmişinde nükleer bomba benzeri silahları kullanma gibi bir amacı olmadığını kanıtladığı, bu konuda sıklıkla dile getirilen bir görüş. İran-Irak savaşı sırasında Irak'ın işgal ettiği İran şehirlerinde yoğun olarak kimyevi silah kullandığı, buna karşılık, İran'ın sivil halkın zarar göreceği bu tür silahlardan uzak durduğu biliniyor.
ABD'nin ve Batı'nın İran'a nükleer enerji üretimi alanında yaptığı baskıdaki tutarsızlık, İran'ın nükleer enerji üretimi alanındaki tarihinde de kendini gösteriyor. Şahlık rejimi zamanında İran'a nükleer enerji üretimi için baskıda bulunan, hatta Buşehr'deki nükleer tesislerin yapılması için destek veren ABD ve Avrupa ülkeleri, devrimden sonra bu tesislerin yapımına verdikleri desteği geri çekmişlerdi. Daha sonra İran'ın Buşehr'deki tesislerin geliştirilmesi için Sovyetler Birliği ile anlaşması üzerine, ABD ve Avrupa, bu anlaşmanın iptali için uluslararası kurumlar kanalıyla İran'a baskı yapmayı sürdürdüler.