KATEGORİLER

FOTO GALERİ

Kuranda adı geçen hayvanlar
Resimlerle Irak
Kur an Albümü
Yorumsuz
Aziz İmam (r.a)
Kuranda adı geçen bitkiler

ANKET

Yönetici :..

Obamayı Nasıl Değerlendiriyorsunuz?

Seçenekler
Buş gibi olacak
Buşu aratacak
Dünya için iyi adımlar atacak

Sonuçları Göster

BOYKOT

 

SİTENİZE EKLEYİN

REKLAM

Sitenize Ekleyin

 

 
 
Barış ve Sevgi Resulü, Hz. Muhammed (sav)
 
 
İslam peygamberi Hz. Muhammed (sav) barış ve dostluk resulüdür. Hz. Muhammed (sav) en mükemmel insan ve gerçekte yüce Allah’ın tüm mahlûklarının eşref-i mahlûkatı’dır. Yüce Allah beşeri makamın erişebileceği tüm faziletleri ve erdemlilikleri İslam peygamberine sunmuştur.


29/03/2008

Resulullah (s.a.a), Fil yılı, Rabiulevvel ayının on yedisinde (M.570’de) Cuma günü şafak vakti Mekke şehrinde dünyaya geldi. Resulullah (s.a.a)’ın değerli babası, Abdullah bin Abdulmuttalip bin Haşim bin Abdumenaf idi; değerli annesi ise Veheb bin Abdumenaf’ın kızı Amine idi

Hz. Peygamber’in mübarek ismini, İlahi emir gereği Muhammed künyesini ise Ebu’l Kasım koydular.
   İmam Bakır (a.s)’ın buyurduğuna göre, Hazretin doğumunun yedinci günü Ebu Talib, Peygamber (s.a.a) için bir kurban kesti ve akrabalarını misafirliğe davet ederek şöyle dedi : Bu Ahmed’in akikasıdır.” Misafirler; “Onun ismini neden Ahmed koydun?” diye sorduklarında Ebu Talib; “Yer ve gök ehlinin övgüsünden dolayı onun ismini Ahmed koydum.” dedi.

Peygamber (s.a.a) henüz daha dünyaya gelmeden babasını kaybetti; dünyaya geldikten sonra da onu süt emmesi için Halime-i Sadiyye’ye emanet ettiler. Peygamber (s.a.a) üç yaşına kadar annesi Amine’nin de gözetimiyle süt annesi Halime’nin yanında kaldı, daha sonra Mekke şehrine giderek kendi annesinin yanında yer aldı.
     Peygamber (s.a.a) altı yaşında iken annesi Amine ve bakıcısı Ümm-ü Eymen’le birlikte akrabalarını görmek için Medine’ye gittiler. Bir ay Medine’de kaldıktan sonra Mekke’ye dönüşte Ebva’ya (Cuhfe’den 37 km. uzak) ulaştıklarında Hazretin değerli annesi vefat edip orada defnedildi. Ümmü Eymen Hz. Peygamber’i Mekke’ye götürdü, orada da Abdulmuttalip onun sorumluluğunu üstlendi. Ama iki yıl sonra Abdulmuttalip de dünyadan göçtü. Onun vasiyeti gereğince Ebu Talib yeğeni Hz. Muhammed (s.a.a)’ın sorumluğunu üstlendi.

 Hz. Resulullah’ın yaşantısının en hassas dönemi, 40 yaşına girdiği ve Receb’in 27. günü (M.610) peygamberliğe seçildiği andır. O zamandan itibaren üç yıl boyuca halkı gizlice İslam’a davet etti. Hz. Resulullah’a ilk iman eden Emir-ul Müminin Hz. Ali olmuştur. Ondan sonra da Hz. Hatice iman etmiştir.

                   Allah Resulü’nün Güzel Ahlâkı

Ümmetine Şefkati

Allah Resulü, halkla güler yüz ve sevgiyle karşılaşırdı. Herkese, hatta çocuklara dahi selâm vermede öncülük ederdi. Devamlı ashabını yoklar, eğer üç gün birini görmezse, derhal sorup soruşturur, hasta olanın ziyaretine giderdi. Ashabıyla oluşturduğu mecliste bakışlarını onların arasında eşit olarak bölerdi. Kendisi oturduğu hâlde başkalarının ona hizmet etmesini kabul etmezdi; yerinden kalkar onlarla beraber gerekeni yapar ve: “Allah, kendini başkalarından üstün gören kulunu hoş görmez.” buyururdu.

Enes bin Malik şöyle diyor: “Resulullah (s.a.a), ashaptan birini üç gün görmediğinde, onu sorup araştırırdı; eğer sefere gitmiş olsaydı, onun hakkında dua ederdi, eğer hazır olsaydı, onu ziyaret ederdi ve eğer hasta olmuş olsaydı, ziyaretine gidip hâlini sorardı.”

İbn-i Abbas şöyle diyor: “Resulullah (s.a.a) konuştuğunda veya ondan bir şey sorduklarında, iyice kavramaları için sözünü üç defa tekrarlardı.”

Selman-i Farisî şöyle diyor: “Bir gün Resulullah (s.a.a)'in evine gittim. Hazret bir yastığa dayanmıştı, ama onu yaslanmam için bana atarak şöyle buyurdular: “Ey Selman! Kim, bir Müslüman kardeşinin yanına gittiğinde, kardeşi ona ikramda bulunur ve rahat etmesi için ona yastık verirse, Allah Tealâ onun günahlarını bağışlar.”

Kararlılığı ve İstişaresi

Resul-i Ekrem (s.a.a)'in emrinin ashabı arasında anında uygulanmasına ve onların; “Sana inanıyoruz, eğer kendimizi ateşe bile atmamızı emretsen, atarız.” demelerine rağmen, yine de Allah katından hakkında emir gelmeyen konularda ashabıyla istişare eder ve onların görüşlerini alır, onlara değer verirdi.

Tüm işlerine düzen hâkimdi. Vakitlerini taksim ederek değerlendirir ve bu hususta ashabına tavsiyede bulunurdu.

Bir işin sağlam temel üzerine oturtulmasına önem verirdi. Ashaptan bazılarının herhangi bir konudaki eleştirilerini dinler ve onları kendi kararının doğruluğuna güzellikle ikna ederdi.

Yersiz övgüleri duymak istemezdi. Halkın cehaletten kaynaklanan yanlış algılamalarının gerçeğini onlara açıklardı. Peygamberimizin on sekiz aylık oğlu İbrahim vefat ettiği gün Güneş tutuldu. Halk Güneş tutulmasını İbrahim'in vefatıyla ilgili bir olay zannettiler. Resulullah halkın bu yanlış tasavvuru karşısında zaman kaybetmeden mescitte minbere çıktı ve; “Ey insanlar! Ay ve Güneş, Allah’ın iki büyük ayeti ve nişanesidir; birinin ölümü için tutulmazlar.” buyurarak halkı aydınlattı.

Tebliğ Yöntemi

Resulullah (s.a.a)’in tebliğ üslûbu nasihat, hikmet ve güzel cidâl esasları üzerine kurulu idi. İslâm'ı tebliğ konusunda kolaylıktan yanaydı. Tebliğinde asla şiddete baş vurmazdı. Sözleri hep ümit ve müjde verici idi. Onun bu yumuşak tavrı karşısında ona karşı şiddet uygulayan veya saygısızlık edenlere kızmaz, onların hidayeti ve bağışlanması için Allah'a dua ederdi. Onların hak ve hakikatten uzak kalmalarına son derece üzülürdü. Öyle ki, Cenab-ı Hak; “Bu söze inanmayanların ardından üzülerek neredeyse kendini mahvedecek­sin!” buyurarak, bu kadar üzülmemesi gerektiğini hatırlatır. Ashabına da aynı yöntemi tavsiye ederdi. Ashabından birini Yemen'e İslâm'ı tebliği etmek için gönderdiği zaman ona şöyle tavsiyede bulundular: “Kolaylaştır, zorlaştırma! Müjdeci ol, halkın nefret ve dağılmasına sebep olan şeylerden kaçın!”

İlme Önem Vermesi

Resulullah (s.a.a), ilim ehline değer verir, bütün ashabını ilim öğrenmeye teşvik ederdi. Bu hususta şu kadarı yeter ki; “İlim öğrenmek, her Müslümana farzdır.” buyurarak ilim öğrenmeyi erkek kadın herkese farz kılmış, “Beşikten mezara kadar ilim talep edin.” buyurarak da ilmin yaşı olmadığını vurgulamış, “Çine gitmeniz gerekse de ilmi talep ediniz.” buyurarak da Müslümanlara ilmin tek kurtuluş yolu olduğunu belirtmiştir.

İbadeti

Resulullah (s.a.a), gecelerini az bir istirahattan sonra hep ibadetle geçirirdi. Bir gün hanımlarından birisi ona; “Ey Allah'ın Habibi! Sen ki bağışlanmışsın, neden bu kadar ibadet ediyorsun?” deyince cevabında şöyle buyurdular: “Neden Allah'ın şükreden bir kulu olmayayım!”

Başkalarına ibadette orta yollu olmayı tavsiye ederdi. İnzivaya çekilen, ailesini terk ederek ibadetle meşgul olanları eleştirirdi. Ashaptan bazıları böyle yaptıkları için onlara; “Sizin vücudunuzun ve ailenizin üzerinizde hakları vardır; onlarla ilgilenmekle vazifenizi yerine getiriniz.” Buyurdular.

Cemaatle namaz kıldıklarında yaşlıların, zayıfların durumunu gözeterek çabuk bitirmeye çalışırdı. Tembelliği sevmezdi, ümmetini çalışmaya teşvik ederdi ve; “İbadet yetmiş kısımdır; en iyi ve makbul olanı ise, helâl yoldan kazanç elde etmektir.” buyururdu.

Zühdü

Resulullah (s.a.a), dünyaya karşı hiç ilgi duymazdı. Kalbinde dünya sevgisi diye bir şey yoktu.

Hz. İmam Ali (a.s) Hz. Peygamber (s.a.a)'i şöyle anlatıyor: “O, yerde yemek yerdi, köleler gibi otururdu, ayakkabısını kendisi tamir ederdi, elbisesini kendisi yamardı. Eğersiz merkebe biner, biri daha varsa terkine bindirirdi. Evinin kapısına, üstünde resimler bulunan bir perde asılmıştı. Zevcelerinden birine; “Şunu kaldır; ona baktıkça dünya ziynetlerini hatırlıyorum.” buyurdular. Dünyayı gönlünden çıkarmıştı, onu anmayı hatırından geçirmezdi, dünyayı o kadar gözden çıkarmıştı ki, ne gönül bağlayacağı güzel bir elbisesi vardı, ne de üstünde oturacağı beğenilecek bir yaygısı. Gerçekten de yüce Allah, Muhammed'i (Allah'ın salâtı ona ve soyuna olsun) kıyametin bildiricisi, cennetin müjdeleyicisi ve azaptan korkutucu olarak gönderdi. Dünyadan karnı boş olarak çıkıp gitti; ahirete ayıplardan, suçlardan esen olarak vardı. Kendi namına tek taşı taş üstüne koymadan yolunu tuttu. Rabbinin davetine icabet etti. Allah bize ne de büyük bir lütufta bulunmuştur ki, onu bize örnek olarak göndermiştir. Onun izini izlemekteyiz, yolunda yürümekteyiz.”

Tevazusu

Hz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah (s.a.a) bir eve girdiğinde, meclisin girişten en aşağı kısmında otururdu.”

Enes bin Malik şöyle diyor: “Resulullah (s.a.a) hastaların ziyaretine giderdi, cenazeleri teşyi ederdi, kölenin davetini kabul ederdi, merkebe binerdi. Hayber, Benî Kureyza ve Benî Nazir günleri (onlarla savaştığı günler) yularlı bir merkebe binmişti, altında liften bir palan vardı.”

Hz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah (s.a.a) mebus olduğu günden, dünyadan göçene dek bir yere dayanarak yemek yemedi; köleler gibi yemek yerdi, onlar gibi otururdu.” Hadisi nakleden diyor ki: “Ben neden böyle yapıyordu?” dedim. İmam (a.s); “Allah Tealâ'ya tevazu etmek için.” buyurdular.

Hz. İmam Sadık (a.s), Resulullah (s.a.a)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Ben ölene kadar beş şeyi benden sonra sünnet olması için terk etmem: Kölelerle yerde yemek yemeyi, semerli merkebe binmeyi, keçiyi elimle sağmayı, yünlü elbise giymeyi ve çocuklara selâm vermeyi

Emanettarlığı

Peygamber'in emanettarlığı dost düşman tarafından kabul edilen en bariz sıfatlarındandı. O, bu yönüyle herkesin güvenini kazanmış ve bu özelliği sebebiyle kendine “Emin” lakabı verilmişti.

Hz. İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: “Emanetleri sahiplerine geri verin. Çünkü Resulullah (s.a.a) iğne ve ipliği bile sahibine geri verirdi.”

Cömertliği

Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Hz. Resulullah (s.a.a) insanların en cömerdi, en şecaatlisi, en doğru konuşanı, en vefakârı, en yumuşak huylusu, en uyumlusu idi. Kim onu ilk gördüğünde heybeti altında kalırdı, ama onunla arkadaşlık edip tanıyınca ona aşık olurdu. Ben onun benzerini ne öncekilerden, ne de sonrakilerden görmedim.”

Abdullah bin Ömer şöyle diyor: “Ben Hz. Resulullah (s.a.a)'den daha cömert, daha yardım sever, daha şecaatli ve daha temiz bir kimseyi görmedim.”

Cabir bin Abdullah şöyle diyor: “Hz. Resulullah (s.a.a), kendisinden bir şey isteyen hiçbir kimseye hayır demedi.”

İbn-i Abbas, Hz. Resulullah (s.a.a)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Ben Allah'ın terbiye ettiği kimseyim. Ali de benim terbiyemle terbiye edilmiştir. Rabbim bana cömertliği ve ihsanı emretmiş, cimrilik ve sertlikten de nehyetmiştir. Allah katında cimrilikten ve kötü huyluluktan daha sevilmeyen bir şey yoktur. Bu ikisi, sirkenin balı bozduğu gibi hayır ameli bozar.”

Sabrı

Emir’ül-Müminin Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bir Yahudinin Resulullah (s.a.a)'den birkaç dinar alacağı vardı. Peygamber’den o parayı istedi. Resulullah (s.a.a); “Ey Yahudi! Şimdi yanımda sana verecek bir param yoktur.” buyurdu. Yahudi; “Ey Muhammed! Paramı vermedikçe senden ayrılmayacağım!” dedi. Resulullah (s.a.a) cevaben; “Bu durumda ben de seninle birlikte otururum!” buyurdular.

Resulullah (s.a.a) onunla birlikte oturdu. Öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazlarını da orada kıldı. Resulullah (s.a.a)'in ashabı o Yahudiyi tehdit etmeye başladılar. Resulullah (s.a.a) onlara bakıp şöyle buyurdu: “Onunla ne işiniz vardır?” Ashap; “Ey Resulullah! Bu Yahudi seni hapsetmiştir!” Resulullah (s.a.a) onların cevabında; “Allah Tealâ beni, bir zimmî veya başka birisine zulmetmek için mebus etmemiştir.” buyurdular.

Gün yükseldiğinde Yahudi şöyle dedi: “Allah'tan başka bir ilâh olmadığına ve Muhammed'in de O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ediyorum; malımın yarısını Allah yoluna bağışladım. Allah'a andolsun ki, sana karşı böyle davranmam, sırf senin Tevrat'taki vasfını sende görmem içindi. Ben senin Tevrat'taki vasfını okumuştum. Onda şöyle yazılmıştı: “Abdullah oğlu Muhammed Mekke'de dünyaya gelecektir, Teybe'ye (Medine'ye) hicret edecektir, sert ve katı kalpli değildir, sövüş etmez ve çirkin söz ağzına almaz.” Ben Allah'tan başka bir ilâhın olmadığına, senin de O'nun elçisi olduğuna şehadet ediyorum. Bu benim malımdır, Allah nerede emretmişse, onu orada harca.”

Şecaati

Hz. Ali (a.s)'dan şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Bedir savaşında biz (sıkıya düştüğümüzde) Resulullah'a sığınıyorduk. O, düşmana hepimizden daha yakındı; o gün o, herkesten daha güçlü idi.”

Oturuşu

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah (s.a.a) oturduğunda genellikle kıbleye doğru oturuyordu.”

Bir gün adamın birisi camiye girdi, Resulullah (s.a.a) yalnız oturmuştu. Adam için yer açtı. Adam Resulullah'ın bu hareketini görünce; “Ya Resulullah! Yer geniştir.” dedi. Bunun üzerine, Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdular: “Müslümanın, Müslüman kardeşinin üzerindeki olan bir hakkı da, onun kendi yanında oturmak istediğini gördüğünde, onun için yer açmasıdır.”

Hz. Resulullah şöyle buyurmuştur: “Biriniz gitmek üzere meclisten ayrıldığında selâm vererek ayrılsın. Bir yerde önce oturmuş olup da oradan ayrılan sonra gelip orada oturandan orada oturmaya daha evlâ değildir.”

 

355

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

abdullah19 18-04-2008, 19:11:50
çok güzel yazı peygamberimiz için yazılanlar az bile bence onun yolunda ilerleyebiliyosak ne mutlu bizlere ve islam alemine bu arada herkesin kutlu doğum haftası hayırlara vesile olsun
 

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

26/09/2008 : 14:39 Ramazan Bayramı

n

17/08/2008 : 14:37 Hz. Mehdi (A.F)’in Mübarek Doğumu

n

05/08/2008 : 14:09 İmam Hüseyn'in (a.s) Mübarek Doğumu

n

02/07/2008 : 23:30 Üç Ayların Fazileti ve Amelleri

n

24/06/2008 : 12:40 Hz Fatıma(as) hakkında soru ve cevaplar

n

18/05/2008 : 14:04 “Mükemmel İnsan; Hz. Fatıma (a.s.) 

n

12/05/2008 : 11:15 Hz.Zeynep (sa)nın mübarek veladeti

n

29/03/2008 : 11:37 Barış ve Sevgi Resulü, Hz. Muhammed (sav)

n

11/02/2008 : 18:55 İmam Muhammed Bakır (a.s)'ın Mübarek viladeti

n

29/12/2007 : 12:04 18 Zilhicce Vilayet Bayramı

n

21/11/2007 : 11:12 İmam Rıza (a.s)'ın mübarek viladeti

n

28/08/2007 : 02:29 15 Şaban. Hz. İmam Mehdi (af) Mübarek Doğum Günü Foto / Video

n

16/08/2007 : 12:51 3 Şaban : Şehitler Serveri Hz İmam Hüseyn (a.s)'ın Mübarek Viladeti (Foto Video)

n

11/08/2007 : 01:30 27 Recep hz. Muhammed-i Mustafa’nın (saa) peygamberlikle şereflenişinin yıl dönümü

n

27/07/2007 : 22:48 13 Recep : Hz İmam Ali (as)'ın Viladet günü
 

SON DAKİKA

ARAMA

 
www.zehranet.com

GİRİŞ MÜZİĞİ

 

SON DAKİKA

20-11-2008  

YAZARLAR

Üniversiteye girme ama CHP'ye gir!

19/11/2008 - 13:30

Ergun Babahan
Tamer Korkmaz
Alptekin Dursunoğlu
Mehmet Şeker
Zehra Turgut
Güleser Yılmaz
Hakan Albayrak
Gülay Göktürk
İsa Polat
Ali Kıran

HAVA DURUMU

GAZETELER

DOST SİTELER

Sıra Site İsmi Hit
1   Ehlibeyt Nuru 52  
2   KHAMENEİ.İR 883  
3   İMAM SEVGİSİ 1296  
4   RAST HABER 7741  
5   İSLAMİ DAVET 3982  
6   YAKIN DOĞU ARAŞTIRMA MERKEZİ 1922  
7   FİLİSTİN ENFORMASYON MERKEZİ 962  
8   İSLAM AZERİ 1606  
9   İSLAM KÜTÜPHANESİ 1924  
10   CAFERİLİK.COM 2091  
11   EZGİCE 2158  
12   ALEVİ CAFERİ 1586  
13   İSLAM EHLİ 1464  
14   İKİ İSLAM 1576  
15   ZEYNEBİ KUBRA 4017  
16   GRUPAKTİF.ORG 1191  
17   RUHULLAH.COM 4374  
18   MEHR HABER 2176  
19   İRİB.İR 2380  
20   İQRAA 1637  
21   İMAM CAFER SADIK CAMİİ 2480  
22   CİHADNET 1932  
23   BİLGE KADIN 3224  
24   40 AMBAR 2534  
25   KERBELA.NET 2929  
26   VELFECR 3752  

Tüm Siteler 

 

www

Ana Sayfa  |  Zehranet Çocuk  |  Zehranet Multimedya  |  İletişim

www.zehranet.com sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
© 2007 Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

Tasarım ve Programlama : Network Yazılım