Yıllar önce iki avcı, avlanmak için beraberce yola çıktılar. Bir süre sonra, bir sürü güzel kuşun bulunduğu bir yaylaya vardılar. Avcılardan tamahkar olanı,
-"Burası uzun süredir aradığımız yerdir. Burada kalalım ve istediğimiz kadar, bu güzel kuşlardan avlanalım" dedi. Daha akıllı ve tecrübe sahibi olan diğer avcı ise ona cevap vererek şöyle dedi:
"Sevgili arkadaşım, tamahkarlık iyi değildir, bu gün ihtiyacımız olduğu kadar avlanırız. Belki yarın daha iyi bir şey avlarız.
İki avcı ağlarını sererek beklemeye çekildiler. Bir süre sonra, çok güzel bir kuş ağa yaklaşıp yem yemeye başlayınca avcılarca yakalandı. Her iki avcı sevinçten mutluluk çığlıkları atmaya başladılar. Güzel kuşu bir kafese koyarak onu satmak amacıyla şehrin yolunu aldılar. Yolda şehire doğru hızla giden birinin atının sesini duydular. Süvari onlara yaklaşınca, onların yanında kafeste bulunan güzel kuş dikkatini çekti, ve onlara doğru
-"Ne kadar güzel bir kuş avlamışsınız. Kuşu bana satmak ister misiniz?" diye sordu. İki avcı süvariyi tanıdılar. O, şehrin valisiydi. Her ikisi de ona saygı gösterdikten sonra vali şöyle devam etti:
-"Bu kuş için ne kadar para istiyorsunuz?" Her iki avcı şaşkınlıkla birbirine baktılar ve tamahkar avcı valiye
-"hediyemiz olsun efendim" dedi. Vali atından inerek kuşa yaklaştı ve şöyle dedi:
-"Çok güzel bir kuş. Onun için sizlere 1000 dinar veririm."
Akıllı avcı bu lafın üzerine çok sevindi ve
-"Kabul ediyoruz efendim, kuş sizin" dedi. Fakat tamahkar avcı itiraz ederek,
-"Hayır efendim, arkadaşım kuş alışverişinden pek bir şey bilmiyor. İzin verirseniz, gidip kuşun fiyatını bir bilene soralım. Biz onu avlamak için çok eziyet çektik." dedi. Vali de,
-"Tamam. Kuşun fiyatını araştırın, her ne kadarsa ben onu sizden alacağım" diye cevap verdi, ve yoluna koyuldu. Akıllı olan avcı arkadaşına itiraz ederek,
- "Ne yaptın, neden kuşu valiye satmadın? Kim bu kuş için bize bu kadar para verir?" diye sordu.
Tamahkar avcı soruyu cevaplayarak ,
- "Bu kuş bundan daha fazla değere sahiptir. Gidip fiyatını öğrenmeliyiz." dedi.
İki avcı şehire varınca kuşu birkaç kuşçuya götürüp fiyatını araştırdılar, hepsi de kuşa 50 dinar fiyat biçtiler. Fakat tamahkar avcı bu gerçeği göz ardı edip ertesi sabah valinin yanına gidip,
-"Efendim bu kuş 1000 dinardan daha değerlidir" dedi. Vali ise,
-"Bu kuşu çok beğendim, bu yüzden 2000 dinar vereceğim" dedi. Avcı valinin sözleri karşısında her an daha da tamahlanıp kuşun fiyatını yükseltiyordu. Akıllı avcı arkadaşını ikaz ederek,
- "Yeter ben kuşkulandım, sanırım vali bir şeyler planlıyor." dedi. Fakat diğer avcı bu ikazı dikkate almayarak,
-"Sen ne dediğinin farkında değilsin. Vali bu kuşu çok sevmiş, bu yüzden ondan ne istersek kuşa karşılık bize verecektir." dedi.
Tamahkar avcı en sonunda kuş için 10 bin dinar fiyat biçti. Vali bu öneriyi duyunca yüksek sesle gülmeye başladı ve hükümet hazine sorumlusunu çağırdı. Görevli huzura geldiğinde vali ona hitaben,
- "Hemen hazinedeki tüm paraları getir ve bu adamın önüne koy" dedi. Daha sonra da kafese doğru giderek, kafesi açtı ve kuşu salıverdi ve şöyle devam etti:
-"Bu kuş için, zira bu kuş çok değerli ve güzeldir", ve gülmeye devam etti, Avcılar, valinin hazine sorumlusunu çağırarak onları alaya aldığını anladılar. Vali akıllı olan avcıya dönerek,
- "Siz benim kuşun fiyatından habersiz olduğunu zannettiniz. Kuşun 50 dinardan daha fazla olmadığını çok iyi biliyorum. Fakat arkadaşının tamahkar olduğunu anlayınca, ona bir ders vermek istedim. Ben başlangıçta 1000 dinar vermeye razıydım, fakat bu adamın tamahkarlığı, 1000 dinarı da kaybetmenize sebep oldu" dedi.
İki avcı pişmanlık içinde valinin konağını terk ettiler. Akıllı avcı arkadaşının pişman olduğunu anlayınca, ona
-"Sevgili arkadaşım, seni uyardım ve öğüt verdim, ama hiç fayda etmedi, umarım bu tecrübe senin tamahkarlığını yok etmiştir. Vali'den, sana verdiği ders için teşekkür etmelisin" dedi.
Bu hikaye İslam Peygamberi hz. Muhammed'in -sav- bir vecizesini hatırlatmaktadır. Sevgili İslam peygamberi şöyle buyuruyor:
"Tamahkarlıktan uzak durun, zira fakirlik her an hazırdır."
Bu değerli vecizeden, insanın kendi rızkıyla ikna olması gerektiğini ve tamahkar olmaması gerektiğini anlıyoruz. Zira bir gün elinde olan tüm nimetleri de kaybedebilir.
ırıb