ZEHRANET-İmam Humeynî çocukları çok severdi. Onlara çok şefkat gösterirdi ve onları sevindirmek için çaba harcardı. Bir gün Ali'yi (İmam'ın torunu) arıyordum, ama onu bulamadım. Kendi kendime, "Mutlaka İmam'ın odasına gitmiştir." dedim. Odanın kapısının önüne gittim. Kapıyı çalıp içeri girdim. Baktım ki Ali küçük topunu getirmiş ve ısrarla İmam'dan odada onunla top oynamasını istiyor.
İmam da sabırla, odanın diğer tarafında durmuş ve hafifçe topu Ali'ye atıyordu. Şaşırdım ve kendime, "İmam bu kadar işle ve bu kadar yorgunlukla ne kadar sabırlı ve çocuklara karşı ne kadar şefkatlidir." dedim.
Gerdanlık
Bir gün İtalya'dan İmam'a bir mektup ve bir paket geldi. Paketin içinde bir gerdanlık vardı. Mektubun sahibi şöyle yazmıştı:
"Ben Müslüman değilim ama sizi çok seviyorum ve bu kolyeyi size hediye ediyorum, nasıl isterseniz öyle kullanın."
Aradan birkaç gün geçti. Bir sabah İmam bir çocuğun ağlama sesini duydu. "Gidin bakın, o çocuk kim ve niye ağlıyor." dedi.
İmam'a, "Küçük bir şehit kızıdır, annesiyle beraber gelmiş ve sizi görmemek istiyor." diye haber getirdiler.
İmam, "Onu çabuk buraya getirin." buyurdu. Küçük kızı getirdikleri zaman hâlâ ağlıyordu. İmam onu kucağına aldı ve dizlerinin üstünde oturttu. Sonra onu öptü ve kulağına bir şeyler fısıldadı. Küçük kız ağlamayı unuttu ve güldü. İmam da onunla beraber güldü. Sonra İmam kalktı ve o kolyeyi getirip onun boynuna astı ve, "Şimdi annenin yanına git." dedi. Çocuk da İmam'ı öptü ve gitti.
Kızılderili Öğrencilere Mektup
Bir gün Amerika'nın Arkansas eyaletinin Springdale Lisesi'nin Kızılderili öğrencilerinden, İmam Humeynî'ye bir mektup geldi. Öğrenciler, mektupla birlikte İmam'a hediye olarak bir çift de çorap göndermişler ve İmam'dan hatıra olarak kendilerine eski bir çorap bile olsa şahsî bir eşyasını göndermesini istemişlerdi.
İmam, mektubun cevabıyla birlikte onlara bir cilt kitap gönderdi. Böylece kitap okumanın insanın gelişimi ve yükselişindeki önemine dikkat çekmiş, eski bir giysiyi saklamakla bir şey olmayacağını göstermişti. İşte İmam'ın onlara yazdığı cevabı:
"Bismillahirrahmanirrahim
Arkansas eyaletinin Springdale Lisesi'nin aziz öğrencileri! Sizin sevgi dolu mektubunuzu ve değerli hediyenizi aldım. Ben Kızılderililerin ve zencilerin baskıda olduğunu biliyorum. İslâm öğretilerinde beyaz, siyah ve kızıl arasında hiçbir fark yoktur. İnsanları birbirinden ayıran tek şey takva, güzel ahlâk ve güzel ameldir. Büyük Allah'tan istiyorum ki, siz aziz çocukları başarılı kılsın ve doğru yola hidayet etsin.
Siz aziz çocuklara, büyük İslâm Peygamberi'nin nasihatlerinden bir broşür gönderiyorum ve size hayır dua ediyorum. İnsanî değerlerde başarılı olmanız ümidiyle."
Sen Çocuk Ol, Ben Büyük
İmam Humeynî'nin çocuklarla ve torunu Ali ile ilişkisi arkadaşça idi. Ali küçüktü. Bazen İmam'a rahatsızlık verecek derecede yaramazlık yapardı. Ama İmam güler yüzle, "Önemli değil, çocuğu serbest bırakın." derdi. Çünkü İmam bütün gün evdeydi ve Ali de onun yanındaydı. İmam Ali'ye, Ali de İmam'a alışmıştı.
Bir gün İmam'ın yanına gittim. Gördüm ki Ali İmam'ın yanında oturmuş ve ondan saatini istiyor. İmam Ali'ye, "Babacığım! Saatin zinciri gözüne girer ve eziyet eder." buyurdu.
Ali, "O zaman gözlüğünüzü verin." dedi.
O da, "Gözlüğüm de öyle! Gözüne takarsın ve gözlerin ağrır. Senin gözün şimdi zariftir, çiçektir." buyurdu.
Ali, gözlüğünü vermesi için ısrar etti.
İmam, "Hayır!" dedi, "Kırarsın ve benim başka gözlüğüm yok. Çocuklar böyle şeyleri ellemez."
Birkaç dakika geçti ve Ali evin içinde biraz dolaştı ve tekrar geldi. "Ağa!" dedi.
İmam, "Ne var canım!" buyurdu.
Ali, "Sen gel çocuk ol, ben de ağa olayım!" dedi.
İmam, "Tamam." buyurdu.
Ali, "Öyleyse kalk buradan! Çocuk ağanın yerinde oturmaz ki!"
İmam kalktı ve yerini Ali'ye verdi.
Ali, "Şimdi gözlüğü, saati bana ver. Çocuk, gözlüğü ve saati ellemez ki!" dedi.
İmam, "Al! Ben sana ne diyeyim ki?! Yolunu buldun, gözlük ve saati aldın." dedi.
Bazen Ali İmam'a, "Siz oturun, ben size banyo yaptırayım." derdi. İmam otururdu ve Ali onun başını yıkardı. Elini duvara sürer, sonra sabunmuş gibi İmam'ın başına ve yüzüne sürerdi. Ali'ye, "Bu işle İmam'ı rahatsız ediyorsun." derdim. İmam, "Hayır, rahatsız etmiyor; bırakın işini yapsın." buyururdu.