Amerika'da İslam ve Müslümanlar / Hüseyin Ceyhan
Amerika'da büyük bir önem arzeden son 20 yıllık ihtida (İslam'a dönüş) hareketlerine baktığımızda bunların yoğun olarak 196O'lı yılların sonları ile 1970'li yılların başında kurulan İslami merkezlerin etkisinde geliştiğini görürüz. Amerika'ya yoğun göç dalgası, ülke genelinde irili ufaklı yüzlerce dini merkezin kurulmasına neden olmuştur. Ayrıca bu dönemde ABD'ye gelen müslümanlar, önceki nesillere göre daha bilinçli ve sömürge kültürünün etkisinden ve Amerikan biçimi yaşam tarzına yakınlık duymaktan uzaktırlar. Bu manada toplum içinde İslami tebliği daha etkili bir şekilde sürdürebilmektedirler. Amerikalı yerlilerin İslam'a dönmeleri, genelde bu tür tebliğ çalışmalarına dayanmaktadır. Ama yine de göçmenler tarafından kurulan bu merkezler İslam davasını yaygınlaştırma ve İslami hassasiyeti canlı tutma gayesinden ziyade, göçmenlerin kendi sosyokültürel ihtiyaçlarına hizmet vermek amacıyla çalışmaktadırlar. Özellikle Doğu ülkelerinden, materyalist ve gayri İslami Amerikan toplumuna gelen müslümanlar, öncelikle sahip oldukları dini değerleri korumaya çalışıyorlar, bunları yaygınlaştırma mücadelesine girmeye fırsat bulamadan. Korkular, Amerika'da büyüyüp yetişen çocukların kendi İslami değerlerini, ideallerini yitirmesi, inançlarını kaybetmesi ve Amerikan biçimi bir yaşam tarzını benimsemesi etrafında yoğunlaşıyor.
Tabii bu hususta İslam'a dönen Amerikalı müslümanlar ile göçmenler arasında farklılıklar vardır. Çünkü ihtida eden Amerikalı, her şeye rağmen burada büyümüş ve bu şartlar dahilinde İslam'ı tercih etmiş olduğundan, Amerikancı zihniyetten korkmuyor. Fakat İslam'ı tercih etmiş olmakla birlikte etrafındaki insanların yoğun bir tecrit tavrıyla karşılaşıyor.
1964 Amerikan Medeni Sözleşmesi'ne göre din özgürlüğü koruma altındadır ve hiç kimse dini inançlarından dolayı iş, mesken ya da hayatın herhangi bir alanında ayrımcılığa tâbi tutulamaz. Fakat bu tür yasalar pratikte hiçbir değer ifade etmez. Örneğin, başörtülü müslüman bir kadının iş bulabilmesi hemen hemen imkansızdır ve bu tür pratik meseleler müslümanlar karşısında ciddi bir tehdit unsuru oluşturmaktadır.
Bir muhtedinin karşılaştığı sıkıntılar
İslam'a dönen bir Amerikalının sosyal hayatında karşılaştığı en büyük zorluk, müslüman olmadan önceki sahip olduğu sosyal ilişkilerin ve arkadaşlıkların hemen birçoğunu kaybetmesidir. "İslam'a dönen bir kişiye gerek ailesi, gerekse arkadaşları ve sosyal çevresi bu kimsenin bir takım ruhsal hastalıkları olduğu şeklinde davranır. Öyle ki, bazı Amerikalılar müslümanların ruhsal bir AİDS hastalığına sahip olduğuna inanırlar. Bu yüzden müslüman olmayı düşünen bir insan sosyal baskılar yüzünden uzun yıllar kararsızlıkta kalır. Kalben İslam'a inandığı halde, uzun süre bunu çevresinden saklayan insanlar vardır. İslam'a dönen bir bireyin ailesi içinde muhakkak surette bir gerginlik, münakaşa ve çatışma yaşanır"1.
İslam'a dönen bir Amerikalının ikinci büyük açmazı iş meselesidir. Amerika'da mesleki dışlamacılık vardır: Eğer bir kimsenin din değiştirip İslam'a döndüğü anlaşılırsa ona işveren olmaz. Bu yüzden ihtida esnasında isimlerini değiştirmelerine rağmen Amerikalı müslümanlar arasında iki isim kullanmak çok yaygındır. En azından kimsenin kendisine zarar veremeyeceği zamana kadar, genellikle yasal olarak eski Amerikan isimleri kullanılır. Sonradan İslam'a dönen bir Amerikalı müslüman olan Prof. Mansur el-Mücahid şöyle demektedir: "Üniversitede ders verirken ve çalışmalarımı yayınlarken hep Amerikan ismimi kullanıyorum. Beni tanıyan insanlara karşı ve İslam ülkelerinde yeni ismimi kullanıyorum. Birçok Amerikan üniversitesinde bir iş için müracaat ettiğimde eğer benim bir Amerikalı müslüman olduğumu anlarlarsa beni üniversiteye almazlar. Bu konuda birçoğumuz aynı şeyi yapıyoruz. Berkeley, California Üniversitesi'nde öğretim üyesi olan Hamit Algar da aynı hileye başvurmaktadır. Üniversitede kadrolu (üniversitenin daimi bir öğretim görevlisi) olana kadar Amerikan ismini kullandı. Ama kadrolu olduktan sonra ismini Hamit Algar olarak değiştirdi ve şu an kimse kendisine bir şey yapamıyor"2
ABD'de İslam'a ihtida üzerine bir çalışma
İnsan hayatında bir dini, düşünceyi, yaşam biçimini bırakıp doğru bildiği bir diğerini tercih nadir olarak yapılan fakat insanı büyük bir seçime zorlayan, yol ayrımına getiren, hayatı yeni baştan tanzim etmeye sevk eden bir zihinsel değişimdir.
Çoğunlukla bir ihtida hareketi anlık ve beklenmedik bir hadise gibi gözükür, ama yine ekseriyet itibariyle yeni bir dini tercih öncesinde uzun bir olgunlaşma dönemi vardır. Ne zaman ki kişi ihtida etme noktasına gelmiştir. İşte bu andan itibaren kişinin heyecanı doruk noktasına ulaşır.
ABD'de değişik bölgelerde oturan ve İslam'a ihtida eden Amerikan vatandaşı beyaz insanlar arasında yapılan bir araştırma dikkate değer bir takım sonuçları bizlere vermektedir. Burada konuyla ilgili olarak yapılan bir çalışmadan önemli gördüğümüz birkaç maddeyi alıntılıyoruz.3
İhtida yaşı:
ABD'de ihtida yaşı hemen tamamen 25 yaş altına yaklaşmaktadır. 25 yaş üstü ihtida oranı azdır ve 30 yaş sonrası ise hemen hiç yok gibidir. Bu yüzden ihtida hareketi bir genç eylemi özelliğindedir.
Çalışmadan özetler:
Çalışmaya katılanlar arasında yaş dağılımı 20 ile 41 arasında değişmektedir. Genel ortalama ise 28.92'dir.
Soru 1: Ne kadar zamandır müslümansınız?
Cevaplar 3 aydan 15 yıla kadar dağılmaktadır. Gruplar öncelikli olarak aslında ABD'li müslümanların çok genç ve aynı zamanda yaklaşık yirmi yıllık bir geçmişleri olduğu bilgisini bize sunmaktadır. Bu ise ABD'de geniş kapsamlı sahih bir İslam'ı tebliğin tarihinin 20-25 yıllık bir geçmişe dayandığını göstermektedir.
Soru 2: İslam'la ilk önce nasıl tanıştınız?
Dini cemaatler aracılığıyla %20, arkadaşlar veya müslüman öğrenciler aracılığıyla %44, siyah müslümanlar aracılığıyla %4, gerçeği bulma ve bir çözüm arayışı ile %8, evlilik yoluyla %4, Malcolm X'in otobiyografisi ile %8, dini toplantılara katılarak %12.
İnsanların İslam'ı seçimi gerçekte bireysel çabalamalar ve dışsal etkilenmeler sayesinde gerçekleşmektedir. Malcolm X'in otobiyografisinin halen insanların İslam'a dönmeleri için bir vesile olması, bir yandan Malcolm X'in saygınlığının halen canlılığını koruduğunu, diğer yandan da tebliğ hususunda ciddi bir boşluğun olduğunu göstermektedir.
Soru 3: İslam'a dönmeden önce İslam hakkındaki görüşleriniz nasıldı?
İyimser %20, kayıtsız/ilgisiz %20, düşman %24, herhangi bir düşüncesi olamayacak kadar bilgisiz %36.
Belli bir arayış sonucunda İslam'a dönen insanlar, İslam konusunda en duyarlı insanlar olma özelliğini taşırlar. Fakat, ancak %20'lik bir grup bu konuda bir hassasiyete sahiptir. Bugün bir kesimin İslam düşmanı olması ya da ilgisiz bulunmasının sebebi, Amerika'da ilkokullarda, orta ve liselerde hatta yüksek okullarda İslam hakkında hepsi birkaç paragrafı geçmeyen ama tamamen önyargı ve karalamalardan ibaret hristiyan misyonerlerin anlatımına dayalı bir bilginin verilmesidir. Ki bunlar, Doğu dinlerinin gerilediğinden dolayı Doğulu milletlerin geri kalmışlığına örnek olarak, parmaklarıyla yemek yiyen, masa, sandalye yerine yerde oturan, dört kadınla evlenen, üç kere kadına "boş ol" demekle kadına hiçbir hak tanımaksızın evliliği sona erdiren, kadının sosyal ilişkisini reddeden ve ona toplumda düşük bir statü var eden ve Muhammed'e tapan bir anlayışın olduğu kitaplarda açıklamaktadırlar.
Daha önceden İslam'a düşman olan birisi şöyle demektedir: "Beni İslam'a karşı olan tavrımı aslında, okulda ve diğer kitaplarda öğrendiğime dayanmaktadır. Müslümanları hep dolandırıcı, cani sahtekar vs. olarak öğrendim. Onlar büyücülük yaparlar, kaval çalıp yılan oynatırlar, sihirli halılarla uçarlar, insanların kalbine korku saçarlar".
Bunlar Amerika'da insanlara İslam adına öğretilen şeylerdir ve dünyada en yaygın ikinci din olan İslam'dan ise %36 haberdar değildir. Bunlar dünyanın en ciddi araştırma-inceleme çalışmalarının yapıldığı ABD halkının cehaletinin göstergesidir.
Soru 4: İslam'la kucaklaştığınızda kaç yaşındaydınız?
İhtida yaşının genel ortalaması 22, ve bu ortalama kadın ve erkeklerde çok yakındır.
Ankete katılanların % 98'inin hristiyanlıktan İslam'a döndüğü gözlenmektedir ve bu kimseler arasında yaşanan zihinsel ve pratik sorgulamalar ve sıkıntılar hep birbirine benzemektedir. Araştırma buna iyi bir örnek olarak hristiyan olarak büyütülüp, daha sonra İslam'a dönen bir bayanı göstermektedir. Çocukluğu boyunca her ne kadar Amerika Vaftiz Kilisesi'ne gitse de kendisine öğretilenlere hep şüpheyle bakmıştır ve hristiyanlığın ilkelerini sürekli sorgulamıştır. Özellikle teslis inancı, ezeli günah anlayışı gibi inançlar sürekli korku uyandırmıştır. Hristiyanlık hakkında şüpheye ve karamsarlığa düştükten sonra hakikatleri kavrayabilmek adına Ortodoksluk, Normonizm, Metodizm gibi bir takım mezheplere yönelir, fakat tatmin edici bir cevap bulamaz. Bu arada ABD Hava Kuvvetleri'nde çalışmaktayken bir süre Sinagog'a gider, fakat ABD'nin İsrail'e uyguladığı askeri destekten dolayı rahatsız olur.
31 yaşında Hava Kuvvetlerinden ayrılır ve üniversiteye döner. Bir kitapçıda alışveriş yaparken Kur'an-ı Kerim'i görür ve bir gecede yarısını bitirir. Sabahın ağaran tan yeri ile birlikte "kurtuluş için bir mesaj"a muhatap olduğunun farkına varır. Kitabı tamamen okuyup bitirdiğinde hayatında ilk defa varlığına manevi bir anlam bulduğunu hisseder. Bir yandan İslam'ı hayatına geçirmeye çalışırken diğer yandan da müslüman kesimlerle tanışmaya çalışır.
Öncelikle ailesinden ve beraberinde de arkadaş çevresinden büyük bir tepki görür ve akabinde evlilik hayatı da boşanma ile sona erer. Bunu müteakip karşılaştığı işsizlik bunalımı ile yeni dini inancı hakkında tereddüte düşer. Fakat şu an inançlarında hiçbir şüpheye mahal bırakmaksızın İslam davasının savunuculuğunu yapmaktadır.4
Yvonne Haddad Yazberk, Amerikalıların İslam'la tanışmasında Sufizmin de önemli bir role sahip olduğunu ve ABD'de sufilerin ekseriyetinin İslam'a dönen Amerikalılar olduğunu söylemektedir.5
Hüseyin Ceyhan-Haksöz