Askeri olanaklar açısından İsrail'in İran'ın belli başlı nükleer tesislerine saldırabilmesi için pek bir engel yok. Ne Irak, ne Arabistan hatta ne de Türkiye İsrail'in böyle bir saldırısını engelleme imkânına sahip değil
25/06/2008
Adamın biri arkadaşına "ben bu sene de Fransa'ya gitmek istiyorum" deyince arkadaşı "sen Fransa'ya hiç gitmedin ki" demiş. Bunun üzerine birincisi "ama geçen sene de gitmek istemiştim" diye cevap vermiş. İsrail ve ABD'nin yakınlarda İran'a saldırı düzenlemeyi planladıkları haberi nedense bana bu fıkrayı anımsattı.
Geçtiğimiz hafta önce Avrupa basınında yer alan bu haber çok geçmeden tüm bölgede tartışma konusu haline geldi. İsrail'in Batı Akdeniz'de Yunan hava ve deniz sahası üzerinde askeri tatbikat gerçekleştirdiği ve bunun İran'ın nükleer tesislerine saldırı için hazırlık anlamına geldiği ileri sürüldü. Batılı haber kaynakları yıllardır İsrail ya da Amerika'nın İran'ın nükleer tesislerine saldırı düzenleyeceğini öne sürüyor ve zaman zaman bunun için belli tarihler veriyor.
Söz konusu tehditlerin Avrupa Birliği Güvenlik ve Dış politika Sorumlusu Javier Solana'nın nükleer çalışmalarını durdurması karşılığında İran'a verilmesi düşünülen teşvikleri sunmak için Tahran'a gittiği sırada gerçekleşmesi tesadüf olmasa gerek. Son beş yıldır ABD ve Avrupa İran karşısında kötü polis iyi polis oyununu oynuyorlar ve ABD sürekli sopa gösterirken Avrupa ülkeleri sözde "teşvik edici" tekliflerle İran'a gidiyorlar.
Sözde, zira İran'ın artık varoluşsal bir önem atfetmeye başladığı nükleer çalışmalarını "sivil uçak yedek parçası satışı" ya da "enerji sektöründe yatırım vaadi" gibi teklifler karşılığında durduracağını sanmak için ancak "Fransız" olmak gerekiyor. Nitekim İran teklife sıcak bakmadığını belli etmekten çekinmedi ve Solana Tahran'da planlanan görüşmelerinin çoğunu gerçekleştirmeden ülkeden ayrılmak zorunda kaldı.
Daha önce defalarca belirtildiği üzere nükleer faaliyetler ve özellikle de uranyum zenginleştirme çalışmaları İran için hayati öneme sahip. Bizzat Ahmedinejad "sırf bu teknolojiyi kazanmak için ülkenin on yıl geriye gitmesine razıyım" ifadesini kullanmıştır. Üstelik başta NPT (Nükleer Silahların yayılmasını Önleme Anlaşması) olmak üzere uluslar arası anlaşmalar İran'a söz konusu faaliyetlerde bulunma hakkını vermektedir. Yine de her şeye rağmen İsrail böyle bir saldırıyı gerçekleştirebilir mi?
Askeri olanaklar açısından İsrail'in İran'ın belli başlı nükleer tesislerine saldırabilmesi için pek bir engel yok. Ne Irak, ne Arabistan hatta ne de Türkiye İsrail'in böyle bir saldırısını engelleme imkânına sahip değil. Uzun menzilli İsrail uçakları (özel üretim F-16S ve F15ler) en az iki rotadan bu saldırıyı geçekleştirebilirler. Ancak saldırının istenen sonucu verip vermeyeceği, saldırıda bulunan uçakların geri dönüp dönemeyeceği, İran'ın bu saldırıya ne şekilde cevap vereceği gibi sorular İsraillilerin ve doğal olarak Amerikalıların kafasını kurcalıyor. Diğer yandan 33 günlük Hizbullah savaşı İsrail ordusunun yenilmezlik efsanesini çöp tenekesine atmış durumda. İran ordusu en az on yıldır böyle bir saldırı için hazırlık yapıyor ve daha İsrail jetleri İsrail sınırlarından çıkar çıkmaz İran'ın bu saldırıdan haberdar olması güçlü olasılık. Bu bağlamda Irak'ta Amerikan askerinden daha fazla sayıda İran'da askeri eğitim görmüş Şii milislerin olduğunu hatırlatmak faydalı olabilir. Bu nedenlerden ötürü etkin ve kapsamlı bir saldırının yalnızca ABD tarafından gerçekleştirilebileceği söylenebilir.
Diğer yandan İsrail kurulduğundan beri dış politikada en zor dönemlerini yaşıyor. İsrail tüm Arap ülkeleriyle savaşırken bile karşısındaki cepheyi bölebilmiş ve işgal altındaki toprakların küçük bir kısmından çekilmesi karşılığında en güçlü Arap ülkesini (Mısır) düşman saflarından ayırabilmiştir. Oysa bugün durum çok farklı. Kırk yıl aradan sonra Golan tepeleri konusunda taviz vermeye yanaşan Telaviv yönetimi Şeba çiftliklerinden de çıkmayı kabul etmiş durumdadır. Ancak bu sefer Suriye işi ağırdan almakta ve Golan'ın kurtarılması karşısında İran'la ve direniş örgütleriyle olan ilişkisini kesmeyeceğini ilan etmektedir. Son yıllarda Hamas'ın ateşkes önerilerini sürekli reddeden İsrail bugün artık Hamasla (bile) masaya oturmaya ve ateşkese razı olmuştur. Zira işgal altındaki topraklardan düzenlenen ilkel roket saldırılarını durdurmada başarısız kalmıştır.
Durum böyleyse bu tür haberlerin üretiliş amacı ne olabilir? Muhtemelen İsrail ve ABD'nin temel amaçları İran üzerindeki baskıları artırmaya çalışmanın yanı sıra seçimlere hazırlanan İsrail'in iç kamuoyuna mesaj vermek ve "hâlâ güçlüyüz" duygusu uyandırmak. Öyle olmasa bu kadar "gizli" tatbikatın basına "sızması" ve tatbikata, uçakları düşürülecek İsrailli pilotların kurtarılması operasyonuna katılacak helikopterlerin de katıldığı gibi "uzmanlık eseri" bilgilerin yer alması (tabii İsrail'in İran sınırına yakın yerlerde gizli helikopterleri olması ya da operasyondan birkaç gün önce kargo uçaklarıyla gönderilmesi durumu hariç) olayın ciddiyetini iyice açığa çıkarıyor.