İnsanoğlu, tarih boyunca birçok dönemden geçti. Savaşlar, açlıklar, hastalıklar ve birçok olumsuzluğu iliklerine kadar hissetti. Günümüzde, yani insanların kendilerini modern insanlar olarak adlandırdığı dönemde bilim ve teknolojinin gelişmesiyle insanları eski zorluklardan uzak görüyorsunuz, artık kimse bir elbise veya bir ayakkabı için akıl almaz zorluklara katlanmıyor, artık insanlar dünyanın diğer ucuna bir saniyeden daha az bir süre içinde gidebilmeği çok da garipsemiyorlar ama bütün bunlarla birlikte insanların huzurlu olduğunu söylemek mümkün değil. Gün geçtikçe aklını yitirenlerin sayısı çoğalıyor, gün geçtikçe psikolojik rahatsızlıkların sayısı ve türleri artıyor. Evet, bilim ve teknoloji insanlara fiziki birtakım rahatlılıklar kazandırdı ama bunu huzurları pahasına yaptı. Artık eski huzur yok ve gün geçtikçe de durum kötüleşiyor. Peki, ne yapılmalı? Acaba insanlar, bilimin onlara sunduğu imkânlardan mı vazgeçmelidirler? Acaba geçmişte olduğu gibi hayvanlarla yolculuk yapılırsa, bütün ürünler insan gücüyle üretilirse, bütün makineler insan hayatından kaldırılırsa, daha mutlu bir dünya olur muydu? Hayır, insanoğlu bu imkânlardan vazgeçmez de, vazgeçemez de. Nedenini şimdi tartışmak istemiyorum. Peki, acaba bu dünyada, bütün insanların stres deposu haline geldiği bu dünyada huzurlu yaşamanın bir yolu var mıdır? Gerçek şu ki her insan, bir dünya gibidir, her insanın algıladıkları, düşüncesi ve kişiliği farklıdır ve eğer insan, isterse bütün bu sorunların içinde hiçbir sorun yokmuş gibi yaşayabilir. Hani derler ya dünya yansa bir bağ otu yanmaz, öyle derken tabi duyarsızlığı kastetmiyorum. Sadece daha iyi anlaşılması için bir benzetme yaptım. İşin şakası bir yana, acaba bunun bir formülü var mı diye soracak olursanız size çok önemli üç ipucu verebilirim, öyle ki bu ipuçlarını takip ederseniz çok huzurlu bir hayatınız olacağını garanti edebilirim.
Modern hayatta huzurlu yaşamanın ipuçları:
1- İman gücü.
Çok klasik mi geldi size? Olabilir, ama inanın, nereye giderseniz gidin, hangi yola yıllarınızı harcarsanız harcayın, eninde sonunda geleceğiniz nokta burası. Sizi yaratan Allah mı sizi daha iyi tanıyor? Bilmem hangi profesör mü? Nereye bakarsak bakalım kusursuz bir düzen görüyoruz, hayvanlardan tutun bitkilere kadar, gezegenlerden tutun kendi vücudumuza kadar, her yerde kusursuz işleyen bir düzen var. Peki, acaba bu düzeni kuran yaratıcı mı bu düzeni daha iyi biliyor yoksa bilmedikleri bildiklerinin yanında bir damla suyun yanında bir deniz gibi duran insanoğlu mu bu düzeni daha biliyor?
Şimdi tekrar düşünün ve bir söz duyduğunuzda “aman, aynı klasik laflar” diye yanından geçmeyin. Gerçekten kurtulmak istemiyor musunuz? Stressiz huzurlu bir hayat istiyor musunuz? O zaman sizi sizden daha iyi tanıyan yaratıcının sözünü dinleyin.
Takva, insanın iç huzurunu sigortalayan en etken kalkandır. Gün boyunca birçok insanla karşılaşabilirsiniz, birçok sorunla boğuşabilirsiniz ama içinizi kaplayan çok narin bir his var, huzurlusunuz. Kalbinizi emanet ettiğiniz kişi sizin kalbinize çok iyi bakıyor. Kalbinizi Allaha emanet edin, rahat edin.
2- Özgüven.
Günahlardan uzak durmaya çalışıyorsunuz, kişiliğinizi alçak günahlarla ayaklar altına atmak istemiyorsunuz, Allaha güveniyorsunuz ve sadece ondan medet umuyorsunuz, öyleyse siz iradeli bir insansınız, kendinize değer veriyorsunuz ve kendi kıymetinizi biliyorsunuz. Her şeyin, ama her şeyin Allah’ın elinde olduğunu biliyor muydunuz? bunu herkes söylüyor ama hiç kimse gerçekten inanmıyor mu? Önemli değil, siz ne düşünüyorsunuz? Kalbinizin derinliklerinde ne var? Gerçekten her şeyi yaratan bir yaratıcı olduğuna inanıyor musunuz? Şimdiye kadar onunla konuştunuz mu? Onu hissettiniz mi? Sıkıştığınızda ya da çok mutlu olduğunuzda onu yanınızda hissettiniz mi? İşte O, her zaman sizin yanınızdadır, sizin işlerinizle sizin ilgilenemeyeceğiniz kadar titizce ilgileniyor, siz çok değerlisiniz, bundan emin olun böyle olmasaydınız sizinle bu kadar yakından ilgilenir miydi? Dualarınıza karşılık verir miydi?
Aslında düşünecek olursanız aynı zamanda çok da küçüksünüz. Sizce siz bu dünyanın neresindesiniz? Her uçağa bindiğimde elimde olmadan aslında ne kadar küçük ve zayıf olduğum düşüncesine kapılıyorum. Uçak havalandıktan sonra aşağıya bakıyorsunuz, evler küçücük küçücük, insanlar görünmüyor bile. Elinizde olmadan kendi kendinize diyorsunuz ki: bu insanlar ne kadar küçük olduklarının farkındalar mı acaba? Şu oyuncak gibi binaların arasında biraz daha rahat olabilmek için adeta birbirlerini yiyorlar. Sizce dünyamızın galaksideki yeri nedir, yer küresinin güneş karşısında bir leblebi kadar küçük olduğunu biliyor musunuz? Güneşten bir o kadar daha büyük yıldızların var olduğunu biliyor musunuz? Düşünüyorum da acaba bizim dünyamız o yıldız karşısında ne kadar küçük? Varlık âleminde kaç tane galaksi olduğunu biliyor musunuz? Ben de bilmiyorum ama bu kadarını biliyorum ki bizim galaksimiz bütün yıldızları ve içindeki her şeyle birlikte varlık âlemi içinde küçük bir nokta gibidir. Şimdi söyleyebilir misiniz siz, bu muazzam âlemin neresindesiniz? Şimdi aslında ne kadar küçük olduğunuzu anladınız.
Ama siz çok büyük birisisiniz, neden mi? Düşünsenize bu muazzam yaratılış âleminin sahibi, bu kusursuz düzeni yaratan kişi ne kadar büyük ve yüce birisidir. İşte bu kişi sizin en ufak ihtiyaçlarınızla bizzat ilgileniyor. Sizin bütün yaptıklarınız ve dediklerinizi önemsiyor, isteklerinize yanıt veriyor ve bazen de size sürprizler hazırlıyor. Siz çok değerlisiniz, çok. Ama ne yazık ki birçok insan bunun farkında değil. Biliyorum ama herkes bir yana siz bunun farkında mısınız? Hani derler ya her koyunu kendi bacağından asarlar. Diğer insanları elinizden geldiğince uyandırmaya çalışın ama daha çok sahip olduğunuz değeri daha iyi anlamaya ve korumaya çalışın. Neden size bunca değer veren yüce Allah’ı üzecek işler yapıyorsunuz? Neden bunca değerli birisiyken kendinizi ucuz günahlarla kirletiyorsunuz? Her zaman bunların farkında olmadığınızı mı söylüyorsunuz o zaman her zaman bunun farkında olmanızı sağlayın, bunu yapabilirsiniz, elinizdeki çok değerli bir malı nasıl koruyacağınız için saatlerce belki günlerce düşünebiliyorsunuz öyleyse bu bilinci nasıl koruyacağınızın formülünü da bulabilirsiniz. Biraz düşünün ve başkalarından yardım almaya çalışın.
3- Spor.
Spor derken sadece yapılan birtakım fiziki hareketleri kastetmiyorum. Kastettiğim şey, kendinize iyi bakmanızdır. Elinizden geldiğince iyi beslenmeğe çalışın ve vücudunuzu sağlıklı tutmaya çalışın, tabi ki spor da şart. Sağlıklı akıl sağlıklı vücuttadır, insanın vücudu sağlıklı olmadığı zaman sağlıklı da düşünemiyor, ifratlara ve tefritlere yani şimdikilerin deyimiyle aşırılıklara çok müsait oluyor, bu nedenle İslam dini bu konuya çok önem vermiştir.
Mutluluklar dolusu bir hayat dileğiyle
Ebuzer TURAN
Zehranet.