Hiç şüphesiz kadın ve erkek birbirinden çok farklı varlıklardır. İki cins arasında bulunan bu farkları bilip ona göre davranmak, ilişkilerin sağlıklı olması açısından çok önemlidir. Farklılıkları insanların uyuşmamasının nedeni olarak kabul etmek çok yanlış olacaktır, aksine onları birbirine çeken mıknatıs niteliğini taşımaktadır farklılıklar. Anlayış ve kültürümüzün artmasıyla farklılıklara saygı göstermesini de öğrene biliriz. Kadın ve erkek arasındaki farklılıklar kesinlikle onların tamamlayıcısı olabilir, yalnız denge oluşana kadar herkes birbirine süre tanımalıdır.
Eğer çok sinirliysek, sakin ve soğukkanlı insan bizi cezbedecektir ,onunla kurulan ilişki sonucunda bizimde sakin birisi olma ihtimalimiz artacaktır. Bunun bir diğer adı da aşktır, aşk yani farklı özelliklerdeki insanların birbirlerini cezbetmesidir. Genelde genç kızlar, kendilerinde bulunan kötü huyların olmadığı kimselerle hayatlarını birleştirmek isterler.
.. Her ne kadar tüm insanlar farklı olsa bile, gene de birçok yönden ortak özelliklere sahiptirler. Bütün bu farklılıklar bizi, çok ilginç bir gerçeğe doğru sürüklemektedir. Başka bir tabirle; hayat arkadaşınız birbirini tamamlayan farklı ve ortak özelliklerden oluşmaktadır. Gerçekten birbirlerine âşık olan eşler, bu oluşumu çok daha iyi anlayacaklardır. Aşağıdaki örnekler bu tür eşlerin söyledikleridir:
—Birbirimizden çok farklı insanlarız, ama bizi birbirimize bağlayan ortak özellik ikimizin de duygusal olmasıdır. Ben güneşin doğuşunu , eşim ise batışını sever, ben çok gerçekçiyim O ise daha çok, hayalci, O çok soğukkanlı fakat ben sürekli endişeli ve tedirginim. Bütün bu farklı özelliklere rağmen her şeyi beraber yapmaya çalışıyoruz ve birbirimizi çok iyi tamamlıyoruz.
—Bizim farklı birçok sorunumuz bulunmakta, ama ortak noktamız ikimizin de sorununun olmasıdır. Hiçbirimiz önemsizlik hissine kapılmadan, birbirimizin sıkıntılarına ve karşılaştığı sorunlarına yardım ediyoruz. Bazen aklıma geliyor da, eğer eşim mükemmel ve hiçbir sıkıntısı olmayan birisi olsaydı bu kadar güzel geçinemezdik, belki de ben kendimi yetersiz görerek, sürekli ondan daha başarılı olmaya çalışırdım.
—Aşk dolu bir evliliğin üzerinden iki yıl geçti ve artık birbirimize eskisi gibi âşık değildik, birlikteliğimizin bütün romantikliği bir anda yok olup gitmişti. Bir sabah uyandığımda ikimizin çok farklı özellikleri ve çok az ortak özellikleri olduğunu gördüm. Bir anda hayal kırıklılığına uğradım, artık her şeyden bıkmıştım. Ama üzerinde biraz düşündükten sonra benim böyle düşünmemin gerçek aşk olmadığını anladım, gerçek aşk; eşlerin birbirlerini anlayıp, duygularını paylaşmasıdır. Böylelikle hayallerimde yaratmak istediğim birisine âşık olmak yerine, gerçek birine âşık oldum.
Bütün bu örneklerde görüldüğü gibi aşk zamanla eşlerin birbirini anlayıp, kabullenmeleriyle daha da güçlenmektedir. Bu yöntemle birbirinizin farklılıklarını anlayıp ve bu farkları ortak noktada toplayarak güzel ve kalıcı bir ilişkiyi sağlaya bilirsiniz.
Belki de, günümüzdeki birçok aile gerçek aşktan yoksundur, birçok kimse eşini istediği gibi oluşturma peşindedir. Sadece bir takım düşünce ve davranışları değiştirmek, insanların bir birleriyle uyum içerisinde yaşamalarını sağlamaz, tüm farklılıklarla beraber dengenin oluşması gerekir. Eşler arasında denge oluşmadığı takdirde farklılıklar problem olmaya başlayacaktır, mesele dengeyi sağlamaktır.
Günümüzdeki bütün psikologların gerçek aşk hakkında ortak düşüncesi; eşlerin birbirini olduğu gibi kabul edip, farklı özelliklerine karşı saygı göstermesi olduğudur. Kesin kabul etmeniz gereken en önemli mesele; bütün dünyayı dolaşsanız da asla tamamen kendinizle uyuşacak birisini bulamayacağınızdır. Dünyada hiçbir zaman aynı özelliklere sahip ve değişik zevkleri olmayan iki insan bulamazsınız. Bu yüzden mutlu ve kalıcı bir evlilik için eşinizin tüm farklı yönlerini olduğu gibi kabul etmeniz gerekir.
ZEHRANET