Neden şimdiye kadar örtünme aleyhine yürütülen programlar başarılı olamadı? sorusuyla başlamak istiyorum.
Türkiye, Afganistan, İran, Cezayir ve benzeri ülkelerde yürütülen örtünme karşıtı programlar, neden istenilen başarıyı yakalayamadı?
Batılı sömürgeci güçler tarafından İslami ülkelerde düzenli bir şekilde yürütülen bu programların neden tam olarak başarılı olamadığını üç nedene bağlayabiliriz.
1- Örtünmenin fıtri olması.
Her kadın içinden gelen bir sesle kendisini kötü bakışlarından korumak zorunda olduğunu biliyor ve bir içgüdü gibi bunu hissediyor.
Utangaçlık, insana özgü bir duygudur; sadece insanlar, vücutlarının belirli bölümlerini örtmek ihtiyacı hissederler. İsviçreli psikolog, profesör schwartz, “cinsellik psikolojisi” adlı kitabında, insandaki utanma duygusunu anlatırken şöyle yazıyor: “Sosyologların yanı sıra psikologlar da utanmak duygusunun insanların genelinde var olduğunu söylüyorlar; hiçbir ilkel kavim, çok vahşi olanlar dâhil, utanma duygusundan yoksun değildirler; küçük çocuklar bile bu duyguya sahiptirler. İnsanların gelişmesiyle ve aynı zamanda kişinin de gelişmesiyle bu duygunun koruma altına aldığı konular da çoğalıyor; korumak, utanmaya verilen özel görevdir. Utanmak duygusunun her şeyden önce cinsel organları koruduğu çok açıktır. Çağdaşlık ve gelişim iddiaları, insanlığın temel değerlerinden uzaklaşmanın sırtına giydirilen korkunç bir giysiden başka bir şey değildir; utangaçlık ise bu ahlaki sapkınlığın ilk kurbanıdır, örneğin çıplaklık hareketi, bu iddianın korkunç sonuçlarından birisidir.”
Cinsellik üzerine yapılan sosyal ve psikolojik araştırmaların yanı sıra tarihsel araştırmalar da insanların hiçbir zaman, giysisiz yaşamadığını gösteriyor; bu da, insanlardaki fıtri utangaçlığın bir göstergesidir.
Hz Adem ve Hz Havva hakkındaki kuran ayetleri de utanmanın fıtri olduğunu gösteriyor. Yüce Allah insanları uyararak Hz Adem’in başına gelen olaydan ders çıkarmaları gerektiğini emrediyor.
Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın.
Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı."
"Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim" diye de onlara yemin etti.
Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri onlara, "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?" diye seslendi.
Yukarıdaki ayetlerin içeriğine bakarak cennetteki insanın çıplak olmadığını kolaylıkla görebiliriz.
Fıtratın yanı sıra, sıcak ve soğuktan korunmak etkeni de insanları örtünmeye sevk eden etkenlerden birisidir. Güzel görünüm, farklı inançlar, kavimsel etkenler ve çevresel etkenler gibi diğer etkenler, insanların giysi tür ve tarzlarını etkileyen diğer faktörlerdir.
2- örtünmenin dini bir vecibe olması.
Örtünmek, İslam dininin en açık hükümlerinden birisidir; bu konuda birçok ayet ve hadis, İslami kaynaklarda yer almıştır. Örtünme konusunun dini bir gereklilik olması, örtünmeyi Müslüman topluluklardan kaldırmak isteyen kişilerin, herkesten önce karşılarında din adamlarını görmelerine ve bu savaşın bir din davası haline gelmesine sebep oldu. İran’da, “Rıza han” döneminde yaşanan “keşfi hicap” zorbalığı, din âlimlerinin tepkisiyle karşılaşmış ve birçok kanlar akıtıldıktan sonra geri püskürtülmüştü. Dönemin din âlimleri sadece kalemleriyle değil, aynı zamanda kanlarıyla da bu davaya baş koymuş ve bu zorbalığın karşısında durmuşlardır. Birçok din âliminin sürgüne gönderildiği bu olaylarda yüzlerce din âlimi hapishanelerde ve eylemlerde canlarını feda ederek bu düşüncenin önüne geçmeği başarmışlardı.
3- Örtünmenin faydaları.
Müslüman toplumların örtünme konusunda bilinçlenmesi ve örtünmenin öneminin anlaşılması, kadınların örtünme konusunda daha ısrarcı davranmasına ve ne pahasına olursa olsun örtünmeden ödün vermemelerine sebep oluyor; diğer bir deyimle, bilinçlenmek ile örtünmek arasında sıkı bir bağlantı vardır ve bilinçli kadınlar örtünmeleri gerçeğini iyice benimsedikleri için bu konuda daha ısrarcı davranıyorlar. Hz Fatıma’nin bu konuda çok hassas olması, ehlibeytin diğer kadınlarının bu konuya gösterdiği hassasiyet, esirlik, ve sürgün günleri dahil, bütün zor şartlarda, örtünme konusundan hiçbir ödün vermeyen ehlibeyt kadınları bu konuda bilinçlenmenin ne denli önemli olduğunu gözler önüne seriyor.
Fransa’yı topraklarından kovan Cezayirli kadınların örtü konusundaki hassasiyeti ve maalesef günümüzde bile devam eden örtülü bayanların öğrenim ve sosyal faaliyetler kısıtlamasına rağmen bu alanlarda gerekli başarıyı fazlasıyla yakalayan tesettürlü Türk bayanları, bu konudaki bilinçlenmenin önemini daha açık bir şekilde açıklıyor.
Açılma hareketleri
Kadınları örtünmeğe sevk eden önemli etkenlerden bahsettik ve örtünmenin büyük ölçüde fıtri olduğundan söz ettik ama durum böyle iken peki kadınların açılması neden kaynaklanıyor? Sorusu aklımızdan çıkmıyor; Neden kadınların bir kısmı örtünmemek konusunda direniyorlar?
Bir şeyin fıtri olması onun etkilenmez olduğu anlamında değildir, dolayısıyla tarih boyunca peygamberler ve din adamlarının bu fıtri değerleri güçlendirmek adına yaptıkları eylemler etkili olduğu gibi, din düşmanları veya cahil bilgisiz, kandırılmış insanların da göstermiş oldukları çabalar etkili olmuştur.
Tarihte ve günümüzde din aleyhine yürütülen programlar, genellikle sömürgeci zihniyetindeki kişiler veya devletler tarafından planlanmış ve bilgisiz veya kasıtlı dünya dostu insanlarca da uygulanmıştır.
İslami ülkelerdeki para ve güç kayaklarına göz diken sömürgeci güçler, bu kaynakları elde etmek için o ülkelerin gücünü zayıflatmaları gerektiğini çok iyi bildikleri için Müslüman ülkeleri ayakta tutan gençlikle başlayarak, gençlerin cinsellik konusundaki duyarlılığından yararlanıp, bu noktadan onları gruplar halinde avlamak için planlar yapmışlardır.
Kapalı kadınların yaşadığı bir toplumda cinselliğin de yaygınlaştırılamayacağını bilen sömürgeci batılılar, kadınları açılması yönünde, güç kullanmak dâhil, her tür hile ve ahlaksızlığa başvurmuşlardır.
Şimdiye kadar söylediğimiz gerçekler, tamamen tarihi belgelere dayalı kesin gerçeklerdir. İngiliz ajan, Mr. Hamper, “hatıralarım” adlı kitabında açıkça, bahsettiğimiz planları yazıyor; bu kitabın bir bölümünde şöyle yazıyor: Kadınların açılması konusunda büyük çabalar göstermeliyiz ve Müslüman kadınları çarşaftan uzaklaştırıp, açılmaya yönlendirmeliyiz….. Örtünmeği aradan kaldırdıktan sonra, gençleri fuhuş ve yasak ilişkilere yönlendirmeliyiz; bu şekilde Müslüman toplumu fesada çekebiliriz. Müslüman olmayan kadınlar, örtüsüz bir şekilde toplumda boy göstermelidirler, bu şekilde Müslüman kadınlar da onlara bakarak örtülerini kaldıracaklardır.
Ünlü Fransız düşünür Frantz Fanon Fransa hükümetinin Cezayir’de yürüttüğü örtünme karşıtı planlara değinerek şöyle yazıyor: Fransa hükümetinin Cezayir’de uyguladığı ilk kültürel faaliyet, kadınların örtünmesini kaldırmak yönündeki faaliyeti idi. Bu faaliyetinde başarıyı yakalayan Fransız hükümeti Cezayirli kadınların vücutlarını çıplaklaştırdıkça bu halkın boğazına sapladığı pençesini biraz daha derinlere indirdi ama Cezayir kadını sonunda uyandı ve kendi şahsiyetini keşfetti; böylece Fransız sömürgesinin sonu da başlamış oldu.
Aynı yazar, başka bir yerde şöyle yazıyor: Kenara atılan her çarşaf, Fransız sömürgecilere yeni bir ufuk açıyor; örtüsüz kadınları gören Fransızlar ümitlerini on katına çıkarıyorlar.
Çeviri/Zehranet.