Mutluluk Bedeli.
Değerli şeylerin, kolayca elde edilmediğini hepimiz biliyoruz ama bazen sadece değerli nesneleri değerli olarak görebiliyoruz ve bunlar için çalışıyoruz. Örneğin şık bir takı, güzel bir ev, araba ve saire; oysa bunlar dışında bunlardan daha değerli sahip olduğumuz veya sahip olabileceğimiz o kadar güzel ve değerli şeyler var ki. Çocuğunuzun yüzüne kondurduğunuz bir öpücük, onun küçücük yüreğine sığdırdığınız dünya kadar bir sevgi, yüzünde gördüğünüz bir gülücük; hayatınızın aşkıyla aynı çatı altında olabilmek ve mutluluklar dolusu bir hayat yaşamak, zorlukları paylaşmak ve mutluluklarda göz göze bakıp birleşmek, gözlerinin içine bakıp da içindeki sıcaklığı hissetmek, bunların hepsi, sahip olduğunuz veya olabileceğiniz paha biçilmez değerli varlıklarınızdır.
Doğru konuşmak gerekirse, aslında bütün insanlar, mutlu bir hayatı hep arzu ederler ve her zaman bunu hayallerinde canlandırırlar, bu hayata sahip olanların birçoğu dâhil, herkes mutlu bir hayatı arzu eder ama insanların birçoğu bu konuda yeterli bilgiye sahip değildir ve mutluluğu sadece istediğinde görüyor. Gerçek şu ki birçoğumuz hayatın gerçekleriyle yüzleşerek mutlu olmayı öğrenmeden yaşlanıyoruz ve hayat limitimiz sona eriyor.
Mutlu bir hayat, herkesin hakkıdır, hiç kimse mutsuz olmak için yaratılmamıştır. Mutlu bir hayat, mağazalarda değerli saydığımız kâğıt parçaları karşılığında satılmayan en değerli varlıklardan birisidir. Bu yüzden de onu elde etmek için büyük bir karşılık ödememiz gerekebilir; bazen kendi isteklerimizden vazgeçip eşimizin isteklerini güler yüzle yerine getirmemiz gerekebilir, bazen rahatımızı bozup eşimize yardım etmemiz gerekebilir, bazen geceleri uyak kalıp hasta bakıcılığı yapabiliriz, bazen soğukta bazen de sıcakta kalabiliriz, ama asla yalnız kalmayız. Bu zorluklara ve daha fazlasına katlanırken, mutlu bir yuvaya sahip olduğumuz duygusu, bir hayat boyunca bize eşlik eden bir hayat arkadaşımızın olmasını hatırlamak, bizi düşünen, önemseyen hatta kendisinden bile öne geçiren fedakâr bir eşimizin yanımızda olması hep içimizi ısıtacak ve bu zorlukların acısını ve yorgunluğunu üstümüzden atacaktır.
Sözün kısası, mutlu bir aile istiyorsak, önce bu konudaki bilincinizi geliştirmeli ve daha sonra da bu bildiklerimizi uygulamalıyız; aile mutluluğunu zedeleyen yaygın hataların altında yatan sebepleri öğrenip bu hataları kendi hayatımızdan silmeliyiz.
Yaygın hatalardan söz etmişken, çiftlerin genellikle eşlerini idealize ettiğini, yani görmek istedikleri şekle sokmaya çalıştıklarını söylemeden geçemeyeceğim. Maalesef birçoğumuz, sadece idealimizdeki eşle mutlu olabileceğimizi sanıyoruz ve eşimizin tamamen farklı bir insan olduğunu unutuyoruz; tamamen farklı bir yapıya sahip, tamamen farklı bir ortamda ve farklı bir şekilde yetiştiğini unutuyor ve ona görmek istediğimiz şekli vermeğe çalışıyoruz. Bu bağlamda yapılan en büyük hatalardan birisi de kadınların ve erkeklerin karşı cins hakkında yeterli düzeyde bilgiye sahip olmamaya bağlı, doğan sorunlardır.
Birçok kadın, erkeklerin farklı bir yapıya sahip olduğunu anlayıp benimseyemiyor, aynı konu erkekler için de geçerlidir. Bu nedenle bu tür insanlar, evlilik hayatlarında büyük problemler yaşıyorlar; bu problemleri azaltmak ve zamanla yok etmek ise tamamen insanın kendi isteğine ve iradesine bağlıdır; kısacası ya farklı bir insanla aynı çatı altında bütün farklılıklarımıza rağmen mutlu bir hayat yaşamayı öğrenip güzel, uzun ve mutlu bir hayat süreceğiz ya da aramızda olan farklılıkları hazmedemeyip her gün derinleşen sorunlarımıza bir yenisini ekleyeceğiz.
Bu yazıda kadınların dikkate alması gereken bazı ipuçları vermek istiyorum.
1- Eşinizin bir erkek olduğunu kabul edin ve erkekler dünyası hakkında daha fazla bilgi edinmeğe çalışın.
2- Eşinizin kişiliğini keşfedin ve ona saygı duyun.
3- Eşinizin kendisine özgü özelliklerini keşfedin ve bu özelliklerin değerini düşünün.
4- Eşinizin size açık olmasını istiyorsanız, onu anlamaya çalışın ve düşüncelerine saygı gösterin; söylediği sözler sizi rahatsız etse de kesinlikle ani tepkiler göstermeyin zira ani tepkileriniz size güvenmemesine sebep olacaktır.
5- Eşiniz sizinle dertleşip iç dünyasını size açtığında onun duygularına saygı gösterin ve onu incitecek davranışlardan kaçının.
6- Eşinizin sizden uzaklaşmasını istemiyorsanız, sürekli eşinizi eleştirmekten vazgeçin.
7- “Beni anlamıyorsun” “duygusuzsun” ve benzeri suçlamalardan kaçının zira erkekler, farklı şekilde algılar ve duygularını da farklı şekilde gösterirler.
8- Eşinizin gerçek ihtiyaçlarını anlamaya çalışın. Uygun zamanlarda, uygun bir dille ihtiyaçlarını kendisine sorun ve dile getirdiği ihtiyaçları eleştirmeden kabul edin.
9- Eşiniz konuştuğunda ise dikkatlice onu dinleyin, onu dinlememeniz sizin sevginizin azlığını gösteriyor.
10- Sizi mutlu etmek için bir şeyler yapmaya çalışıyorsa onu eleştirmeğin.
11- Onu kendi yönteminizle sevmek yerine biraz da onun istediği şekilde sevmeği deneyin.
12- Bütün yaptığınız işleri ve düşüncelerinizi beğenip alkışlamasını beklemeyin; biraz gerçekçi olun ve size ters olsa da bırakın düşüncelerini dile getirsin.
13- Eşinizin ilgisini çekmek için çok ısrarcı davranmayın, özellikle sinirli ve gergin olduğu zamanlarda sizin bu tür davranışlarınız onu daha da gerginleştirecektir.
14- Kendinizi çok hassas ve kırılgan bir kadın gibi göstermeğe çalışmayın; zira sizin bu davranışınız, eşinizin kendi içine kapanmasına ve sizi kırmak endişesiyle daha az konuşmasına sebep olacaktır, bu da aranızdaki ilişkinin zayıflamasına ve buna bağlı sorunların meydana gelmesine yol açacaktır.
15- Eşinizle olan diyaloglarınızda bulunduğunuz mevkii ve bir eş olduğunuzu unutmayın; erkekler, kendisine güvenen ve kendisine değer veren bir kadınla hayatlarını paylaşmak isterler.
16- Kendinize yeterlice güvenmediğinizi düşünüyorsanız ve sürekli eşinizin sizi onaylamasını bekliyorsanız, bir psikolog’a başvurarak çok kısa bir zamanda özgüveninizi kazanabilir ve bu bağımlılıktan kurtulabilirsiniz.
17- Eşinizin gergin anlarında ona yakınlaşmak yerine bir süre onu kendi haline bırakın ve sakinleşmesini bekleyin zira gergin anlarında erkeklere yaklaşmak, onların daha da gerginleşmesine sebep olacaktır.
18- Aile mutluluğundaki sorumluluk payınızı unutmayın ve bu sorumluluğu sadece eşinize yüklemeyin; aile mutluluğunda sadece eşini sorumlu gören kadınlar, birkaç yıl içinde stresli, gergin, kırılgan içine kapalı bir erkeği karşılarında göreceklerdir.
19- Eşinizin aile sorumluluğunu ve size olan sevgisini sorgulamayın; eşiniz, sizi sevdiğine ve ailesi için birçok zorluğa katlandığına inanıyor dolayısıyla sizin onu sorgulamanız, aile mutluluğunu bozmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
20- Birlikte yaşadığınız sorunlardaki rolünüzü gizlemeyerek, geçmişte yaptığınız yanlışlıklar ve kusurları dile getiriyorsanız, eşiniz de kendi hatalarını daha iyi benimseyecektir ve bu hataları düzeltmek için harekete geçecektir.
Çeviri/Zehranet.