Geçtiğimiz günlerde Mescid-ul-Haram imamı Adil El'Kelbani'nin BBC haber kanalına verdiği demeçte Şii âlimleri kâfir olarak nitelendirdiğini duymuşsunuzdur. Bu sözler şoke edici ve sorumsuzca olduğu kadar İslam dünyasında büyük bir şaşkınlık yarattı. Zira Şii din âlimleri her zaman müslümanlar arasında tevhid, birlik ve dayanışmayı tebliğ ederken, hakkın batıla karşı mücadelesi bayraktarlığını yapmış bulunuyorlar. Şii âlimlerin geçen asırlardaki faaliyetleri bilinmiyor olabilir, fakat çağımızda birçok uzman ve görüş sahibi kimseler İslam âleminin, bu dinin yücelmesi için tüm benlikleri ile çalışan rahmetli İmam Humeyni (ra) gibi büyük şahsiyetlere borçlu olduğu görüşündeler.
Müslüman düşünürlere göre İmam Humeyni (ra) çağımız dünyada İslami düşünceyi canlandıran ve muktedir rehberliği sayesinde dinin, günlük yaşamın çeşitli dönemlerine müdahil olmuştur. Birçok müslüman, İmam Humeyni'nin (ra) manevi nüfuzu sayesinde durgunluk ve umursamazlıktan kurtulmuş bulunuyor. İslam inkılâbının ilham verici gücü, Müslümanların öz güven kazanması ve güçlenmesine, böylece müstekbirlerin umutsuzluğa kapılması ve endişelenmelerine sebep olmuştur. Çağımızda dinin tekrar canlanmasına sebep olan ve bu bağlamda önemli rol oynayan Şii âlimlere, dinsiz ve kâfir denilebilinir mi?
Benzer fetvalar son yıllarda çeşitli biçimlerde tekrarlanmıştır. Fakat günümüzde Müslümanların birlik olması ve dayanışması doğrultusunda İslam dünyasının âlimleri ve muslihleri olumlu ve değerli adımlar atmışken benzer konuların gündeme getirilmesi esef verici ve düşündürücüdür. Din âlimleri seçkin ve benzer özelliklere sahip olmalı, hak yolunu kat etmeli, halkı adalet, barış ve kardeşliğe hidayet etmeli, İslam âleminin dayanışma ve samimiyetle dolup taşmasına sebep olmalılar. Bu yüzden müslümanlar arasında ihtilaf ve tefrika oluşturmak hiç bir müslüman din âliminin şanına yakışmazken, bu yolda adım atanları da gerçekten doğru yoldan sapmış insanlar olarak tanımalı.
Irak'ta bulunan Sünni bir grup Mescid-ul-Haram imamın sözlerini kınadı. Söz konusu grup başkanı Şeyh Halit Abdulvahhab Molla bu bağlamda şöyle diyor: 'Tekfir, onu yaygınlaştıranlara günahsızları öldürmek ve mal varlıklarını talan etmek için bir bahanedir.
Irak din âlimleri cemaati de İslam peygamberi (sav) ve Ali'nin (as) siyerinin tekfiri düşüncelere aykırı olduğuna değinerek, tekfiri düşünceyi İslam dünyası için bir tehdit ve mezhep fitnelerine yol açan bir faktör olarak belirtiyorlar.
Suriye'nin seçkin ehlisünnet âlimlerinden Şeyh Abdulkadir Elketani de Mescit-ul-Haram imamın sözlerini kınarken, şöyle dedi: Bu sözleri dinlediğim zaman çok şaşırdım, zira böyle bir makamda olan birinin büyük bir müslüman kitleyi kâfir bilmesi hayret vericidir; hal bu ki İslam peygamberi Hz. Muhammed (sav) şöyle buyuruyor: Hiç bir müslüman, Allah'ın vahdaniyetine ve Peygamberinin nübüvvetine şehadet getiren diğer müslümanları, kâfir bilemez.
Iraklı Hıristiyanlar da bir bildiri yayınlayarak Arabistan'ın aşırıcı ve vahhabi müftüsünün sözlerini kınadılar; zira bu sözlerin Şiilerin kanını akıtmak için bir tahrik ve kışkırtma olduğu kanaatindeler. Babil kenti Hz. Meryem kilisesi başpiskoposu Sami Vekil bu bağlamda yaptığı açıklamada şöyle dedi: El-Kebani'nin BBC'ye verdiği aşırıcı demeci, Arap ümmeti arasında tefrika oluşturmak için bir komplodan başka bir şey değildir. Mescit-ul-Haram imamı bu kin kokan sözlerle İslam dünyasının vahdetini hedef almıştır.
Arabistan'da büyük bir kitle Şii Müslümancın yaşamasına rağmen Adil El'Kelbani böyle hakaret içeren sözler sarf ediyor. Geçen sene Mekke'de düzenlenen İslam Mezhepleri Dialoğu konferansında bu ülkede 8 mezhep resmiyete tanındı ki Şii mezhebi bunlardan biridir. Bu yüzden söz konusu vahhabi müftünün sözleri, Şii âlimlerin açık ve sert tepkisi ile karşılaştı. Nitekim Arabistan'ın Katif kenti Cuma imamı Şeyh Hasan Seffar şöyle diyor: Büyük bir müslüman kitleyi kâfir bilen biri, Mekke haremin imameti salahiyetine sahip değildir.
Arabistan, Hz. İbrahim'in (as) Allah'ın emri ile o bölgede vahdaniyetin asıl temelini attığı ve Hz. Muhammed'in (sav) biseti ile yeni bir hayat kazandığı yerdir.
Arabistan Resulullah'In huzur bulduğu yerdir. Öyle bir peygamber ki müslümanlar arasında vahdet ve dayanışmayı sağlamak için büyük meşakkatlere ve zorluklara katlandı. Yüce İslam peygamberi Medine'ye hicreti ardından yeni bir girişimde bulunarak tüm müslümanları kardeş olarak tanıtıp, tüm şartlarda onların birbirine yardım etmelerini istedi. Böylece aralarında sağlanan vahdetle İslam dini yüce hedeflerine ulaşabildi.
İslam peygamberi, müslümanları İlahi ipe sarılmaya davet ediyor ve şöyle buyuruyor: İlahi ipe sımsıkı sarılın ve dağılmayın.
Fakat maalesef Müslümanların vahdeti için bir odak noktası olması gereken bu kutsal topraklarda tefrika sesleri duyuluyor. Arabistan'da aşırıcı Vahhabiyet düşünceleri, diğer mezhepler ister Şii ister Sünniliğin gelişmesi için bir ortam bırakmamıştır. Bu yüzden Arabistan'daki Şiiler ayırımcılık ve adaletsizlikle dolu zor şartlarda yaşıyorlar.
10
Gerçek şu ki müslümanlar tek bir ümmettirler. Onlar yegâne Allah'ın vahdaniyetine iman ederken, tek bir İlahi kitap yani Kuran'ı kerimi kabul ediyor ve Resulullah efendimiz Hz. Muhammed'e (sav) aşk besliyorlar. Çeşitli mezheplerin bulunması ve bazı tali konulardaki ihtilaflar Müslümanların vahdetine zarar vermemesi gerekir. Tüm müslümanlar ister Şii ister Sünni, tüm farklılıklardan uzak, fikri ve mantıklı teamülde bulunup, ilişkilerini akıl ve mantık üzerine kurmalılar. Buna göre İslam mezheplerini tekfir edenler aslında İslam peygamberinin (sav) öğretilerini ve vahdete dayalı İslam'ın öğretilerini göz ardı etmekteler.
İslam inkılâbı rehberi Ayetullah Hamenei Kürdistan'a yaptığı ziyaret sırasında bölgenin din âlimleri ile bir araya geldiğinde yaptığı konuşmada Şiiler ve Sünniler arasında mezhep farklılıkları nedeni ile tefrika yaratmaya çalışanları, düşman piyonları olarak tanımlayıp; Vahhabilerin sapkın düşüncelere sahip olan ve müslümanlar arasında tefrika oluşturmakla görevli olduklarını belirtti.
Mescid-ul-Haram imamın tefrikacı sözleri, İslam ümmetini tepki göstermeye mecbur etti. Tüm müslümanlar ister Şii ister Sünni bilinçli bir biçimde Adil El'Kelbani'nin sözlerini müstekbir güçlerin çıkarları doğrultusunda değerlendirip İslam konferansının bu konuya dikkat etmesi ve müslümanlar arasında tefrika oluşturanlara karşı sert tepki göstermesini isterken, müslümanları tekfir etmeyi suç olarak tanımasını istediler.
Fakat gerçek, Ayetullah Hamenei'nin sözlerinde görülüyor. İslam inkılâbı rehberi şöyle diyor: Müslümanlar arasında ihtilafa sebep olanlar ne Şiiler, ne de Sünni. Düşmanlar ne Şiileri severler ne de Sünnileri. Onlar İslam'ın düşmanlarıdırlar. Bölge halkına karşı yürütülen tüm komploların arkasında Siyonistler yer alıyorlar. Müslümanlar hangi mezhepten olsalar, birleşmeli ve İslam'ın vahdetine değer vermelidirler.
irib
|