|
ebu taha |
04-06-2009, 18:05:48 |
#FFFFFF">
|
|
#FFFFFF">
imamın vefatının 20..yıdönümü münasebeti ile ağacanın 10 yıl önce selam gazetesinde yayınlanan yazısını hatırladığım kadarı ile paylaşmak istedim
SÖNMEYEN BİR MEŞALESİN SEN EY PUTKIRAN AZİZ İMAM..!
1989 yılı mayıs’ın 27’sinde Selman ruşti’nin Hz. peygamber(sav)e yönelik aşağılık hakaretlerini içerten şeytan ayetleri adlı kitabını protesto etmek üzere İstanbul İngiliz konsolonsluğu önünde yapılan protesto gösterisinden dolayı gözaltına alınıp Bayrampaşa cezaevine konulmamızın ardından bir hafta geçmemişti ki İMAM Humeyni’nin vefat haberiyle sarsılmıştık, demir parmaklılklar arkasında Aydın KORAL ve Osman AKAR gibi saygıdeğer yiğit canlarınımızın da içinde bulunduğu bir grup kardeşimizle birlikte derin bir mateme bürünmüştük artık mustazafların sığınağı ve müstekbirlerin korkulu rüyası olan aziz imam aramızda yoktu ve biz yetim kalmıştık, dava ile ilgili olarak cezaevine gelen avukat Şemsettin PETEK’in “Bir isteğiniz varmı?” sorusuna verdiğimiz cevap “kara gömlek gönderin” olmuştu artık dünyamız karaydı koğuşumuz karaydı ve üzerimiz’de karaydı, İMAM’ı gereğince tanıyamamış bazı kardeşlerimizinde üzeri karaydı, kısacası her taraf karaydı ve hepimiz yastaydık, bazen tek tek bazen’de birlikte döktüğümüz onca gözyaşı Bayrampaşa cezaevinde kalan bir hatıraydı, Aydın ve Osman kardeşlerimiz çok iyi hatırlarlar o günleri, o canlarımızın bu satırları okuyunca tekrar gözyaşlarına boğulacaklarına kuşkum yoktur.
İMAM’sız geçen 10 yıl sonra yine demir parmaklıklar arkasında ve yine yasta’yız ayrılığına dayanamadığımız AZİZ İMAM’a olan hasretimizi, firkatın acısını, hicranın sızısını ah-u figan ile mi anlatsak bıraktığı kutsal miras ile coşup tesellimi bulsak “ruhun şad olsun ey aziz imam, yolun devam ediyor” diye mi haykırsak Hameney gibi bir İMAM varken hüznümüzü sinemize mi atsak işte bu duygularla gark olduğumuz şu sırada bir duvarın kenarına yine İMAM’ı yazıyoruz:
Hz. Resul-i Ekrem (sav) rıhleti münesebetiyle acıların en büyüğüne gark olan Hz. ALİ yüce peygamberin ardından şöyle demişti: anam babam feda olsun sana ya resulullah başkasından ayrılsaydık teselli bulurduk senden ayrılışın ise tesellisi yok bu sana mahsus olan elemin herkeste var kimse bu elemden hariç değil sabrı emretmeseydin feryat’tan men etmeseydin gözyaşlarım tükeninceye kadar ağlardım sana feryadım kesilmezdi elemim bitmezdi genede bu senin için az olurdu fakat neyliyeyimki ölüme karşı durmaya kimsenin gücü yok bunu düşünüp susuyorum, anam babam feda olsun sana rabbin katında bizi an şefaat kanadını üzerimize ger.
Ey putkıran İbrahim halilullahın varisi ey tağut yıkan musa kelimullahın varisi ey tek başına bir ümmet meydana getirip emin elleriyle islam nizamı’nı kuran, Muhammed habibullah’ın varisi bizde ali sabrı yok ki sabredelim ondaki metanet bizde yokki hüznümüzü sinemize gömelim biz ALLAH’tan geldik ve yine ALLAH’a dönücüyüz ve biz ALLAH’ın takdirine razıyız neyliyelim,
Firkat’ı yürekleri kavuran ey aziz imam sen bize öğretmiştin başımızı dik tutmayı, sen bize öğretmiştin tağutlar ve müstekbirler karşısında kıyama durmayı, sen bize öğretmiştin hakkı yiğitçe savunmayı, mazlum ve mahrumlara mihriban olmayı, sen bize öğretmiştin cefa ve meşakketler karşısında yılmamayı, sen bize öğretmiştin mezhep ve kavim ayrımı yapmaksızın tek bir ümmet olarak birlik beraberlik ve dayanışmayı, sen bize öğretmiştin ilahi marifeti manevi aşkı ve şu aldatıcı dünyayı, sen bize öğretmiştin hüseyni zeynebi ve kerbelayı
Senden aldığımız dersi çıkartmadık aklımızdan ey aziz imam! ittihat fedakarlık ve direnişten sapmayacağımıza ahdettik ey aziz imam! Hep “kudüs kudüs” der’din kudüs gününü ümmetimize bahşettin! yattığımız şu zindanlar feryadına tanıktır ey aziz imam! Elbet birgün özgür kudüs’e ulaşılacaktır! Destur verdiğin fedailerin pasdarlar’ın besiçler o günü sabırsızlıkla bekliyor, kudüs ve filistin
Amerika ile israil istila etti ülkemizi müstekbirler çiğnemeye kalktı dinimizi mukeddesatımızı hicap ve iffetimizi, gaspettiler haklarımızı horladılar, copladılar tutukladılar bacılarımızı kardeşlerimizi, zincirlediler güllerimizi, kırdılar filizlerimizi yaraladılar dileklerimizi incittiler büşralarımızı ayşelerimizi linç etmek istediler şeref dolu mervelerimizi.
Yadırgamıyoruz biz hiç bunları ateşe atılmamışmıydı ibrahim halilullah ya neler çemişti musa kelimullah ve isa ruhullah horlanmıştı taşlanmıştı karnına taşlar bağlanmıştı muhammed habibullah, ciğerleri çiğnenmişti hamza-i esedullah, kızgın kerbela çöllerinde doğranmıştı Hüseyin, esir olmuştu zeynep mazlumdu salihler hep gam taşımıştı sinelerinde evliyaullah darağacında asılmıştı şeyh saidimiz zindan zindan dolaşmıştı Bediuzzaman gibi nur dolu meşalemiz, yanıp kavrulmuştu Halepçemiz.
Değilmi ki bizde aynı yolun yolcularıyız, değimiki bizde kerbelanın çocuklarıyız bir kez daha ahd-u peyman ile haykırıyoruz ki; ibrahim gibi atsalarda bizi ateşe dönmeyeceğiz asla yolumuzdan şeyh saidler gibi çıkartsalarda bizi dara korkmayacacağız zorba müstekbirler ve haramzade tağutlardan hüseyin gibi bin parçayada ayırsalar bedenlerimizi islamın şerefini ve müslümanların onurunu yüzüstü bırakmayacağız, zülüm ve baskılara uğrayan müslümanların ızdırap ve çığlıklarına gözlerimizi kapmıyacağız, dünyanın her neresinde olursa olsun her kim yaparsa yapsın imam’dan öğrendiğimiz gibi saldırı ve hakarete uğrayan müslümanları ve uğrunda canlar kurban mukeddesatımızı kanımızın son damlasına kadar savunacağız.
Bugün cezalar yağdırdılar üzerimize zindan duvarları çıkarttılar önümüze “Heyhat minne zille” kim söndürebilir bir güneş gibi parlayan direniş meşalesini kim susturabilir bir volkan gibi kükreyen kuran ve ümmetin fedailerini kim söndürebilir bir sümeyye bir nesibe ve bir zeynep misali harami zorbaların korkulu rüyası olan iffetli ve izzetli bacılarımızın onur saçan direncini biz doğu’dan batı’ya hüseyince ve zeynepçe kenetlendik acıyı ve sevinci payeyledik kim koparabilir birbirimizden birbirimizi.
Rıhlet’inin 10.yılında kendisini rahmetle minnetle özlemle ve andığımız Aziz İMAM’ın ey kadirşinas takipçileri ey kuran ve ümmetin kahraman fedaileri zaman firavun yoldaşlarına kaşı ittihat zamanıdır, zaman azgınlaşan tağutlara karşı direniş zamanıdır, zaman hükümleri pervasızca çiğnenen yüce islam için fedakarlık zamanıdır, zaman Rahmetli imamın “ey dünya müslümanları islamın yardımına koşunuz, vesayet altına alınan kuran’ın yardımına koşunuz, kendi topraklarınızda saldırıya uğrayan müslümanların yardımına koşunuz” çağrısına uyma zamanıdır, zaman islam’a adnmak için elele ve omuz omuza vermenin zamanıdır, bizler bugünlerde olmıyacaksak başka ne zaman olacağız.
“Ey mutmain olan nefis ALLAH senden razı, sen ALLAH’tan razı dön rabbine gir kullarımın arasına gir cennetime”
Ya rabbi bu salih kulunu bizden razı eyle ve bizleride kendi rızayetine ulaştırıp mele-i ala daki o rıza-i zümresiyle haşreyle (amin)NUREDDİN ŞİRİN 31.05.1999 SELAM GAZETESİ
|
|
|
Yorumların tamamı için tıklayınız. |
|
|