İtidalli olmak, orta yolu izlemek ve aşırılıklardan kaçınmak, İslam dininin temel prensiplerindendir.
Dini kaynaklarımızda “kasd”, “vasat” ve “iktisad” olarak da anılan bu kavram, ölçülü olmak ve aşırılıklardan uzak durmak anlamındadır.
Yüce Allah şöyle buyuruyor: Böylece biz sizi, insanlara şahit (ve örnek) olmanız için vasat bir ümmet kıldık; peygamber de üzerinizde bir şahit olsun.
Yukarıdaki ayette de açıkça ifade dildiği gibi İslam dini Allah’a giden vasat bir yoldur ve bu yolun yolcuları da aşırılıklardan uzak vasat insanlardırlar.
İslam dininin evrenselliği ve insanın bütün fiziki ve ruhi ihtiyaçlarını en güzel şekilde gidermek üzere tasarlanmış olduğu gerçeği, dost düşman bütün basiretli insanların açıkça ifade ettiği bir gerçektir.
İslam’daki İtidal prensibi, bütün din büyüklerimizin hayatlarının her köşesinde gözlemlediğimiz bir prensiptir. Peygamber efendimiz ve ona güzel bir şekilde tabi olan insanlar bütün hallerinde aşırılıklardan uzak durarak bu dinin güzelliğini bütün temiz gönüllere göstermişlerdir.
Hz Ali peygamber efendimiz hakkında şöyle buyuruyor: Onun hayatı itidal üzere idi.
Peygamber efendimiz hayatının bütün boyutlarında itidal prensibinden taviz vermediği gibi her zaman insanları itidalli olmaya davet etmişlerdir.
Peygamber efendimizin defalarca şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Ey insanlar itidalli olun, itidalli olun, itidalli olun.
Maalesef günümüzün insanı birçok konuda bu prensibe uymayarak kendi mutluluğuna gölge düşürmektedir. İşin aslına bakacak olursak insanların mutsuzluğuna sebep olan başlıca sebebin aşırılıklar ve itidalden uzaklaşmak olduğunu görebiliriz.
Akıllı bir insana itidalli olmak yakıştığı gibi cahil bir insana da aşırılıklar yakışıyor.
Hz Ali şöyle buyuruyor: Cahil insanı, ifrat ve tefrit halleri dışında göremezsin.
İslam dini, itidalli olmayı, insanın ferdi ve sosyal hayatı olarak tabir ettiğimiz insanın hayatının bütün köşelerine yansıtmayı amaçlamıştır ve bu doğrultuda sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi tavsiyelerde bulunmuştur.
1- Kişisel işlerde itidalli olmak.
Her bireyin yaptığı işler ve sarf ettiği sözler, ibadetleri ve kısacası kendisini ilgilendiren işler, ferdi işleridir. İslam, bütün insanları ferdi işlerinde itidalli olmaya davet etmiştir.
Ölçülü konuşmak, ölçülü yemek, ölçülü ibadet etmek ve ölçülü dinlenmek konuları İslam’ın özellikle üzerinde durduğu konulardır.
Ölçülü ibadet etmek.
Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor: Bu din güzel bir dindir, öyleyse güzellikle ona yaklaşın ve hiçbir mesafe kat etmeksizin yol gitmekten bitkin düşen bir yolcuya benzememek için Allah’ın kullarını Allah’a ibadet etmeğe zorlamayın.
Bütün alanlarda olduğu gibi dindarlık konusunda da aşırıya gidenler aslında ulaşmak istedikleri hedeften uzaklaşmaktan başka bir iş yapmıyorlar.
Her birey kendi kapasitesini göz önünde bulundurarak ibadete yaklaşmalıdır ve elinin altındaki insanların kapasitelerini gözeterek onları ibadete yaklaştırmalıdır. aksi takdirde yapılan ibadet, insana yarar sağlamadığı gibi zarar da verebilir.
Açık konuşmak gerekirse ebeveynlerin büyük bir bölümü çocuklarının ibadetleri konusunda aşırılıklarla iç içedirler. zira ebeveynlerin büyük bir bölümü çocuklarının ibadet konusuna tamamen kayıtsız iken bir bölümü de çocuklarına bu konuda aşırı bir şekilde baskı yapıyorlar.
Tefrit ve ifrat simgesi olan bu iki davranış tarzı, hiç kuşkusuz olumlu sonuçlar doğurmayacaktır ve çocukları ya ibadet konusunda kayıtsız kalmaya sürükleyecektir ya da onlarda ibadete karşı kötü bir izlenim bırakacaktır.
İslam, hayat dinidir ve İslam’da aşırılıklara yer yoktur. Bütün işlerini bir kenara bırakıp da yedi gün yirmi dört saat seccadesinden ayrılmayan birisinin Allah’ın Emirlerine teslim olduğu söylenemez. zira gerçek Müslüman Allah’ın emrine tabidir, kendi nefsine değil ve yüce Allah onu, ailesine bakmakla yükümlü kılmışsa bu görevi hangi zorluklarla olursa olsun yerine getirmelidir.
İslam, insanlardan vakitlerinin bir bölümünü ibadete ayırmalarını istediği gibi diğer bir bölümünü de kendi ve ailelerinin rızkını temin etmek için çalışmaya ayırmalarını istemiştir. aynı şekilde bir bölümünü dinlenmeye ve bir bölümünü de eşi ve çocukların eğitimine ayırmalarını istemiştir.
Yani sözün kısası hiç seccadeye uğramamak her ne kadar yanlış ise hiç seccadeden ayrılmamak da bir o kadar yanlıştır.
Peygamber efendimiz İslam dininin Hıristiyanlığın aksine ruhbaniyet dini olmadığını defalarca dile getirmiştir ve kendi şahsi hayatıyla da bunu insanlara anlatmıştır. Ailelerini bir kenara bırakıp da sadece ibadetle meşgul olan insanları her zaman kınamıştır ve onların bu yanlışından duyduğu endişeyi de her fırsatta dile getirmiştir.
Ölçülü konuşmak.
Konuşmak ve düşünceleri kelimelerle ifade etmek, yüce Allah’ın insanlara ihsan ettiği en büyük nimetlerden birisidir.
Yüce Allah şöyle buyuruyor: Rahmân Kuran’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona açıklamayı öğretti.
İfade şekillerinin farklılığı, dillerin sayıca çok olması ve insanların bu şekilde diyalog kurması yüce Allah’ın varlığını gösteren birer delildirler.
Yüce Allah şöyle buyuruyor: Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin değişik olması, O'nun varlığının belgelerindendir. Doğrusu bunlarda, bilenler için dersler vardır.
Ancak insanların konuşması faydalı bir eylem olabileceği gibi aynı zamanda çok zararlı bir eyleme de dönüşebiliyor. Konuşulan sözler ve bu şekilde aktarılan bilgilerin sağlıksız olması başta olmak üzere, ölçülü konuşmamak ve aşırılıklara kapmak, dil’in afetlerindendir.
Çok konuşmak, dil ile yapılabilen diğer günahlar kadar sakıncalıdır veya değildir konusuna girmek istemiyorum, ancak şunu belirtmeliyim ki çok konuşmak kesinlikle akıllı bir insna yakışan bir eylem değildir. Ayrıca yalan söylemek, başkasının arkasından konuşmak veya iftira atmak gibi büyük günahların bir kaynağı da çok konuşmaktır.
Hz Ali şöyle buyuruyor: Konuşmak ilaç gibidir, azı fayda sağlar ancak fazlası öldürür.
İrfan dilinde “Sükut” olarak ifade edilen, gereksiz konuşmalardan kaçınmak makamı ise hikmetin bir belirtisi olarak belirtilmiştir.
öz konuşmak ve boş sözlerden kaçınmak aynı zamanda hikmetin bir özelliği olarak hadislerimizde de yer almıştır. Sadece bilgi çerçevesinde konuşmak, aşırı konuşmaktan kaçınmak, bilgi haricindeki konularda söz almamak ve edep sınırlarını zorlayan kelimeleri ağza almamak bu konudaki başlıca tavsiyelerdir.
Ölçülü yemek.
Bütün insanlar gün boyunca en az bir defa yemek yemeğe ihtiyaç duyarlar ancak beslenmek her ne kadar hayatta kalmak için önemli bir faktör olsa da aşırı beslenmek ve aşırı gıda almak kişiyi ölüm noktasına da götürebilir.
Günümüzdeki insanların başlıca hastalıklarından birisi şişmanlıktır. Aşırı yemek ve buna bağlı olarak insanda oluşan fazla kilolar, hastalıkların başlıca sebeplerinden biri olarak gösteriliyor.
İnsanlar sadece vücutlarının ihtiyaç duyduğu kadar beslenecek olurlarsa hastalıklara yakalanma riskleri şişman insanlara oranla oldukça düşük olur.
Obezite ve aşırı şişmanlık batı ve Amerika ülkelerinde yaygın olduğu gibi aşırı zayıflık ve
eksik beslenmeden doğan hastalıklar da bazı Afrika ülkelerinde yaygındır.
İmam Rıza (as) şöyle buyuruyor: İnsanın vücudu temiz bir tarlaya benzer. Bir tarlayı yeşertmek için suya boğulmayacak ve susuz kalmayacak kadar ona su verirseniz bu tarla yemyeşil olacaktır ancak doğru bakım yapılmazsa bu tarla elden gidecektir. İnsanın vücudu da aynı şekildedir. Yiyecek ve içeceklere dikkat edilirse, vücut sağlıklı ve dinç olur ve gerekli sağlığına kavuşur.
Abbasi halifelerinden, Harunurreşit döneminde “Bahtişu” isminde Hıristiyan bir doktor Bağdat kentinde doktorluk yaparmış. Bir gün bu doktor “vakidi” ismindeki İslam alimine şöyle sorar: Acaba sizin kuranınızda tıp hakkında herhangi bir ayet ver mıdır?
Vakidi şöyle yanıt verir: Evet, çok kısa bir ayet. “yiyin için ancak israf etmeyin” yüce Allah bu ayetle insanlardan yiyip içmelerini ancak aşırılıklardan kaçınmalarını istemiştir.
Hıristiyan tabip şöyle devam eder: Acaba sizin peygamberiniz tıp hakkında herhangi bir söz söylemiş midir?
Vakidi şöyle yanıtlar: Evet, “mide bütün hastalıkların yuvasıdır ve az yemek, bütün ilaçların başıdır.
Bunun üzerine Hıristiyan tabip şöyle der: Kuran ve İslam peygamberi yunanlı tabip Galenos’a söylenecek söz bırakmamışlardır ve en temel tıp kurallarını en kısa cümlelerle açıklamışlardır.
Çeviri/Zehranet.