20. yüz yılın dördüncü çeyreği üzerinden henüz bir kaç yıl geçmeden İran'da İslam inkılabının zaferi tüm dünyalıların ilgisini çekti. Bu inkılap bir çok açıdan dünyanın diğer devrimlerinden farklıydı, fakat en önemli özelliği, dini temellere dayalı olmasıydı.
İran'da bu devrim gerçekleşmeden önce devrim teorisyenleri ve araştırmacıları insanların siyasi seferberliği ve kurtuluş mücadelesi yolunda dini pek önemsemez ve hatta marksizm gibi bazı düşünceler dini, kitlelerin afyonu ve insanların sömürülmesi için bir araç şeklinde tanımlıyordu.
Ancak İslam inkılabı tüm bu düşünceleri tarih çöplüğüne attı ve İslam dini ve özellikle Şii mezhebinin insanların kurtuluşuna hizmet edecek ve adalete dayalı bir toplum oluşturacak bir çok kapasiteye sahip olduğunu ispat etti.
İmam Humeyni'nin (ra) halkı despot ve ecnebi kuklası Pehlevi rejimine karşı siyasi seferberliği, gerçekte bu kapasitelerin hayata geçirilmesinin en somut örneğiydi.
Fakat İslam tarihindeki olaylar ve kavramlar arasında hiç kuşkusuz Aşura kıyamı, İslam inkılabının doğuşu ve zafere ulaşmasında önemli ve inkar edilemez rol ifa etti.
İslam inkılabının büyük önderi imam Humeyni (ra) bu inkılabın gerçekte Aşura kıyamının meyvesi ve bir uzantısı olduğunu belirtmişti: Eğer Seyyid-i Şüheda'nın (sa) kıyamı olmasaydı, bu gün biz de zafere ulaşamazdık. İran İslam inkılabı Aşura'dan bir ışık demeti ve büyük ilahi inkılaptır.
Eğer Aşura kıyamının İslam inkılabı üzerindeki etkilerini ve bu etkilerin boyutlarını irdeleyecek olursak bu bağlamda üç temel boyuta değinebiliriz. Bunlar, Aşura kıyamının İran milletinin saikleri üzerindeki etkisi, Aşura kıyamının inkılabın rehberi üzerindeki etkisi ve yine Aşura kıyamının inkılabın ideolojisi üzerindeki etkisidir.
Şimdi bu etkilerin boyutlarını irdelemeden önce ilkin Aşura kıyamı ve felsefesi ve amaçlarını gözden geçirelim ve olayın nasıl geliştiğine bakalım.
İmam Hasan (sa) şehit düştükten sonra Muaviye, imam Hüseyin'den (sa) Yezid için biat almakla Yezid iktidarını pekiştirmek istedi. Ancak İslam dininin ana yolundan saptırıldığını fark eden imam Hüseyin (sa), Yezid'le biat etmekten sakındı ve sonuçta Aşura kıyamı gerçekleşti.
Aslında Aşura kıyamının felsefesi ve amaçlarını öğrenmek için en iyi yol, bu kıyama liderlik eden imam Hüseyin'den (sa) duymaktır.
Gerçekte imam Hüseyin'in (sa) uğruna canını feda etmeyi ve kendisi ve hanedanı için şehadet ve esareti göze aldığı amaçlar, kendisinden geriye kalan bir kaç sözde en açık şekilde ifade edilmiştir. Bu amaçlar daha sonraları da tüm İslami kıyamların ana emeli oldu ve hatta İslami olmayan hareketler bile bu amaçları örnek aldı.
İmam Hüseyin (sa) kardeşi Muhammed Bin Hanife'ye yazdığı mektupta ve yine Hac sırasında Mina ve Arafat'ta arkadaşları ve sahabilere hitaben yaptığı konuşmalarda kıyamının amaçlarını tam olarak beyan etmiştir.
İmam, kardeşi Muhammed Bin Hanife'ye amacının Resulüllah (sav)'ın ümmetini ıslah etmek ve emri maruf ve nahyi münkiri yerine getirmek olduğunu ifade ediyor: Benim kıyamın mevki peşinde olan veya dünya hırsına bürünen veya isyancı veya zalim birinin kıyamı değildir. Ben dedemin ümmetini ıslah etmek için kıyam ettim. Emri maruf ve nahyi münkir yapma iradesindeyim ve dedemin ve babamın siyeri gibi davranmak istiyorum.
Bu amaçlar, o dönemde Muaviye ve Yezid'in sözde Allah resulü'nün (sav) halefleri olarak İslam'ın tüm hükümlerini ve değerlerini alt üst ettikleri ve insanların da İslam'ın Muaviye ve Yezid'in dediği olduğunu sanarak ona göre hareket etmeye başladıkları için büyük önem taşıyordu. O dönemde değerlerin yerini anti değerler almış ve toplumda Allah resulü (sav) ve imam Ali (sa) siyeri Ebu Sufyan ve Muaviye siyerine dönüşmüştü. O dönemde cahiliye hat safhaya ulaşmış ve İslam, inzivaya itilmişti.
İmam Hüseyin (sa) Hac sırasında Mina ve Arafat'ta yaptığı konuşmalarda da kıyamı için ve diğer tüm İslami hareketler ve mücadeleler için amaçları açıkça belirliyor: Ey Rabbim, sen bilirsin ki bizim itiraz ve mücadelemiz güç ve mevki ve aşırı talepler ve dünya malı biriktirme için değildi ve değildir. Biz senin unutulan dininin işaretleri ve kurtuluş yolunu ihya etmek istiyoruz. Bu ıslah açık ve göz kamaştırıcı olmalı ve İslam beldelerinde uygulanmalı, mazlumlar zalimlerin şerrinden kurtulmalı ve ilahi ahkam yerine getirilmelidir.
Bu açıklamada imam Hüseyin (sa) Aşura kıyamı için dört amaç belirliyor. Bunlar, ilahi dinin işaretlerini geri getirmek, İslam beldelerinde açık ve geniş kapsamlı reformlar, mazlumların zalimlerin elinden kurtuluşu ve ilahi ahkamın uygulanmasıdır.
Peki şimdi gelin Aşura kıyamının İslami toplumlar üzerindeki etkisini irdeleyelim.
Aşura kıyamı gerçi imam Hüseyin (sa) ve sahabelerinin şehadeti ve hanedanının esareti ile sonuçlandı, lakin bu hadisenin getirileri ve etkileri olayın yaşandığı ta ilk günlerden itibaren kendini göstermeye başladı ve bu etkiler günümüzde dek süre geldi.
Aşura kıyamının en önemli getiri ve etkilerini şöyle sıralamak mümkün.
Bu kıyam en başta toplumsal bilinçlenme ve uyanışa sebep oldu. Aşura kıyamının en önemli tesiri sosyal bilinçlenmenin gelişmesiydi. O döneme kadar insanlar her hükümdar veya valiyi kabul ederken Aşura kıyamından sonra onlara itaat etmenin farz olmadığını ve imam Hüseyin (sa) ve sahabeleri gibi zalim hükümdarla mücadele etmek gerektiğini öğrendi.
Aşura kıyamı Emevilerin çöküşüne sebep oldu. Gerçekte bu kıyam, Emevi hükümdarların İslami toplumlar üzerindeki egemenliğini yavaş yavaş sonlandırdı ve sonunda bu sülalenin yok oluşuna vesile oldu. İnsanlar Aşura kıyamından sonra Emevilerin münafık yüzünü gördü, çünkü Aşura kıyamı Emevilerin küfür ve nifak mahiyetini ve İslam dini ile düşmanlıklarını ebediyen ortaya çıkardı ve bir asırdan az bir sürede çökmelerini sağladı.
Aşura kıyamının bir başka getirisi, zulüm ve adaletsizliklere karşı ayaklanmalardı. Aşura kıyamından sonra pek çok kıyam, Allah resulü (sav) hanedanı adına başladı, ku bunlara Muhtar Sakafi ayaklanması, Tevvabeyn kıyamı ve Zeyd Bin Ali kıyamını örnek verebiliriz. Aşura kıyamı tarih boyunca da etkisini sürdürdü ki bunun da en somut örneği İran'da İslam inkılabıydı. Bu inkılap imam Hüseyin'den (sa) esinlenerek o hazretin gerçek izleyenlerinden birinin önderliğini zafere ulaştı. İslam inkılabı önderi imam Humeyni (ra) Aşura kıyamı ile İslam inkılabı benzerliği hakkında şöyle diyor:
Asri saadette adalet ve özgürlük öncüsü Allah resulü'nün (sav) rihletinden sonra Emevilerin sapkınlıkları yüzünden İslam, zalimlerin eline düşmüş ve adalet canilerin ayakları altında çiğnenmeye başlamıştı ki Seyyidi Şühada (sa) Aşura kıyamını başlattı ve kendini ve en yakınlarını feda ederek İslam ve adaleti kurtardı. Bizim çağımızda da Pehlevilerin sapkınlığı yüzünden onları ve patronları İslam'ı ve maslahatını yutmak üzereydi ve adalet ve özgürlük, diktatörlüğün çizmeleri altında ve riyakarlıklarla yok olmak üzereydi ki, 12 muharrem 1383'te başlayan büyük İran milletinin kıyamı, sonuca ulaştı ve milletin bu fedakarlığı İran tarihinde büyük bir değişimin başlangıcı oldu.