Üstat Murtaza Mutahharî'nin eşine karşı davranış tarzı
"Perşembe ve cuma günleri Kum şehrine giderlerdi. Ben elbiselerini yıkar, odasını temizler ve dönmesini beklerdim. Kısacası; onun sefa, samimiyet, muhabbet ve takvasından ne kadar bahsetsem, yine de az söylemiş olurum. Evin bütün sorunlarından haberi olurdu ve çoğu işlerde bana ve çocuklara yardım ederdi. Çoğu zaman sabah çayını kendisi demlerdi. Bütün hayatım boyunca bir kere olsun "Bana bir bardak su getir." dediğini hatırlamıyorum. Kadınlara yapılan zulüm ve haksızlıktan yakınırdı. Sürekli, "Kadın sömürülmemelidir." derdi."
"Birbirimize karşı davranışlarımız saygı ve samimiyete dayalıydı. Kendisi, hanımlara karşı çok saygılıydı ve hep şöyle derdi: "Toplumumuzda kadın çok sömürülüyor." Bir keresinde merhum Allâme Tabatabaî'nin tedavisi için birlikte yurtdışına gitmiştik. Bazı üniversiteli kızlar yanımıza geldiler ve kendisine şöyle dediler: "İslâm uleması, hanımlarına pek saygı göstermiyorlar. Onlara seslenirken dahi isimleriyle değil, saygısız ifadelerle sesleniyorlar. Onları hiçbir işe karıştırmıyorlar."
"Ağa (Şehit Mutahharî) onlara, "Hayır, sizin düşündüğünüz gibi değil." dedi ve onlar için İslâm'da kadın haklarından bahsetti. Ezcümle şöyle dedi: "İslâm, kadınlara çok hak tanımıştır. Hatta bırakın diğer işleri, kendi çocuğuna süt vermesini bile kadının görevlerinden saymamıştır."
"Yine hatırlıyorum, "İslâm'da Kadın Hakları Düzeni" kitabını yazarken bazen bu konuda benimle sohbet ederdi. Kadınlara yapılan zulümden rahatsızlığını dile getirir, bunu erkekler için bir ayıp olarak görürdü. Elbette onun Müslüman kadın hakkındaki görüşünü, yazdığı kitaplardan elde edebilirsiniz."
“Ben, Kur'an ve Arapça'yı ondan öğrendim. Çocuklar da Arapça ve başka dersleri ondan öğrendiler. Birkaç yıldı ki ben Arapça'yı biraz unutmuştum. Son zamanlarda bizim için evde "Camiu'l-Mukaddemat" kitabından bir ders koydu. Bu derse ben, kızlar, damatlarımızdan biri ve oğullarımız katılıyordu. Onun ne kadar şefkatli olduğunu anlatmam mümkün değildir. Bunu bir tek Allah bilir. Aramızda olağanüstü bir sevgi ve muhabbet vardı. Sözlerinin arasında sık sık arifler ve Allah dostlarından bahsederdi. Direkt bana söylemeden sade ve anlamlı misallerle beni takva ve fazilete davet ederdi…”
ZEHRANET